İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, 18 Ocak 2025'te diploması iptal edilip bir gün sonra gözaltına alınan ve tutuklanan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla açılan ceza davasında dördüncü kez hakim karşısına çıktı. İmamoğlu'nun ek savunma yaptığı dava, 6 Temmuz 2026'ya ertelendi. Mahkeme heyeti, İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından reddedilen iptal davasının gerekçeli kararının kesinleşmesinin bekleyeceğini aktardı.
Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi kampüsünde görülen duruşma bir saat gecikmeyle saat 11.00’de başladı. Ekrem İmamoğlu duruşma salonuna yoğun alkışlar eşliğinde girdi. Duruşmayı İmamoğlu’nun ailesi, CHP’li milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve İmamoğlu’nun üniversite arkadaşları dahil çok sayıda yurttaş takip etti.
İmamoğlu duruşmada ek savunma yaptı. Diplomasının ramazan ayında iptal edildiğini, "Umuyorum bu güzel ayda, kalbi kötülüklerle dolu, ağza alınmayacak kirli dile sahip en üst makamlara gelmiş insanların diline terbiye gelir. Bu ülkede yargı adına görev yapan insanların da iftiranın, insanların arkasından iş çevirmenin, kumpas kurmanın, tuzak kurmanın, işkence yapmanın, insanların çoluğuna çocuğuna, ailesine, kadına, erkeğe, gence göz dikmenin ne kadar ahlaksız bir tutum olduğunun hissetmesini, hissettirilmesini diliyorum" dedi.
İddianameyi "Skandal ötesi" olarak niteleyen İmamoğlu, "Yaklaşık 16 aydır iktidarın başındaki zihniyetin talimatı ve İstanbul’a konumlanmış bir avuç muhteris ile yürütülen operasyonlar ve davalar zinciri, tarihte görülmemiş bir yargı skandalı dönemi ülkemize yaşatmıştır. Milletimize maliyeti, maddi ve manevi olarak büyük olmuştur. 19 Mart darbesinin maliyeti 250 milyar doları aşmıştır. Devletin kurumları ve yargı eliyle kumpaslar, işkenceler, aileye, namusa, iffete, ahlaka el uzatma, insanları lekeleyen düzen ile hem hallolmuş bir dönem yaşanmıştır" diye konuştu.
"Evrakta sahtecilik" davasının da böyle bir dönemde "Çöp bir iddianame" ile açıldığını söyleyen İmamoğlu, iki celseden sonra hakimin değiştirildiğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtti. İmamoğlu, "Utanç verici iddianameyi yazan savcı ise sözüm ona amacına ulaşmış, terfi ettirilerek İstanbul’da bir ilçenin başsavcı vekili konumuna getirilmiştir. Bilinmelidir ki, bu konu ne diplomadır ne de yolsuzluk davalarının komikliğine, korkunun vesile olduğu yargı sefaletine bakınız: Ahmak, çirkin, casusluk, diploma iptali, diploma evrakta sahtecilik, savcıya, bilirkişiye hakaret… Rezalet, rezalet, rezalet. Bütün bunların ana sebebi nedir biliyor musunuz? Çok net: Korku!" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, korkunun neenini ise şöyle açıkladı: "İktidarın başındaki zihniyete karşı dört seçimi milletin oylarıyla kazandığım için ve cumhurbaşkanı adayı olarak önümüzdeki seçimi kazanacağımı gördükleri için, seçimi yaşamadan, rakibinden korkunun ve her yolu mübah gören anlayışın kirli tezgahlarından dolayı buradayım. Toplumun yüzde 80’i artık adalete inanmıyor. Bu kötü zihniyet sadece haysiyetli ailelere saldırı yapmıyor, diplomamı iptal etmiyor; milletimizin en temel hakkı olan demokratik yolla iktidarı değiştirme iradesi de gasbediliyor, millete gözdağı veriliyor. Malına, mülküne, tapusuna, bütün varlığına istediğinde el koyarım diyen mesaj veriliyor ve el konuyor. Olan milletimizin geleceğine oluyor."
İmamoğlu, "O bir avuç muhtarı size sesleniyorum: Bu makamlar, liyakatle, alın teri ile elde edilmiş makamlar değildir. Siz kaçacaksınız ama Türk milletinin iradesi, feraseti, adalet duygusu, inancı sizi hiç peşinizi bırakmadan kovalayacak. Sandık gelecek, gong çalacak; bu fetret devri sona erecek. 86 milyon yurttaşımız kazanacak. Her türlü haksız kazanımlarınızın, yanlış iş ve işlemlerinizin hesabını adil mahkemelerde veriyor olacaksınız. Kulaklarınıza küpe olsun: Yaşadıklarınız, makamlarınız, yaşattıklarınız sahtedir, sahteciliktir" ifadelerini kullandı.
Tarihte koltuğunu kaybetmekten korkanların yolunun hep "sahtecilik" olduğunu ifade eden İmamoğlu, "Koltuk düşkünü olanların koltuğunu korumak için ortaya koydukları yöntem her zaman sahtecilik olmuştur, ahlak dışı yöntemler olmuştur. Dosya üretenler, manşet üretenler; TRT, Anadolu Ajansı, itibarsız ve kişiliksiz sözcüler; medya kuruluşlarının içindeki tetikçiler… Bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını yakın tarihte görebilirsiniz" diye konuştu.
"Ben buradayım; ben gerçeğim" diyen İmamoğlu, "Gerçekten doğum belgeme ne zaman dava açacaklar diye merak ediyorum… Hayatımı gerçek bir şekilde yaşadım. Karanlık ilişkilerim olmadı. Beni gidin, İstanbul’un her semtinde kurulan pazarlardaki pazarcılara sorun. Gidin esnaf lokantalarına girin, komilere sorun, garsonlarına sorun. Beni İstanbul’un sokaklarına sorun, caddelerine sorun, meydanlarına sorun, evlerine sorun. Beni ilkokul, lise, ortaokul, üniversite arkadaşlarıma sorun; iş dünyasındaki arkadaşlarıma sorun. Allah’ıma şükür, referanslarım çok kuvvetli. Ben gerçeğim. Ne sahteyim ne sahteciyim" diye devam etti.
Defalarca “Hak yemem, hakkımı da yedirmem” dediğini haıtlatan İmamoğlu, "Hırsızlara, seçimi çalanlara, özgürlüğümü çalanlara karşı mücadele ettim. Kazandım, mücadele ediyorum, yine kazanacağım. Ben işimi, hesabımı milletin önünde yaparım. Kazanırsam çalışırım, kaybedersem kazananı tebrik eder, ceketimi alır giderim. Allah’a şükür, bugüne kadar da kaybetmedim. Benim siyasetimde hile yoktur. Yolumda pusu yoktur. Dilimde iftira yoktur, sahtecilik yoktur. Bunu bir tek sahtekarlar anlayamaz. Ruhunda sahtekarlık olan beni dinler ama anlamaz. Ekrem İmamoğlu dürüsttür, ahlaklıdır, namusludur" dedi.
Savunmasından sonra İmamoğlu’nun avukatları taleplerini iletirken savcı ise İstanbul 5. İdare Mahkemesindeki iptal davasının sonucunun kesinleşmesinin beklenmesini talep etti. İmamoğlu’nun avukatları bu karara itiraz etmesine rağmen hakim, İdare Mahkemesinin gerekçeli kararının kesinleşmesini bekleyeceğini aktardı. Dava 6 Temmuz 2026 saat 10:00’a ertelendi.
CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, duruşma sürerken sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bu davayı, "Tutuklu olarak dahi Ekrem Başkan’ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacağını bilenlerin, aday olma ön koşulunu ortadan kaldırmayı amaçlayan kumpas davası" olarak niteledi.
Günaydın, "Bu süreçte yaşanan açık hukuksuzlukların kısa özeti aşağıdadır" diyerek şunları sıraladı
"1- İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanlığının, CİMER’e yapılan başvurular üzerine, defalarca diplomanın yasallığını ifade etmesine rağmen, yetki ve görev gaspı yapılarak, diploma İÜ Yönetim Kurulu tarafından iptal edilmiştir.
2- Ekrem İmamoğlu avukatları, hukuka aykırı idari işlemin iptali için dava açmışlar, davayı gören istanbul 5. idare Mahkemesi heyeti, öncelikle onlarca maddelik müzekkere yazarak konunun hukuki çerçevesini ortaya çıkarmayı amaçlamıştır.
3- YÖK, bu çerçevede kendisine verilen 30 gün süre içerisinde mahkemeye cevap vermemiş, beklemiştir.
4- Eş zamanlı olarak, doğal hakim ilkesinin aleyhine, Mahkeme Başkanı ve bir üyenin tayini çıkarılmış, böylece üç kişilik heyetten geride bir kişi kalmıştır.
5- Heyet değişimi sonrası YÖK cevabını mahkemeye göndermiş, nöbetçi heyet yürütmenin durdurulması istemini reddetmiştir.
6- İstanbul 5. İdare Mahkemesinde görülen duruşmada, üniversite avukatları, 1990 yılının İÜ yönetimini suçlamış, Ekrem İmamoğlu’na atfedilen bir suç olmadığını ifade etmişlerdir.
7- 5. İdare Mahkemesinin atanan heyeti, yani Ekrem İmamoğlu'nun duruşmalarına çıkan üçüncü heyet, 32 yıl evvelki diplomayı iptal eden skandal bir karara imza atmıştır.
8- Aynı soruşturma dosyasına giren tek bir inceleme dosyası ile 41 kişi yatay geçiş nedeniyle şüpheli konumuna sokulmuşken, yalnızca Ekrem Başkan hakkında ayırma (tefrik) kararı verilmiş ve kararın ertesi gün yine yalnızca Ekrem Başkan hakkında istanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmiştir.
9- Evrakta sahtecilik iddianamesini hazırlayan savcı, bir ilçe başsavcı vekili olarak terfi ettirilmiştir.
10- Başlayan ceza davasında, bir başka hukuki skandala daha imza atılarak, idari yargı davası, ceza davası için bekletici sorun (mesele-i müsterihe) sayılmıştır.
11- Bugün görülen duruşmada, hakim, idari yargıda ilk derece mahkemesi (5. İdare Mahkemesi) kararının verildiğini, ancak kararın kesinleşmediğini ifade etmiştir."
Günaydın, "Yargı süreçleri, siyasetin zamanlamasına göre yürüyor, bekliyor, hızlanıyor. Burada sayılan, buraya sığmayan hukuka aykırılıkların her biri, herhangi bir hukuk devletinde asla kabul edilemeyecek aykırılıklardır. Süreç, demokratik yolla iktidarın değiştirilmesi iradesinin açıkça gasbıdır. Tarih her şeyi kaydediyor. Demokrasiden ve hukuktan yana olanlar ise tarih yazmaya devam ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
İmamoğlu hakkında 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası ve siyasi yasak talep edilen davanın 8 Aralık’ta yapılan son duruşması öncesi kasım 2025'te, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Ali Doğan, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararnamesiyle Maraş'a atanmıştı. Doğan, İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan'ın duruşmaya müdafi sıfatıyla SEGBİS ile bağlanmasını kararlaştırmıştı. İmamoğlu bu kararla ilgili "Hakim Ali Doğan Bey size lekesiz bir dosya bıraktı. Allah onu korusun, yolu açık olsun" demişti.
Duruşmada İmamoğlu’nun idare mahkemesinde diploma iptaline karşı yürütmeyi durdurma istemiyle açtığı davanın sonucunun beklenmesine karar verilmişti. Kararın ardından mahkemede konuşan İmamoğlu, "Yargılamaya niyetiniz yok sayın hakim. Çok yazık" diyerek tepki göstermişti.
İstanbul 5. İdare Mahkemesi, 23 Ocak tarihinde, İmamoğlu'nun üniversite diplomasının iptal edilmesine karşı açtığı davanın reddedilmesine oy birliğiyle karar vermişti. Kararda, aradan geçen 35 yıla rağmen idarenin "açık hata" gerekçesiyle işlemi geri alabileceğine hükmedilmişti. Davanın duruşması 15 Ocak'ta görülmüş ve jandarma, adliye çevresinde ve dışında bekleyen kalabalığa cop ve TOMA ile müdahale etmişti.
İmamoğlu, iadere mahkemesinde duruşmada, "18 Mart, yani 19 Mart operasyonundan bir gün önce, diplomam iptal ediliyor. Ne büyük tesadüf! Başvuru belgemde ne gizleme var ne de başka bir şey. Hatta fazla bilgi var. Bütün bu süreçlerden geçmiş bir belgenin yok sayılmasını kabul etmiyorum. Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilan ettikten sonra 35 yıldır geçerli olan diplomam iptal edilmiştir. 35 yıl boyunca susan idare neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir" ifadelerini kullanmıştı.
Kaynak:Evrensel