"Yangın, kuraklık, ölüm.. Ve direniş" 2025 Almanak'a Sunuş
Yazının Giriş Tarihi: 08.04.2026 21:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.04.2026 21:53
Geçtiğimiz yıl kentim ve Türkiye açısından olduğu kadar kendim için de zorlu süreçlerin yaşandığı bir yıl oldu. 2025’e hapis yolunun görünmesiyle girerken yine aynı şekilde hapis yolunun görünmesiyle çıkmış oldum. Nazi kampı benzeri koşullardaki Bursa cezaevinde memlekette olanları takip etmeye çalışmanın zorluğu içindeyken barış sürecinin başlamasını takip eden 19 Mart İBB operasyonuyla birlikte ben yokken siyaset epey kızışmıştı. Yakınlarımın bu süreçte hapiste olmamı iyi niyetle okuyarak “Dışarıda olsaydın da zaten tutuklanırdın” demeleri ne yazık ki bir gerçek. Çünkü bu kentte ne zaman böyle bir süreç yaşansa, en önde gözaltına alınan, tutuklananlardan olduğum aşikar. İşte yine benzeri koşullarda bu yazıyı kaleme alıyorum.
Tam 10 yıl önce, 2015 yılında metal fırtına tüm kenti kasıp kavururken, kent mücadelesi zirvedeyken ve demokrasi mücadelesi en öndeyken bir almanak hazırlamaya çalışmıştım. Almanakları önemserim, çeperleri ne olursa olsun değerlerin hafızasını tutan önemli çalışmalardır. 10 yıl önce ekonomik nedenlerle bu çalışmayı hayata geçirememiştik fakat Bursa için önemli kırılımların yaşandığı, yangınlar, susuzluk ve 19 Mart süreci gibi ülkeyi derinden sarsan bir yılda almanak hazırlamayacaksak, ne zaman hazırlayacağız?
Bu çalışmada her biri birbirinden değerli 32 ismin 2025’e dair değerlendirme yazılarını bulacaksınız. Ayrıca Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın yanı sıra Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı Genel Sekreteri Emre Feza Sosyal’la yapılan röportajları göreceksiniz. Emek mücadelesi, çevre mücadelesi, kadın ve LGBTİ+ mücadelesi, eğitim ve sağlık hakkı değerlendirmelerinin yanı sıra sivil topluma ve engellilerin durumuna ilişkin geniş bir izlek çizmeye çalıştık bu çalışmada. Maksadımız, kentin hafızasına bir parça bile olsa katkıda bulunmak, mücadelenin hafızasını güçlendirmek.
“Yangın, kuraklık, ölüm.. Ve direniş” çünkü
Geçtiğimiz yılı anlatan bir yıllık hazırlarken başlığı düşünmek için maalesef ki çok zaman harcamadım.
Liyakatten yoksun, piyasacı politikalar varken; 20 yılı aşkın süredir doğal afetleri önlemek bir yana dursun, sebebi olacak icraatları gerçekleştiren; orman yangınlarına, sellere, depreme karşı hiçbir afet politikası oluşturmayan AKP iktidarı varken ne yazacaktık? Elbette yangın…
Neo liberal politikalarla çevreyi sonsuz talana açan, HES’lerden maden sahalarına memleketin altını üstüne getiren talancı şirketlerin önünü açan 20 yılı aşkın süredir tek başına iktidar olan AKP varken ne yazacaktık? Elbette kuraklık, susuzluk…
20 yılı aşkın süredir sermayeye sonsuz yetki, sonsuz iltimas, emekçiye açlığı reva gören; ‘grevleri yasaklıyoruz’ diyerek övünen AKP iktidarı varken, kamu emekçilerine sefaleti, halka yoksulluğu, sermayeye ise cezasızlık, denetimsizlik, sonsuz serbestlik gösteren AKP iktidarı varken ne yazacaktık? Elbette ölüm…
Yine 20 yılı akın süredir uyguladığı gerici politikalarla kadını aileye hapsetmeye çalışan, özgürlüğü değil itaati, geleceği değil aileyi reva gören AKP iktidarı varken; önleyici ve korumacı politikalar yerine cezasızlığı ve tedbirsizliği büyüten, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen AKP varken ne yazacaktık? Elbette ölüm…
Ve direniş…
Sunuş dedik ya, milyonlarca yurttaşın oyuyla Cumhurbaşkanı Adayı olan Ekrem İmamoğlu saray operasyonuyla tutuklanarak görevden uzaklaştırılmışken, aday olmasının önüne engel koymak için her türlü hileye başvuruluyorken, belediyelere kayyumlar atanırken, halkın seçme ve seçilme hakkı fiilen saray iktidarı ve onun siyasal yargısı eliyle elinden alınırken ne sunacaktık? Elbette direniş…
İşçiye açlığı, kamu emekçisine sefaleti, kadın ve LGBTİ+’lara ölümü, doğaya talanı, gençlere baskıyı reva gören bu saray iktidarına karşı hak, hukuk, adalet, demokrasi mücadelesi veren bir halk varken neyi sunacaktık? Elbette direniş…
Bursa Muhalif gazetesi olarak tek bir gayemiz var. Nerede bir kıvılcım varsa onun umuduna yoldaş olmak. Tam 13 yıldır, çok büyük mücadelelere de yoldaş olduk, en küçük kıpırdamaya da yoldaş olduk. Türkiye’nin dört bir yanında işçiye, köylüye, öğretmene, öğrenciye, sağlıkçıya, kadına, onuru için mücadele eden kim varsa karşısına dikilen; copu, kalkanı, tomayı reva gören bu ceberrut saray iktidarı devrilene kadar, halkın iktidarı kurulana kadar da yoldaş olmaya devam edeceğiz.
Saray kaybedecek, halk kazanacak.
Dostlukla…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ozan Kaplanoğlu
"Yangın, kuraklık, ölüm.. Ve direniş" 2025 Almanak'a Sunuş
Geçtiğimiz yıl kentim ve Türkiye açısından olduğu kadar kendim için de zorlu süreçlerin yaşandığı bir yıl oldu. 2025’e hapis yolunun görünmesiyle girerken yine aynı şekilde hapis yolunun görünmesiyle çıkmış oldum. Nazi kampı benzeri koşullardaki Bursa cezaevinde memlekette olanları takip etmeye çalışmanın zorluğu içindeyken barış sürecinin başlamasını takip eden 19 Mart İBB operasyonuyla birlikte ben yokken siyaset epey kızışmıştı. Yakınlarımın bu süreçte hapiste olmamı iyi niyetle okuyarak “Dışarıda olsaydın da zaten tutuklanırdın” demeleri ne yazık ki bir gerçek. Çünkü bu kentte ne zaman böyle bir süreç yaşansa, en önde gözaltına alınan, tutuklananlardan olduğum aşikar. İşte yine benzeri koşullarda bu yazıyı kaleme alıyorum.
Tam 10 yıl önce, 2015 yılında metal fırtına tüm kenti kasıp kavururken, kent mücadelesi zirvedeyken ve demokrasi mücadelesi en öndeyken bir almanak hazırlamaya çalışmıştım. Almanakları önemserim, çeperleri ne olursa olsun değerlerin hafızasını tutan önemli çalışmalardır. 10 yıl önce ekonomik nedenlerle bu çalışmayı hayata geçirememiştik fakat Bursa için önemli kırılımların yaşandığı, yangınlar, susuzluk ve 19 Mart süreci gibi ülkeyi derinden sarsan bir yılda almanak hazırlamayacaksak, ne zaman hazırlayacağız?
Bu çalışmada her biri birbirinden değerli 32 ismin 2025’e dair değerlendirme yazılarını bulacaksınız. Ayrıca Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın yanı sıra Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı Genel Sekreteri Emre Feza Sosyal’la yapılan röportajları göreceksiniz. Emek mücadelesi, çevre mücadelesi, kadın ve LGBTİ+ mücadelesi, eğitim ve sağlık hakkı değerlendirmelerinin yanı sıra sivil topluma ve engellilerin durumuna ilişkin geniş bir izlek çizmeye çalıştık bu çalışmada. Maksadımız, kentin hafızasına bir parça bile olsa katkıda bulunmak, mücadelenin hafızasını güçlendirmek.
“Yangın, kuraklık, ölüm.. Ve direniş” çünkü
Geçtiğimiz yılı anlatan bir yıllık hazırlarken başlığı düşünmek için maalesef ki çok zaman harcamadım.
Liyakatten yoksun, piyasacı politikalar varken; 20 yılı aşkın süredir doğal afetleri önlemek bir yana dursun, sebebi olacak icraatları gerçekleştiren; orman yangınlarına, sellere, depreme karşı hiçbir afet politikası oluşturmayan AKP iktidarı varken ne yazacaktık? Elbette yangın…
Neo liberal politikalarla çevreyi sonsuz talana açan, HES’lerden maden sahalarına memleketin altını üstüne getiren talancı şirketlerin önünü açan 20 yılı aşkın süredir tek başına iktidar olan AKP varken ne yazacaktık? Elbette kuraklık, susuzluk…
20 yılı aşkın süredir sermayeye sonsuz yetki, sonsuz iltimas, emekçiye açlığı reva gören; ‘grevleri yasaklıyoruz’ diyerek övünen AKP iktidarı varken, kamu emekçilerine sefaleti, halka yoksulluğu, sermayeye ise cezasızlık, denetimsizlik, sonsuz serbestlik gösteren AKP iktidarı varken ne yazacaktık? Elbette ölüm…
Yine 20 yılı akın süredir uyguladığı gerici politikalarla kadını aileye hapsetmeye çalışan, özgürlüğü değil itaati, geleceği değil aileyi reva gören AKP iktidarı varken; önleyici ve korumacı politikalar yerine cezasızlığı ve tedbirsizliği büyüten, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen AKP varken ne yazacaktık? Elbette ölüm…
Ve direniş…
Sunuş dedik ya, milyonlarca yurttaşın oyuyla Cumhurbaşkanı Adayı olan Ekrem İmamoğlu saray operasyonuyla tutuklanarak görevden uzaklaştırılmışken, aday olmasının önüne engel koymak için her türlü hileye başvuruluyorken, belediyelere kayyumlar atanırken, halkın seçme ve seçilme hakkı fiilen saray iktidarı ve onun siyasal yargısı eliyle elinden alınırken ne sunacaktık? Elbette direniş…
İşçiye açlığı, kamu emekçisine sefaleti, kadın ve LGBTİ+’lara ölümü, doğaya talanı, gençlere baskıyı reva gören bu saray iktidarına karşı hak, hukuk, adalet, demokrasi mücadelesi veren bir halk varken neyi sunacaktık? Elbette direniş…
Bursa Muhalif gazetesi olarak tek bir gayemiz var. Nerede bir kıvılcım varsa onun umuduna yoldaş olmak. Tam 13 yıldır, çok büyük mücadelelere de yoldaş olduk, en küçük kıpırdamaya da yoldaş olduk. Türkiye’nin dört bir yanında işçiye, köylüye, öğretmene, öğrenciye, sağlıkçıya, kadına, onuru için mücadele eden kim varsa karşısına dikilen; copu, kalkanı, tomayı reva gören bu ceberrut saray iktidarı devrilene kadar, halkın iktidarı kurulana kadar da yoldaş olmaya devam edeceğiz.
Saray kaybedecek, halk kazanacak.
Dostlukla…