Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

KESK Bursa'dan OVP tepkisi: Saldırılara karşı ortak mücadele

KESK Bursa Şubeler Platformu, 2027-2029 OVP’nin enflasyon hedeflerini eleştirerek, programın halkın sorunlarına çözüm üretmediğini ve sermayeyi desteklediğini belirtti. 

Haber Giriş Tarihi: 16.09.2026 17:14
Haber Güncellenme Tarihi: 16.09.2026 17:26
Kaynak: Haber Merkezi
KESK Bursa'dan OVP tepkisi: Saldırılara karşı ortak mücadele

Kamu Emekçileri Konfederasyonu (KESK) Bursa Şubeler Platformu, 2027-2029 dönemini kapsayan OVP’ye karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.

Bu program kimler için hazırlanıyor? Kimlerin hakkı ve çıkarı korunuyor? Nimet kimlere dağıtılıyor? Külfet kimlerin sırtına yükleniyor? Sorusu sorulan açıklamada, “Yıllardır enflasyonu düşüreceğimizi söylesek de her yeni OVP ile bir önceki enflasyon hedefini “güncelleme” kılıfı altında arttırdık. Buna aynen devam edeceğiz.” Diyor. Hatırlanacağı üzere geçen dönemin Orta Vadeli Programı kamu emekçilerinin toplu sözleşme sürecine denk gelmiş idi. Tüm itirazlarımıza rağmen 2026-2027-2028 yılları için bir kez daha 20 yıldır tutturulamayan OVP enflasyon hedeflerine endeksli toplu sözleşme esas alındı. Nitekim enflasyon hedeflerine baktığımızda: Bir önceki OVP’de %16 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefinin %28,4’e, %9 olarak açıklanan 2027 enflasyon hedefinin yaklaşık 2,3 kat artırılarak %21’e, %8 olan 2028 enflasyon hedefinin ise %13,5’a çıkarıldığını (tabi ki, yeni bir güncelleme

olmaması durumunda!) görüyoruz. Kısacası yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz: Enflasyon düşecek deniliyor, hedefler yükseliyor! OVP bu anlamıyla da toplu sözleşmenin hükümsüz kaldığını itiraf etmiş oluyor. Çünkü OVP’de ücretler bir kez daha gerçekleşen enflasyona göre değil, yine önceden açıklanan ve sürekli yenilenen hedeflere göre devam etmektedir” denildi.

“İktidar gençlere geleceksizlik taahhüt etmektedir”

TÜİK verilerine göre geniş tanımlı işsizlik oranı %30,6’a çıkmıştır. Buna rağmen OVP’de başta gençler olmak üzere güvenceli, kadrolu istihdama ilişkin tek bir cümle bulunmamaktadır vurgusu yapılan açıklamada, “Bunun yerine; “Yeni nesil çalışma modellerine ilişkin mevzuat düzenlemelerinin etkin uygulanması sağlanacak, mevzuat çalışmaları tamamlanarak güvenceli esneklik yaygınlaştırılacaktır.” Denilmektedir. İktidar bu ifade ile gençlere güvencesizlik ve esneklik, yani geleceksizlik taahhüt etmektedir. OVP’de güvencesizliği “güvenceli esneklik” kavramıyla yaygınlaştıran “yeni nesil çalışma biçimleri” aynı zamanda iktidarın “Aile On Yılı” çerçevesinde yürüttüğü planlarının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Kadına, cinsiyete dayalı görev tanımlamalarıyla bakım ve ev işleri yüklenerek emeği hane içinde görünmez kılınırken, istihdamda ise güvencesizlik ve geleceksizlik kıskacında çifte sömürüye mahkum ediliyor.

“OVP’nin de özeti: “Emekçiden al, sermayeye aktar”dır”

2027 yılı enflasyon hedefi yüzde 21 iken vergi gelirlerinde yüzde 36 artış, 2028 yılı enflasyon hedefi yüzde 13,5 iken vergi gelirlerinde yüzde 20,4 artış hedeflenmektedir hatırlatması yapılan açıklamada, “Bu vergi yükünün kimlerin sırtına yükleneceğini 24 yıllık AKP iktidarında hayata geçirilen politikalardan da biliyoruz. Çok uzağa gitmeye gerek yok. 2025’te toplanan vergilerin yüzde 62,4’ü KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerden oluşurken, patronlardan ve sermaye çevrelerinden alınan kurumlar vergisinin payı yalnızca yüzde 11,1’de kaldı. Yani işçi, kamu emekçisi, emekli ve dar gelirli daha ücretini cebine koymadan vergisini ödüyor; kalan parasıyla yaptığı her harcamada bir kez daha vergilendiriliyor. Buna karşılık siyasal iktidar son beş yılda patronlara, büyük sermaye gruplarına ve yüksek gelir çevrelerine sağladığı istisna, muafiyet ve indirimlerle 3 trilyon liradan fazla vergiyi almaktan vazgeçti. Kısacası Bu OVP’nin de özeti: “Emekçiden al, sermayeye aktar”dır.

“Bu iktidarın orta vadeli programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur”

Bu OVP ile mevcut iktidarın “önceliğinin” kimler olduğu bütçelerden faize ayrılan paylarla bir kez daha teyit edilmiştir vurgusu yapılan açıklamada, “Özelleştirme İdaresi Başkanlığı verilerine göre 1986 yılından itibaren başlanan özelleştirme uygulamalarının %90’ı AKP iktidarı döneminde gerçekleşmiştir. Halkın birikimlerinin ürünü olan KİT’ler, fabrikalar, tesisler “özelleştirme “adı altında birkaç yıllık karları tutarında, hatta bazen sadece arazilerinin karşılığına bile denk gelmeyen tutarlarda “parsel parsel” sermayeye aktarılmıştır. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl 2 devlet köprüsünün ve 8 otoyolun özelleştirmesi iddiaları ciddi bir şekilde gündeme gelmiş, iktidar bu iddiaları yalanlamıştı. Ancak aynı iktidar daha birkaç gün önce Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin ve ikisi çevre otoyolu olmak üzere 8 otoyolun özelleştirme programına alındığı ilan etmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı her ne kadar bunun “satış” değil, 30 yıllığına “işletme hakkı transferi” olduğunu ve mülkiyetin devlette kalacağını savunsa da gerçekler ortadadır. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2026 Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’na göre bakım ve diğer giderleri düşüldükten sonra 2025 yılında 500 milyon dolar net gelir elde edilen köprü ve otoyollar sermayeye teslim edilmek istenmektedir. Özelleştirme talanı köprü ve çevre yolları ile sınırlı kalmamıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yürütülen ihale kapsamındaki satışlar bir hafta önce tamamlanmıştır. Toplam 46 ilde, 29 bin 218 hektarlık, yani yaklaşık 40 bin futbol sahası kadar ormanlık ve tarımsal alan özel maden şirketlerine satılmıştır. OVP’ye göre iktidar; 2027’de 183 Milyar TL, 2028’de ise 163,5 Milyar TL özelleştirme geliri elde etmeyi hedeflemektedir. Yani hepimizin ortak varlıklarının; saray iktidarının artan harcamalarını karşılamak, bütçe açığını kapatarak günü kurtarmak ve önümüzdeki yıl belli kesimlere “seçim yatırımı” olarak dağıtılmak üzere sermayeye aktarılmasına devam edilecektir. İktidar özelleştirmeler yoluyla kamunun gelecek 30 yılda elde edeceği geliri tek seferde, üstelik büyük zararlarla, hazine garantileriyle tek seferde ve kendi iktidarı sürecinde kullanmak üzere elden çıkarmaktadır. Bir kez daha altını çiziyoruz. Bu iktidarın orta vadeli programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur. Nitekim yıllardır emekçiler, çalışanlar olarak bizlerin gelirleri küçülürken büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar olmuştur. Yoksullaştırma politikalarına rıza üretmemiz için dayatılan antidemokratik uygulamalara her gün bir yenisini eklemeye devam ediyorlar. Ekonomik ve siyasal tüm programları bizleri iktidarlarına biat eden modern kölelere dönüştürmek üzerine kuruludur. KESK olarak bu yıkım bütçesini kabul etmeyeceğimizi tüm kamuoyuna buradan bir kez daha ilan ediyor ve emeği ile geçinen tüm kesimlere çağrıda bulunuyoruz: Gelin; insanca yaşamaya yetecek bir ücret, adil bir vergi sistemi, halk için, emek için bütçe, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim. Baskılara, emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur diyelim” çağrısı yapıldı.

Kaynak: Haber Merkezi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.