Depremlerin ardından yeniden inşa edilen Antakya’da konut, altyapı ve ulaşım sorunları sürüyor. İnşaat ve hizmet sektörü öne çıkarken esnaf ve işçiler kentin gündelik yaşamında görünmez kalıyor.
Hatay’da depremlerden en ağır etkilenen Antakya ve Defne ilçelerinde günlük yaşam ağır aksak ilerliyor. Antakyalılar; köklü tarihleri, gelenekleri ve yaşam kültürleriyle hayatta kalma mücadelesini sürdürüyor.
Açık kaynaklarda yer alan verilere göre, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay’da 153 bin 755 bağımsız bölüm tamamlandı. Çıplak gözle bakıldığında Antakya’nın ana silueti yeniden oluşmuş gibi görünüyor. Ancak yapılan konutların yarısından fazlasının boş olduğu ifade ediliyor.
Şehrin genel görüntüsünden uzaklaşıp bakışlarımızı küçülterek arka mahallelere, kentin kılcal damarlarına doğru yakınlaştığımızda bambaşka bir manzarayla karşılaşıyoruz. İnsanlar en temel günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Su, elektrik, kanalizasyon ve ısınma sorunlarının yanı sıra iç tadilat eksiklikleri, evlerin duvarlarından sızan sular ve altyapı yetersizlikleri, inşaatı tamamlanmış görünen konutlara bile taşınmayı güçleştiriyor.
Atatürk Köprüsü’nün yıkılmasının ardından şehrin trafik yükünün tek bir ana caddeye binmesi, ulaşımı daha da zorlaştırıyor. Antakyalıların alışık olmadığı, İstanbul’u aratmayan trafik yoğunluğu artık herkesin dilinde.
Antakya ekonomisini ayakta tutan inşaat faaliyetleri ve kamu harcamalarından büyük payı, Cevahir Yapı, Torkam İnşaat ve Kalyon gibi Türkiye’nin büyük inşaat şirketleri alıyor. Büyük bir şantiyeye dönüşen kentte, Antakyalıların iyi bildiği ve iyi yaptığı işlerden biri olan yemek ve hizmet sektöründe ise çok sayıda yeni işletme açılıyor.
Düzenlenen festivaller ve ara sıra gerçekleştirilen konserler dışında sosyalleşebilecekleri alanlar bulmakta zorlanan orta gelirli Antakyalılar, bir anlamda kendilerini yeme içmeye veriyor. Her şeye rağmen günün yorgunluğunu Dionysos’un diyarında, etrafta yıkıntıların toz toprağın olduğu; içine girdiğinde ise çok güzel dekore edilmiş kır bahçeleri kafeler restoranlar gibi mekanlarda atmaya çalışıyorlar. Nargile, kahve ve boğma rakı eşliğinde günlerine bir anlam katmaya uğraşıyorlar.
Devletin kamu harcamalarının büyük bir bölümü inşaat şirketlerine yönelirken, depremden önce de ekonomide sınırlı bir paya sahip olan ama şimdi önemli bir yeri olan hizmet sektörünün geleceği tamamen inşaat sektörüne bağlı...
Zengin bir tarihe ve medeniyet birikimine sahip bu şehirde, bütün bunların yanı sıra gününü kurtarmaya çalışan çiftçiler, esnaf ve işçiler de var. Büyük inşaat kamyonlarının kaldırdığı hafriyat tozları arasında, eğlence mekanlarından yükselen kahkahalar ve müzikler eşliğinde kayboluyorlar. Ne görülüyor ne de sesleri duyuluyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ali Aşkar
Antakya’da hayat var, peki yaşam var mı?
Depremlerin ardından yeniden inşa edilen Antakya’da konut, altyapı ve ulaşım sorunları sürüyor. İnşaat ve hizmet sektörü öne çıkarken esnaf ve işçiler kentin gündelik yaşamında görünmez kalıyor.
Hatay’da depremlerden en ağır etkilenen Antakya ve Defne ilçelerinde günlük yaşam ağır aksak ilerliyor. Antakyalılar; köklü tarihleri, gelenekleri ve yaşam kültürleriyle hayatta kalma mücadelesini sürdürüyor.
Açık kaynaklarda yer alan verilere göre, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay’da 153 bin 755 bağımsız bölüm tamamlandı. Çıplak gözle bakıldığında Antakya’nın ana silueti yeniden oluşmuş gibi görünüyor. Ancak yapılan konutların yarısından fazlasının boş olduğu ifade ediliyor.
Şehrin genel görüntüsünden uzaklaşıp bakışlarımızı küçülterek arka mahallelere, kentin kılcal damarlarına doğru yakınlaştığımızda bambaşka bir manzarayla karşılaşıyoruz. İnsanlar en temel günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Su, elektrik, kanalizasyon ve ısınma sorunlarının yanı sıra iç tadilat eksiklikleri, evlerin duvarlarından sızan sular ve altyapı yetersizlikleri, inşaatı tamamlanmış görünen konutlara bile taşınmayı güçleştiriyor.
Atatürk Köprüsü’nün yıkılmasının ardından şehrin trafik yükünün tek bir ana caddeye binmesi, ulaşımı daha da zorlaştırıyor. Antakyalıların alışık olmadığı, İstanbul’u aratmayan trafik yoğunluğu artık herkesin dilinde.
Antakya ekonomisini ayakta tutan inşaat faaliyetleri ve kamu harcamalarından büyük payı, Cevahir Yapı, Torkam İnşaat ve Kalyon gibi Türkiye’nin büyük inşaat şirketleri alıyor. Büyük bir şantiyeye dönüşen kentte, Antakyalıların iyi bildiği ve iyi yaptığı işlerden biri olan yemek ve hizmet sektöründe ise çok sayıda yeni işletme açılıyor.
Düzenlenen festivaller ve ara sıra gerçekleştirilen konserler dışında sosyalleşebilecekleri alanlar bulmakta zorlanan orta gelirli Antakyalılar, bir anlamda kendilerini yeme içmeye veriyor. Her şeye rağmen günün yorgunluğunu Dionysos’un diyarında, etrafta yıkıntıların toz toprağın olduğu; içine girdiğinde ise çok güzel dekore edilmiş kır bahçeleri kafeler restoranlar gibi mekanlarda atmaya çalışıyorlar. Nargile, kahve ve boğma rakı eşliğinde günlerine bir anlam katmaya uğraşıyorlar.
Devletin kamu harcamalarının büyük bir bölümü inşaat şirketlerine yönelirken, depremden önce de ekonomide sınırlı bir paya sahip olan ama şimdi önemli bir yeri olan hizmet sektörünün geleceği tamamen inşaat sektörüne bağlı...
Zengin bir tarihe ve medeniyet birikimine sahip bu şehirde, bütün bunların yanı sıra gününü kurtarmaya çalışan çiftçiler, esnaf ve işçiler de var. Büyük inşaat kamyonlarının kaldırdığı hafriyat tozları arasında, eğlence mekanlarından yükselen kahkahalar ve müzikler eşliğinde kayboluyorlar. Ne görülüyor ne de sesleri duyuluyor.