Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, il genelindeki okulların yöneticilerinden “Okullarda Cuma Namazı Kılınma Durumu Bilgi Formu”nu doldurmalarını istedi. Kasım 2026 tarihli formda okullara cuma namazı kılınıp kılınmadığı, nerede kılındığı, hangi öğretim yılında kılınmaya başlandığı ve kılınmıyorsa bunun nedenleri soruldu. Okul bazında toplanan bilgilerin ilçe düzeyinde birleştirilerek Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne iletilmesi istendi. Eğitim İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, eğitimde derinleşen sorunlara dikkati çekerek İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün önceliklerini eleştirdi. Okullardaki beslenme, temizlik, güvenlik ve öğretmen eksikliği gibi sorunların çözüm beklediğini belirten Rona, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün eğitimle ilgisi olmayan bir uygulamaya yöneldiğini söyledi. Rona, “Bursa'da kaç çocuğun aç karnına okula gittiğini, kaç çocuğun okul sıralarında olması gerekirken sanayide çalıştığını, kaç okulun depreme dayanıklı olduğunu, kaç öğrencinin güvenli ve sağlıklı koşullarda eğitim gördüğünü araştırması gereken İl Milli Eğitim Müdürlüğü, okullarda cuma namazı kılınıp kılınmadığını araştırmaktadır” ifadelerini kullandı. Öğrencilerin bir öğün sağlıklı yemeğe erişemediği, okulların temizlik ve güvenlik personeli eksikliği yaşadığı, eğitimde fırsat eşitsizliğinin giderek derinleştiği koşullarda böyle bir formun gönderilmesini eleştiren Rona, “Bir okulun başarısını öğrencilerinin bilimsel, akademik ve sosyal gelişimiyle değerlendirmesi gerekenler, o okulda cuma namazı kılınıp kılınmadığını kayıt altına almaktadır” dedi.
Formdaki “Kılınmıyorsa kılınamama nedenleri” ifadesine özellikle dikkati çeken Rona, okullardan dini faaliyetlere ilişkin gerekçe istenmesinin hukuki dayanağının açıklanması gerektiğini vurguladı. “Okulda cuma namazı kılınmaması neden gerekçelendirilmesi gereken bir durumdur? Okul yöneticilerinden hangi yetkiye dayanılarak dini faaliyetlerin hesabı istenmektedir? Bu bilgiler hangi amaçla toplanmakta, okullar neden ibadet faaliyetlerine göre kayıt altına alınmaktadır?” diye soran Rona, uygulamanın laik eğitim anlayışıyla bağdaşmadığını belirtti. Din ve vicdan özgürlüğünün ibadet etme kadar etmeme hakkını da kapsadığını hatırlatan Rona, devletin görevinin bu özgürlüğü güvence altına almak olduğunu ifade etti.
Laikliğin yalnızca anayasal bir ilke olmadığını, farklı inançlardan ve inançsız çocukların eşit koşullarda eğitim görmesinin güvencesi olduğunu vurgulayan Rona, Anayasa'nın 42. maddesini hatırlattı. Eğitim ve öğretimin Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yürütülmesi gerektiğini belirten Rona, “Bir eğitim yöneticisinin önündeki ilk dosya cuma namazının nerede kılındığı değil, çocukların hangi koşullarda eğitim gördüğü olmalıdır” diye konuştu.
Özkan Rona, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şu soruları yöneltti: “Kaç çocuğumuz ekonomik nedenlerle eğitimden kopmaktadır? Kaç öğrencimiz bir öğün sağlıklı yemeğe ulaşamamaktadır? Kaç okulumuzda yeterli temizlik ve güvenlik personeli bulunmaktadır? Kaç eğitim kurumumuz deprem riskine karşı gerekli önlemleri almıştır? Kaç çocuğumuz nitelikli, bilimsel ve eşit eğitim olanaklarından yoksundur? Okulları ibadet faaliyetleri üzerinden fişlemekten vazgeçin! Çocuklarımızın gerçek sorunlarıyla ilgilenin! Eğitim kurumları dini faaliyetlerin denetlendiği alanlara dönüştürülemez. Cumhuriyet'in okulları, çocukların aklını, bilimsel düşüncesini, yeteneklerini ve özgür iradesini geliştirmek için vardır. Eğitim-İş olarak laik, bilimsel, kamusal ve çağdaş eğitimi savunmaya, çocuklarımızın eşit eğitim hakkı için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
Kaynak: Haber Merkezi