Türk Metal üyesi bir işçi
On yılı aşkın süredir Türk Metal Sendikasının örgütlü olduğu bir fabrikada çalışıyorum. Fakat gel gelelim üç ayrı taşeron şirket fabrikada cirit atıyor, kadrolu işçiler iki yıllık bir süreç içerisinde adım adım işten çıkartılıyor. Buna rağmen sendikanın hiçbir şeye ses çıkardığı, işçiyi savunduğu yok. 10-15 yıllık işçilerin bile ‘‘Sendikanın bir faydasını görmedim, sendikaya gerek bile yok” dedikleri bir tablo mevcut. Fabrika yönetimi ise işçilerin büyük çoğunluğunun taşeron firmaya bağlı olmasının rahatlığı ile aylardır ne bir baret ne lift kullanma belgesi veya en ufak iş güvenliği ekipmanını dahi işçiye sağlamıyor. Sendika temsilcisini ise molalarda çay içerken görüyoruz ancak. Harici bir denetim yaptığı, ilgilendiği yok. Taşeron işçiler sendikaya üye olsa ertesi günü işten atılıyor. Öyleyse sormak lazım sendika biz işçinin güvencesi mi yoksa patronun tepemizde gezdirdiği sopa mı?
Şimdi bazı arkadaşlar diyecekler ki sen Türk Metal’i mi kötülüyorsun? Hayır! Türk Metal kendini kötülüyor. Adı fark etmeksizin bu şekilde yapan tüm sendikalar kendini kötülüyor. İşçinin mücadele azmini köreltiyor. Halbuki olması gereken işçinin mücadele kültürünün oluşmasıdır. Bu da işçilerin örgütleri ile mümkündür. Sendika da bu alanda en önemli araçtır.
Önümüz 1 Mayıs işçi sınıfın en şanlı günü. Asgari ücret görüşmelerinde masaya oturmayarak bizi nasıl sattılar ise geçtiğimiz 1 Mayıslar da dahil olmak üzere hiçbir 1 Mayıs’ta diğer emek örgütleri ile ortaklaşmayıp kendi üyesi olan işçileri de başka bir alanda yürüttüğü bu sendika bu yıl da aynı şeyi yapacak mı merak ediyorum. Sendikalar arası rekabet patronlara fayda sağlarken Soruyorum size ayrı ayrı kutlanan 1 Mayıs’ın faydası kime?
Biz isçiler olarak kendi emek örgütlerimizi sahiplenmedikçe, kendi mücadelemizin başrolü olmadıkça da bu durumun çözüleceğini düşünmüyorum.
Kaynak: Haber Merkezi