Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

Özgür Özel, Erdoğan'a meydan okudu: Gel İstanbul’da seçimleri yenileyelim

"Eğer Erdoğan varsa, ben İstanbul seçimlerinin yenilenmesine varım. 29 Mart Pazar günü İstanbul’da seçimleri yenileyelim. Gel yarışalım. Seçimi sen kazanırsan, ben yokum. Ben kazanırsam, erken seçime gidelim. Var mısın?"

Haber Giriş Tarihi: 29.01.2026 15:30
Haber Güncellenme Tarihi: 29.01.2026 15:41
Kaynak: Haber Merkezi
Haberyazilimi.com
Özgür Özel, Erdoğan'a meydan okudu: Gel İstanbul’da seçimleri yenileyelim

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİP'in 4. Olağan Kurultayı’nda yeniden Genel Başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu’nu İYİP Genel Merkezinde ziyaret etti. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Özel, 'Aziz İhsan Aktaş' davasının sürdüğünü hatırlatarak hem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hem de MHP lideri Devlet Bahçeli'ye duruşmaların canlı yayınlanmasından neden vazgeçildiğini sordu.

Erdoğan'a seslenen Özel, "Eğer Erdoğan varsa, ben İstanbul seçimlerinin yenilenmesine varım. Eğer Erdoğan’a, Ekrem Başkan’ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan’ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29’unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu’dur. İddia ediyorum ki 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız. Gelsinler, o seçimi yenileyelim. Bir tek şartım var. Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını" diye konuştu.

Devişoğlu sürece "İhanet", komisyona "Güruh" dedi

Müsavat Dervişoğlu, basın toplantısındaki konuşmasında "süreç" için "Çözüm süreci adı verilen ihanet projesi" ve "İmralı partisinin Türkiye'nin toplumsal hatlarına döşediği mayınlara ortak olmamak gerekmektedir" ifadesini kullandı.

Süreç kapsamında Mecliste kurulan ve İYİP'in katılmayı reddettiği komisyona dair ise "İsminde milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi olan korsan yapıdan bugün geriye, bir katile demokrasi havarisi gömleği giydirmeye çalışan, dönemini tamamlamış bir terör örgütüne gereksiz yere kredi açan bir güruh kalmıştır" dedi.

Özel: Olmadığımız komisyondan korkmak lazım

Özgür Özel ise İYİP ve CHP arasındaki ilişkinin dostça olduğunu belirtip, Dervişoğlu için "Abi ve kardeş hukuku içindeyiz. Son bir yılda CHP çok zor günlerden geçti. En kötü günümüzde acımızı ilk paylaşanlar oldular. 19 Mart darbesinden sonra dayanışma içinde olan tüm muhalefet partilerinin liderlerine ve partilerine bir kez daha teşekkürü borç bilirim" dedi.

Sürece dair konuşan Özel, "CHP'nin ‘Bizim olduğumuz değil, olmadığımız komisyondan korkmak lazım’ yaklaşımının, sürece endişe ile yaklaşan tüm kesimler açısından CHP'nin varlığının nasıl bir teminat olduğunun bir kez daha altını çizme imkanı bulduk. Bu süreçle ilgili Amerika’nın, İsrail’in, önümüzdeki süreçte İran’da yaşanabilecekler, Suriye’de ortaya çıkan tablo, Amerika ile İngiltere’nin kazanması için Türkiye’ye kaybettirmeye çalışılan ve Sayın Erdoğan’ın Trump‘la kurmuş olduğu muhtaçlık ilişkisi üzerinden, oralarda meşruiyet araması üzerinden ortaya çıkan tablodaki tüm riskleri değerlendirme imkanı da bulduk" diye konuştu.,

"Neden caydınız bu canlı yayından?"

Açıklamanın ardından soruları yanıtlayan Özel, “Aziz İhsan Aktaş” davasına ilişkin, "Bizim TRT’den bir kanaldan ve isteyen tüm kanallardan canlı yayın talebimize Sayın Bahçeli’nin destek vermesine, Sayın Erdoğan’a sorulduğunda onun da olumlu görüş bildirmesine rağmen… Yargılamalar başladı ve canlı yayın yok. TRT’den, devletin televizyonundan, tüm yandaş kanallardan dokuz ay boyunca iftiralar atıldı. Yanıtların verilmesi noktasında bir canlı yayından mahrumuz. Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a hatırlatmak lazım. O günlerde canlı yayın diyordunuz da bugünlerde neden caydınız bu canlı yayından" dedi.

"Savcının ve iddianamenin arkasından çekildiler"

Canlı yayın talebini dile getirirken blöf yapmadıklarının altını çizen Özel, "Yapılan şantaj boşa mı çıktı? İşte iddianame ortada. Sorular soruluyor, cevaplar veriliyor. Anadolu Ajansı ve TRT’yi de alet ederek köpürttükleri yalanların hiçbirisinin konulmadığı bir iddianame var ortada. Koca bir yaz boyunca televizyonlarda gece gündüz tartıştıkları hiçbir şeyi bırakın ispatlamayı, söyledikleri video kayıtlarını, ses kayıtlarını bırakın ortaya koyup bizi mahcup etmeyi, iddia dahi edemediler. Adeta Sayın Bahçeli ve Sayın Erdoğan, iddianameleri gördüklerinden beri savcının ve iddianamenin arkasından da çekildiler. Savunacak hiçbir şey bulamıyorlar" diye konuştu.

"O salona gidebilir miydim?"

İlk gündeki gibi alnı açık ve başı dik olduğunu söyleyen Özel, "Ben o salondayım. Nerede o A Haber, ATV, TGRT’nin iftiranın üzerinde tepinen ve köpürtenlerin nerede mikrofonları, kameraları? O iddialar doğru olsaydı Ekrem Başkan ve arkadaşlarımızın bulunduğu, boş valizlerle girip dolarlarla çıktıkları toplantıların görüntüleri olsaydı ben sokakta yürüyebilir miydim? Söyledikleri gibi 560 milyar yolsuzluk olsaydı ben salona gidebilir miydim? Hadi bir AKP milletvekili gelse ya. Hiçbiri yok" dedi.

İddianamede ‘suç örgütü lideri’ olarak tanımlanan Aziz İhsan Aktaş'ın hakim ve savcıların kullandığı kapıyı kullanmasına ve devletin verdiği koruma ordusuyla mahkemeye gelmesine tepki gösteren Özel, "Gerekçe şu; biz Erdoğan’ın kendine hasım gördüğü tarafız. Onu iktidardan edeceğiz diye bizi düşman bildi, bize saldırıyor. Kendisine dost gördükleri o kapıdan giriyor” dedi.

"1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız"

İddianamenin tel tel döküldüğünü söyleyen Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a meydan okuyarak İstanbul seçimlerinin yenilenmesini önerdi:

"Hani diyor ya ‘Bunlar İstanbul’u iyi yönetmediler’, ‘Senin ömründen gidiyor’ diye. Diğer taraftan diyor ya ‘Efendim bunlar çaldılar, çırptılar ama bulamıyoruz, ispatlayamıyoruz’… Ben de diyorum ki o zaman yapacağımız iş basit. Ben erken seçim istiyorum, ona yanaşmıyorsun. 360 milletvekili lazım. O rakamımız yok. Ya da kendisinin karar vermesi lazım, onu da yapmıyor. Ama benim elimden bir şey gelir. Eğer Erdoğan varsa, ben İstanbul’da bütün belediye meclis üyelerimi istifa ettirmeye Erdoğan’la eşzamanlı olarak ve İstanbul seçimlerini yenilenmesine varım. Cesareti varsa kararı İstanbullular versin. Eğer Erdoğan’a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan’ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan’ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29’unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu’dur. İstanbullular iki sene öncesine göre farklı düşünüyorlarsa, Ekrem Başkan’ı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum. Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor. Buyursunlar oynasınlar. İddia ediyorum ki 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız. Gelsinler, o seçimi yenileyelim. Bir tek şartım var. Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını. Türkiye’de yönetimi devralmaya hazırız."

"Gel yarışalım; seçimi sen kazanırsan ben yokum"

"Erdoğan iddia koyan bir siyasetçiydi. Eskiden yıllarca gireceği her seçimden önce ‘Ben birinci parti olacağım, olmazsam siyaseti bırakırım’ diyordu. Dönüyordu ‘Rahmetli Türkeş’ten görevi alan, oraya da çöreklenen Devlet Bahçeli’ye söylüyorum’ diyordu. ‘Sen birinci parti olamazsa bırakacak mısın?’ Dönüyordu CHP'nin genel başkanına sesleniyordu. ‘Bırakacak mısın?’ Şimdi söylüyorum: Ben birinci partiyim. 29 Mart Pazar günü İstanbul’da seçimleri yenileyelim. Gel yarışalım. Seçimi sen kazanırsan, ben yokum. Ben kazanırsam, erken seçime gidelim. Var mısın? Bu kadar net bir soruya Erdoğan’dan net bir cevap istiyorum."

Kaynak:Evrensel

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.