Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

Rixos'un sahibi Tamince'den Epstein açıklaması: Asistanım cevaplamış

Rixos otellerinin sahibi Fettah Tamince, adının Epstein belgelerinde geçmesi üzerine Gazeteci İsmail Saymaz'a açıklamalarda bulundu. Tamince, Epstein'i tanımadıklarını belirterek spa eğitiminin rutin bir talep içerdiğini ve bu sırada kendisinin yurt dışında olduğunu, gelen e-postayı asistanının cevapladığını söyledi.

Haber Giriş Tarihi: 04.02.2026 10:55
Haber Güncellenme Tarihi: 04.02.2026 11:18
Kaynak: Haber Merkezi
Rixos'un sahibi Tamince'den Epstein açıklaması: Asistanım cevaplamış

Epstein belgeleri arasında Dubaili iş adamı Sultan Ahmet bin Sulayem’in 2017’de Rixos otellerinin sahibi Fettah Tamince’ye gönderdiği mesaj çıktı. Gelen e-postada Sulayem, Epstein’in özel spasında çalışan kadının Rixos’ta eğitim görmesinini rica ediyor. Tamince’nin asistanı Sebla Soydan, ilkin Sulayem’le, ardından Epstein’le yazışıyor. E-postalarda iki kadının Türkiye’ye gelip eğitim aldığı anlaşılıyor.

Dünyanın konuştuğu Epstein belgelerinde adı geçen Rixos otelleri sahaibi Fettah Tamince, kendisine gelen e-postalara ilişkin Gazeteci İsmail Saymaz'ın sorularını yanıtladı.

Tamince, Sulayem'in kendisinin yakın bir arkadaşı olduğunu ve gönderdiği e-postada “Spa’larınız çok iyi, bir arkadaşımın iki terapisti var, gönderebilir miyiz?” diye bir talebi olduğunu, bu yazışmaya da asistanının “Yardımcı olayım” şeklinde yanıt verdiğini, iki kadının da pasaportlarıyla gelerek iki hafta eğitimi aldığını belirtiyor.

Tamince'nin Saymaz'a verdiği yanıtlar şu şekilde:

Nereye geliyorlar?

Rixos Premium Belek’e.

Gelenler yetişkin değil mi?

Yetişkin olmama ihtimali var mı!

Çocuk olmadıklarını düşünüyorsunuz.

Kesinlikle öyle.

Neye göre söylüyorsunuz?

Benim orada çalışanlarım var. Aradım, sordum. “Hatırlıyoruz, geldiler, eğitim verdik, gittiler” dediler.

Ne eğitimi verdiler?

Türk hamamı, onun için geliyorlar.

Gelenlerin yaşlarını ortaya koyacak bir evrak var mı?

İsimlerini bilmiyoruz, İsmail Bey.

Kayıtlarda yok mu?

Nasıl bakacağım, ne diyeceğim? Bulsak en azından gayriresmi olarak diyeceğiz ki “Bunlar bu.” Otelin hafızasında öyle bir bilgiye ulaşamıyoruz. Dijital arşiv yok. Bizim IT bakıyor. Herkesin elinde tek bir belge var: Epstein’in gönderdiği e-mail. Adamlar onun üstünü çizerek dünyaya vermiş. Bu e-maili de bulmaya çalışıyoruz.

E-mail size gönderilmiş ama asistanınız cevap vermiş.

Bana gelen kurumsal e-mailler asistanıma da düşüyor. O gün yurt dışında seyahatteyim, asistanım cevap vermiş benim yerime.

Sulayem, e-mailde arkadaşı Epstein’den söz ediyor.

Biz Sulayem'den geldi diye dikkate alıyoruz açıkçası. Gerisine bakmıyoruz. Epstein’i tanımıyoruz. O dönem öyle birini ne biliyoruz ne duyuyoruz.

Asistanınız daha sonra Epstein ile yazışıyor.

Epstein, asistanıma yazıyor. Kuvvetle muhtemel Sulayem, asistanıma yazarken, onun e-mail bilgisini Epstein’e attı. Bu sefer adam direkt asistanıma yazıyor.

Asistanınız “Bu adam kim?” diye sorgulamamış mı?

Sorgulama yapmaz, çünkü Sulayem, bizim çok itibar ettiğimiz bir şahsiyet. Dolayısıyla Epstein'in kim olduğunu sorgulamıyor. Ya İsmail Bey, bugün bir şey ifade ediyor. O gün Epstein veya Albertos dese ne ifade eder? Tanımadığımız, bilmediğimiz bir adam.

E-mail trafiğinin olduğu 2017 yılı itibarıyla Amerika basını ve kamuoyu Epstein’i biliyor.

Epstein, direkt yazsaydı o zaman bakardık kimdir, necidir diye. Ama bizi itibarlı bir adam arıyor ve referans kendisi.

Bu durumu Sulayem ile konuştunuz mu?

Yok, benim e-mailden haberim yok ki. E-maili yeni gördüm.

Eğitim verildiğini de bilmiyordunuz, öyle mi?

Hiçbir şeyden haberim yok. Bu normal bir prosedür. Bir ricada bulunulmuş, o da yönlendirmiş. An itibarıyla dünyada iletişimde olduğum tonlarca önemli adam var. Bir noktadan sonra onları kurumlarımızla tanıştırıyoruz. Onayımı gerektiren, bilmem gereken bir konuysa beni arıyorlar, yoksa diyorum ki “Siz çözün.” 50'ye yakın tesisim var, uğraşma imkanım yok.

Epstein ile tanışmış mıydınız?

Hiç konuşmadım, tanışmadım. İki yıl önce o Netflix’te belgeselini izledim. İğrendim heriften. Bu belgeselle tanıdım.

Vicdanı ve aklı olan biri e-maili okuyunca bu işte gayri hukuki ve gayri ahlaki hiçbir şeyimizin olmadığını çok net görür. Şimdi o e-maili yüz bin şekilde yorumlayıp yazanlar, değiştirerek sunanlar, iftira atanlar var.

E-mailde ‘spa’ bahsinin geçmesi insanları böyle düşündürmüş olamaz mı?

Benim için restoran, mutfak, oda, lobi, resepsiyon ne kadar kutsalsa spa da o kadar kutsal. Spa deyince insanların aklına ne geliyor bilmiyorum ama bizim aklımıza gururla işlettiğimiz, birçok kardeşimizin şerefiyle çalıştığı yer geliyor. ‘Anti-aging’ (yaşlanmayı geciktirme) deyince daha mı farklı olacak?

CHP lideri Özel, Epstein’la ilgili değerlendirme yaparken, 2011’de şüpheli şekilde ölen Burak Oğraş’a değindi. Ne düşünüyorsunuz?

Bir babanın acısı üzerinden siyaset yapmak, insanları karalamak son derece yakışıksız. Dört evladım var. Evladını kaybetmiş babanın acısını onun kadar hissedemem ama empati kurmaya çalışıyorum. Bu cinayetin aileyi tatmin edici şekilde ortaya çıkmamasının en büyük mağdurlarından biri de benim. Bu evladımız otelde değil, otelin kiraladığı lojmanda, ki bu lojman sadece bize ait değil, başka müşteriler de kalıyor, ölüyor. Savcılık soruşturma başlatıyor, insanlar tutuklanıyor, bırakılıyor. Özel, bunun nasıl olması gerektiği ile ilgili öneride de bulunabilir mi? Ne yapmamı istiyor?

Özel, konuşmasına şöyle devam ediyor: “Bu kişinin oteline o Epstein’ın geldikleri, orada 18 yaşından küçük kızları eğittikleri, oradan yurt dışına götürdükleri, getirdikleri bu adamın onlarla işbirliği içinde olduğu ortaya çıkıyor.”

Özel'i Allah’a havale ediyorum. İftira atmaktan, karalamaktan biraz hicap duyması lazım. Özel’e yarın dava açacağım. Ben çocuk eğitiyormuşum da küçük yaşta da... İspata davet ediyorum. Siyasi olunca aklına her gelen iftirayı mı atacak? Nasıl bir genel başkan çıkar, bunu kürsüde söyler? Türkiye’yi yönetmeye aday bir insan. Ben siyasetçi değilim, rakip değilim, hırsız değilim, soysuz değilim. O zaman mahkeme kursun Özgür Bey, beni de çağırsın.

Ben ne yapabilirim? Babayı davet ettim. Oturdum avukatların huzurunda. Gittik, dava açtık. Savcılık yine bir soruşturma başlattı. Benim de bilgime başvurdu. Herkesi tekrar çağırdı. Bir Allah'ın kulu çıksın, desin ki “Bu olayın kapanmasıyla ilgili talepleri ve görüşmeleri oldu.”

Babanın acısını anlıyorum ama siyasi olarak bunu her defasında ortaya çıkarmayı Allah’a havale ediyorum.

Kaynak: Haber Merkezi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.