Bursa’da bir araya gelen işçi ve emekçiler asgari ücret eylemi gerçekleştirdi. Yapılan eylemde açlık sınırının altında asgari ücreti, sefalet dayatmasını kabul etmiyoruz denildi.
Fomara Meydanı’nda yapılan açıklamayı Ülkü Işık okudu.
Saray rejimi bir kez daha milyonlar için geçim ücreti olmaktan çıkan asgari ücreti tırpanlayarak, açlık sınırının altında bir ücret olarak belirledi diyen Işık, “İşçiler bir yıl boyunca 28 bin 75 TL ücretle çalışmak zorunda bırakılacak. Buna karşın sarayın bir günlük harcaması 58 milyon TL. Asgari ücretli, günlük kazancıyla bir kilo et bile alamazken saray milyonları harcıyor. Asgari ücret belirleme sürecinde sendikalar, komisyonun yapısının antidemokratik olduğunu söyleyerek toplantılara katılmadılar. Sanki komisyonun yapısını yeni keşfetmişler gibi. Yapılması gereken, milyonlarca işçiyi talepler etrafında birleştirmek ve işçi sınıfını örgütlemek iken; adeta sorumluluklarını üzerlerinden atıp kenara çekildiler. Belirlenen sefalet ücretinde sendikal bürokrasinin sorumluluğu az değildir. Sadece konuşmak, sadece eleştirmek yetmez. Sorumluluk almak, sarayın ve sermayenin karşısına dikilmek, milyonları mücadeleye çekmek gerekirken adeta top taca atılmış, sorumluluktan kaçılmıştır. Açlık sınırı 30 bin TL’ye dayanmıştır. Belirlenen ücret açlık sınırının altındadır. Yoksulluk sınırının ise ancak dörtte birine denk gelmektedir. Bu tablo, asgari ücretin bir geçim ücreti olmaktan tamamen çıkarıldığını açıkça göstermektedir” dedi.
Asgari ücretin belirlenme süreci, işçilerin taleplerini yok sayan, demokratik olmaktan uzak ve tamamen sermaye lehine işletilen bir sürece dönüşmüştür ifadelerini kullanan Işık, “Türkiye, Avrupa’da asgari ücretin en düşük olduğu ülkeler arasına itilmiştir. 2015 yılında Türkiye’den daha düşük asgari ücrete sahip 14 AB ülkesi varken, bugün bu sayı yalnızca ikiye düşmüştür. Bu durum, iktidarın övündüğü “büyüme”nin emekçiler için hiçbir anlam ifade etmediğinin somut göstergesidir. Asgari ücret, insanca yaşamı güvence altına alacak düzeyde olmalı; insanca yaşama koşullarında bir geçimi esas almalı, yılda en az dört kez güncellenmeli ve toplu pazarlık mekanizmaları güçlendirilmelidir. Örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş yasa tasarısı Meclis Genel Kurulu’na getirilerek yasallaştırılmalıdır. Şehrimiz Bursa, metalden gıdaya, tekstilden petrokimyaya kadar neredeyse tüm iş kollarında en büyük tekellerin fabrikalarının olduğu bir şehirdir. Buna karşılık yüzbinlerce Bursalı işçi ise açlığa ve sefalete mahkum edilmektedir. Üreten bizken neden giderek yoksullaşan da biziz? Ürettiğimizden payımızı istiyoruz. Bursa’da toplamda yüz bin civarı işçi sendikalı. Başta Bursa olmakta üzere tüm işçi sendikalarını, tüm işçileri birlikte mücadeleye çağırıyoruz” dedi.
Kaynak: Haber Merkezi