Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

SAHADER: Sağlıkta kadın emeği güçlü, temsil zayıf, taciz vakaları endişe verici

SAHADER, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla sağlık sektöründe kadın çalışanların karşı karşıya kaldığı sorunlara karşı yaptığı araştırmayı kamuoyuyla paylaştı.

Haber Giriş Tarihi: 08.03.2026 14:40
Haber Güncellenme Tarihi: 08.03.2026 14:48
Kaynak: Haber Merkezi
SAHADER: Sağlıkta kadın emeği güçlü, temsil zayıf, taciz vakaları endişe verici

Sağlık Çalışanları Hak ve Mücadele Derneği (SAHADER) 8 Mart Kadın Komisyonu tarafından hazırlanan “Kadın, Emek, Temsil ve Taciz” başlıklı çalışma, sağlık sektöründe kadın emeğinin büyüklüğüne rağmen yönetim ve karar mekanizmalarında ciddi bir temsil sorunu bulunduğunu ve çalışma hayatında taciz ile mobbing vakalarının endişe verici boyutlara ulaştığını ortaya koydu. SAHADER Kadın Komisyonu üyeleri Hafize Çoban ve Hatice Şeker Erdoğan tarafından hazırlanan rapor, sağlık çalışanı kadınların yaşadığı sorunları veri temelli biçimde kamuoyuna yansıtmayı amaçlıyor.

Raporda yer alan verilere göre Türkiye’de sağlık sektöründe çalışanların önemli bir bölümünü kadınlar oluşturuyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2025 projeksiyon verilerine göre sektörde toplam 878 bin 373 personel görev yaparken bunun yüzde 57’si kadınlardan oluşuyor. Özellikle hemşire ve ebe kadrolarında kadın çalışanların ağırlığı sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğinde kadın emeğinin ne kadar belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu sayısal üstünlük yönetim kademelerine aynı ölçüde yansımıyor. Kadın çalışanlar sağlık sisteminin operasyonel yükünü büyük ölçüde omuzlarken karar alma süreçlerinde ciddi bir temsil açığı ile karşı karşıya kalıyor.

SAHADER’in analizine göre sağlık sektöründeki sendikal yapılarda da benzer bir tablo dikkat çekiyor. Kadınların sendikalardaki üye oranı yüzde 62 seviyesinde bulunmasına rağmen sendika yönetimlerindeki kadın temsili yalnızca yüzde 11,43 seviyesinde kalıyor. Raporda bu durum “temsil paradoksu” olarak tanımlanırken kadın çalışanların hem sayısal çoğunluğu hem de sendikal finansal gücü oluşturmasına rağmen yönetim kademelerinde yeterince yer bulamadığı vurgulanıyor.

SAHADER 8 Mart Kadın Komisyonu tarafından gerçekleştirilen ve 674 kadının katıldığı araştırma ise çalışma hayatında kadınların karşılaştığı taciz ve mobbing vakalarının boyutunu ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 70,7’si çalışma hayatı boyunca iş yerinde herhangi bir tacize maruz kaldığını belirtti. Taciz türleri incelendiğinde en yaygın durumun yüzde 47,8 ile sözlü taciz olduğu görülürken bunu yüzde 36,8 ile psikolojik taciz, yüzde 8,8 ile fiziksel taciz izledi. Katılımcıların küçük bir bölümü ise dijital ve cinsel tacize maruz kaldığını ifade etti.

Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise taciz olaylarının büyük ölçüde gizli kalması oldu. Katılımcıların yüzde 71,1’i yaşadığı taciz olayını resmi olarak bildirmediğini ifade etti. Şikâyet edilen durumlarda ise başvurulan mercilerin tutumunun çoğunlukla yetersiz kaldığı belirtildi. Ankete katılanların yüzde 48,7’si resmi mercilerin ilgisiz davrandığını, yüzde 28,2’si ise caydırıcı veya baskılayıcı bir tutumla karşılaştığını ifade ederken yalnızca yüzde 12,8’lik kesim destekleyici bir yaklaşım gördüğünü belirtti.

Kadın çalışanların iş yerinde güvenlik algısına ilişkin sonuçlar da dikkat çekti. Ankete katılan kadınların yüzde 60’ı çalıştıkları ortamda kendilerini güvende hissetmediklerini ifade etti. Bu veriler, sağlık sektöründe görev yapan kadın çalışanların önemli bir bölümünün psikolojik baskı, mobbing ve taciz riski altında görev yaptığını ortaya koyuyor.

SAHADER, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında yayımladığı raporda sağlık sektöründe kadın çalışanların güvenli ve eşit bir çalışma ortamına kavuşabilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Dernek, taciz ve mobbing vakalarında etkin soruşturma mekanizmalarının kurulması, iş yerlerinde sıfır tolerans politikasının uygulanması, sendikal ve kurumsal yönetimlerde kadın temsilinin artırılması ve mağdurlar için hukuki ile psikososyal destek mekanizmalarının oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Kadın emeğinin sağlık sisteminin temel taşı olduğuna işaret edilen raporda, kadınların hem çalışma hayatında hem de karar alma mekanizmalarında hak ettikleri temsile kavuşmasının yalnızca eşitlik açısından değil sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından da kritik öneme sahip olduğu ifade edildi.

Kaynak: Haber Merkezi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.