CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasının ardından başlatılan “Millet iradesine sahip çıkıyor” mitinglerinin Türkiye ayağının bu haftaki durağı Sakarya oldu.
106'ncı mitingde Adapazarı Demokrasi Meydanı’nı dolduran yurttaşlar, 400 gündür Silivri Cezaevinde tutulan İmamoğlu başta olmak üzere tüm seçilmişlerin serbest bırakılmasını talep etti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mitingde yaptığı konuşmada, "Sakarya'ya sırtımızı dönmedik. Hep sevdik, hep Sakarya için iyi şeyler söyledik. Sakarya'nın seçtiklerine, tercihlerine saygı duyduk. Gün geldi, bugünü gördük, Sakarya'da 2 milletvekiline ulaştık. Bundan sonra bir daha bırakmayacağız. Sakarya 2 milletvekiliyle partimizde temsil edilirken Parti Meclisimizde de 2 Sakaryalıyla temsil ediliyor. Bu şu demek. CHP, Sakarya'yı dinliyor, Sakarya için çalışıyor" dedi.
Zamanında Sakarya'nın "Sağın kalesi" ya da "AK Parti'nin kalesi" olarak anıldığını hatırlatan Özel, "Artık dönem kardeşlik dönemidir, geçim dönemidir, yoksulluktan, işsizlikten hep birlikte kurtulmak, çiftçinin köylünün yüzünü güldürmek, halktan yana işler yapmanın zamanıdır. Bunun için bundan sonra Sakarya, yorulmuş bir iktidarın, yandaş kayıran, vatandaşı unutan bir iktidarın, sorun çözmeyen bir iktidarın, emekliyi 20 bin liraya, emekçiyi 28 bin liraya mahkum eden bir iktidarın kalesi olamaz. O kale siyaseti bitmiştir. Sakarya bundan sonra milletin kalesidir" diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den Sakarya’ya yolladığı mektubu CHP Sakarya İl Başkanı Oğuz Can Curoğlu okudu. İmamoğlu, mektubunda şu ifadeleri kullandı:
“Cesaret ve umudun güzel şehri Sakarya, benim canım hemşerilerim; değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, geleceğimizin teminatı gençler ve güler yüzlü çocuklar... Sizleri hasretle selamlıyorum, her birinize tek tek sarılıyorum. Örgütümüzün güçlü iradesini temsil eden il başkanımız Oğuz Can Curoğlu’na ve yürüttükleri kararlı mücadele için kendisinin şahsında tüm örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum. Sevgili vatandaşlarım; biz, bu aziz topraklarda eşitlik ve kardeşlik içinde yaşamak isteyen, hak yemeyen ama hakkını da yedirmeyen, büyük ve şerefli bir milletiz. Kimse açta açıkta kalmasın, güçlü zayıfı, haksız haklıyı ezmesin isteriz. Kimsenin hakkı kimseye geçmesin diye dua ederiz. Adalet, bizim karakterimizin, maneviyatımızın özüdür; adalet bizim için devletin temelidir, varlık sebebidir. Her kim ki milletten aldığı yetkiyi haksız ve adaletsiz kullanır, o milletin ve devletin en büyük düşmanıdır. Her kim ki gördüğü adaletsizliğe susar, seyirci kalır; o en ağır, en büyük vebali üstlenir.”
“Bugün ülkemizde, adaletsizliğin ve keyfiliğin iktidarı hakimdir. Milletten aldığı yetkiyi kötüye kullanarak siyasi rakibini yok etmeye çalışan, vatandaşın seçme ve seçilme hakkını gasp etmeye kalkışan bir avuç insan, kendilerini devletin sahibi ilan etmiştir. Milletimizi yokluğa, yoksulluğa, güvencesizliğe ve adaletsizliğe mahkûm eden bu iktidara; devletin sahibi olmadıklarını ve olamayacaklarını göstereceğiz. Bu ülkede kurumlar ve kurallar hâkim olacak, birtakım partiler ya da şahıslar değil. Bunun arası, ortası yok. Bu ülke, milletin özgür ve adil seçimlerle çizdiği istikamette yürüyecek, bir şahsın ‘tensipleriyle’ hareket etmeyecek. Bunun ‘ama’sı, ‘fakat’ı yok. Bu ülkenin zenginlikleri ve bu devletin imkanları herkese adaletli bir biçimde dağıtılacak. Kimse, suyun başını tutanların insafına bırakılmayacak. Biz böyle adaletli, böyle insanca, hakça bir düzeni kurmak istediğimiz için hapisteyiz. Suyun başını tutmuşlarla gizli kapaklı ortaklıklar kurmadığımız, milletin hakkını millete vermekten başka bir seçeneği asla kabul etmediğimiz için zindandayız. Biz, Silivri Mahkemesinde bir kumpası deşifre etmekle yetinmiyoruz; biz o mahkemede aynı zamanda halkçı, icraatçı, ahlaklı kamu yöneticiliği nasıl olurmuş, milletin hakkı nasıl korunurmuş, onun dersini veriyoruz.”
“İddianame adı altında karşımıza çıkarılan yalanlara ve iftiralara karşı gerçekleri anlattıkça, tarihte hiçbir örneği olmayan şekilde, 6 yılda iki bine yakın inceleme ve teftiş geçirdiğimiz halde, neden tek bir yanlışımızı bulamadıkları ortaya çıkıyor. Bulamadılar; çünkü hiçbir yanlışımız yok. Çünkü, sadece milletin parasını millet için kullanma ahlakı ve özeniyle hareket ettik. Yönetime gelince, ‘Sıra bizde, suyun başını biz tutacağız’ demedik. ‘Bu şehrin, bu ülkenin nesi varsa milletindir’ dedik ve gereğini yaptık. Ayırmaya, kayırmaya asla geçit vermedik. Ülkeyi de böyle yöneteceğiz. Baştan sona adaletle işleyen, çok bereketli bir düzen kuracağız. Herkesin daha iyi, daha rahat, daha özgür yaşamasını hedefleyecek, bu yeni düzenin hiçbir yerinde partizanlık barındırmayacağız. Vatandaşın inancıyla, fikriyle, yaşam tarzıyla değil; refahıyla, mutluluğuyla, emeğinin karşılığını alıp almamasıyla ilgileneceğiz. Bir kişinin aklıyla değil, milletin aklıyla hareket edeceğiz. O pazar günü gelecek; devletin gücünü kendi gücü zannedenlere millet sandıkta hadlerini bildirecek. Herkes, hayalini kurduğu, özlemini duyduğu, hak ettiği hayata kavuşacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”
Kaynak: Haber Merkezi