Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

Gazetecilik Suç Değil ama Ozan Kaplanoğlu Cezaevinden Sesleniyor: Çıktığımda kaldığım yerden devam

Bursa Muhalif Gazetesi‘nin Genel Yayın Yönetmeni Ozan Kaplanoğlu, haberleştirdiği bir haber nedeniyle Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi’nde yatıyor. Kaplanoğlu, Şehir Defteri’nden Rıza Ertekin'in sorularını yanıtlayarak yaşanan son politik süreci aktarırken, cezaevinden de direnenlere selamını iletti.

Haber Giriş Tarihi: 23.08.2026 15:17
Haber Güncellenme Tarihi: 23.08.2026 16:36
Kaynak: Haber Merkezi
Gazetecilik Suç Değil ama Ozan Kaplanoğlu Cezaevinden Sesleniyor: Çıktığımda kaldığım yerden devam

Ozan Kaplanoğlu Şehir Defteri’nin Portreler’i arasına tabii ki girecekti, aksini düşünmek mümkün mü, biraz gecikmiş olduk sadece. Şimdi cezaevinde, Bursa H Tipi Kapalı’da kalıyor. Avukatı Kemal Özgür Yetkin aracılığıyla yazılı olarak ilettiğim soruları, metnin içerisindeki görsellerde, bazı yerlerini okurken şaşı olabileceğiniz karmakarışık yazısıyla yanıtladı, zaman darlığı nedeniyle de kısa tuttu. Ozan’ın orada olduğunu, gazetecilik faaliyeti nedeniyle içeride tutulduğunu herkes bir daha hatırlasın diye onunla görüşmek/yazışmak da benim üzerime düşen minicik bir görev, yerine getirmiş olalım.

Ozan, Bursa merkezli, bağımsız habercilik yapan Bursa Muhalif Gazetesi‘nin Genel Yayın Yönetmeni, editörü ve köşe yazarı. Birçoğumuz için zor zamanlarımızın da destekçisi, var olsun. Bursa’daki gazeteciliğe, ağırlıklı toplumsal muhalefetin etkinliklerini haberleştirerek destek verdi Ozan. Bu sırada bir iki kere içeri girip çıktı. Kuşağı adına en çok bedel ödeyen gazeteciler arasında, tartışmasız…

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi bünyesinde yönetim kurulu üyeliği, 2. Başkanlık yaptı, aktif olarak sorumluluk üstlendi.

Bursa’nın yerel tarihi ve kültürü üzerine çalışmalarıyla bilinen araştırmacı-tarihçi Raif Kaplanoğlu‘nun oğlu aynı zamanda… Bursa’nın Göç Tarihi ve Tipodan Ofsete Bursa Basın Tarihi (1866-1974) kitaplarını birlikte hazırladılar. İki kitap da Nilüfer Belediyesi’nin Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü’nü kazandı.

Fırsat Buldukça İçeri Aldılar

Ozan; gazetecilik faaliyetleri ve toplumsal muhalefet odağındaki paylaşımları nedeniyle sık sık yargının radarına girdi, cezaevine düştü.

2017 Tutukluluğu: Sosyal medya paylaşımları ve haberleri gerekçe gösterilerek “terör örgütü propagandası” iddiasıyla tutuklandı. Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra ilk duruşmada tahliye edildi.
2025 Cezaevi Süreci: 2013 yılındaki Gezi Parkı eylemleri döneminde atılan sloganlar nedeniyle yürütülen yargılamada “başbakana hakaret” suçlamasıyla kesinleşen cezası doğrultusunda Şubat 2025’te tutuklandı; avukatlarının itirazı üzerine yaklaşık 2,5 ay sonra Nisan 2025’te tahliye edildi.
Haber Davaları: 2018 yılında Afrin Operasyonu’na karşı yapılan bir basın açıklamasını haberleştirdiği gerekçesiyle açılan davada verilen hapis cezası da sonraki süreçte üst mahkemelerce onandı. Şimdi bu cezayı yatıyor.

“Bildiğimiz dört duvardan oluşan bir cezaevinde gün sayan bir gazeteciyle, o binanın dışında, neredeyse cezaevine yakın koşulları taşıyan hayatın içindeki bir gazeteci arasındaki röportaj olsun bu” diye yazdım ona. Kabul etti, yanıtladı.

Barış Mesajı Verenlerin Haberini Yaptı diye…

Rıza Ertekin: Tam olarak neden oradasın, ne kadar kaldı çıkmana?

Ozan Kaplanoğlu: Selam, sana ve tüm dostlara. İlgin için teşekkür ederim. Zaman darlığından ötürü kısa kısa cevaplamak durumundayım. Bilindiği üzere Bursa’da saray iktidarı karşısında belirgin bir devrimci muhalefet yok. Medyada da muhalif sesler münferit ve az sayıda. Uzun yıllardır iktidardın temsilcileriyle birbirimizi çok sevdiğimizi herkes bilir. Burada olmama sebep de bu sevgi olsa gerek. Barışı savunmak ve savunanlara destek olmak suçundan buradayım. Geçen hafta alınan bir kararla da Cezaevi Gözlem Kurulu 6 ay daha burada kalmamı istediğini söyledi. Gerisini hesap et.

8 Ay Boyunca Kaçaktı

RE: Hayli sıkıntılı günler geçirdin içeri girmeden önce, duyduk sadece, neler oldu?

OK: Devlet ve PKK arasındaki barış süreci nedeniyle çıkacak yasal düzenlemelerden yararlanabileceğimi bildiğim için kendim teslim olmayı tercih etmemiştim. 8 aylık bir süreyi kaçak geçirdim. Çok zor olmadı. En azından hapiste olmak yerine dışarıda, özgür dostlarımla ve işimle zaman geçirdim. Bildiğin gibi 2025 yılı Almanak’ını yayına hazırladım bu sürede.

“Çıktığımda, Daha Güçlü Devam…”

RE: Kendi gazeteci kuşağının ülke genelinde en çok bedel ödeyen isimleri arasındasın, bu çok net. Bu mücadele sırasında yorulduğun zamanlar olmuştur mutlaka, yine öyle bir dönemde miyiz senin için, çıktığında kaldığın yerden devam mı?

OK: Çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, dışarısı daha yorucu. Siyasetin riyakarlığı, gazeteciliğin ve gazetecilerin çirkin yüzü, rantın, ahlaksızlığın, çıkarcılığın her türlüsüne mücadelenin içinde maruz kalmaktansa, içeride, her birini tanıdığım birçok insanla daha onurlu, mahkûm dostlarla kalmayı yeğlerim. Ama emin ol ki bu sorunlar ancak bizim için, demokrasi ve aydınlık mücadelemiz için birer es noktasıdır, zorunlu es. Çıktığımda kaldığım yerden, daha güçlü devam.

“Gelecek Mücadele Etmeden Kazanılmaz…”

RE: Yine kendi adıma rahatça söyleyebilirim ki Bursa’da, dünyaya aynı pencereden baktığın büyük bir kesim adına taksit taksit de olsa bedel ödeyen en önemli isim oldun. Bu nasıl bir duygu? Senin gibi önde koşmasak bile bir gün hepimize sıra gelecekmiş gibi görünüyor, bu nedenle soruyorum bunu.

OK: Şunu söylemeliyim, ben kimse için bedel ödemiyorum. Bu bedel benim. Türkiye’de faşizm uzun zamandır sopasını devrimcilerden halka yöneltmişti zaten. Bedel ödemek toplumun her geçen gün daha da baskı altına alınmasıyla, yoksullaşmasıyla, geleceksizleşmesiyle devam ediyor zaten. İçerde ya da dışarıda olmak bu bedelin yalnızca niteliğini değiştiriyor. Devletin toplumun her kesimini baskı altına almasına direnin ya da direnmeyin, sonuç bazıları için aynı. Gelecek mücadele etmeden kazanılamaz.

“Bu Bir Onur Meselesi Dostum…”

RE: Bursamuhalif tam gaz yayında. Birçok sıkıntıya rağmen yol arkadaşların inatla yayını sürdürüyorlar. Senin de onların da vazgeçeceğini sanmıyorum, vazgeçmeyin zaten. Soru şu, Bursa ve memleket bu çabayı ne kadar kıymet veriyor? Kamu, özel sektör? Gerçekten değiyor mu?

OK: Bu soruyu genel olarak değerlendirmek gerek. Toplum politikacıları ne kadar anlıyor değer veriyor? Hadi politikacılar bu işi siyasi ya da ekonomik rant için yapıyor, biz neden uğraşıyoruz? Bu bir onur meselesi dostum. Çok uzun zaman önce verilmiş bir karar benim için. Ya özgür bir yaşam ya da mücadele. Bizim yaptığımız da biraz çoban ateşi yakmak aslında. Örnek olmak, öncü olmak, yol açmak. Kıymet görüyor mu diyorsun ya, görmüyor. Ne siyasiler ne demokratik kurumlar medyanın değerini genel olarak anlamıyorlar.

Bozbey ile Karşılaşmamış

RE: Oradaki koşulları ve kaldığınız yerleri de bilmiyorum ama çok merak ediyorum; Mustafa Bozbey’i, Turgay Erdem’i (Kandıra’da olduğunu unutmuştum ama yazmış bulundum sorular arasına. RE) ve diğerlerini görebildin mi? Denk geldiniz mi? Çok ağır iddiaların hedefindeki bu insanlarla rastlaştıysan ne konuştunuz? İçerideki belediye başkanı ile gazeteci ne konuşur?

OK: Turgay Erdem zaten Kandıra’da. Mustafa Başkanla da hiç karşılaşma imkânı bulamadım. Siyasi olduğum için de kurum içi haberleşmeye izin vermiyorlar. Cezaevindeki bir gazeteci olarak hapiste tutuklu siyasilerle röportaj yapmak isterdim.

RE: Ziyaretçilerin kimler? Avukatların dışında kimler gelip gidiyor yanına, nasıl geçiyor günler? Rutinlerin neler? Oradaki hayatı biraz anlatsan…

OK: Burası rahat, günde 3 öğün yemek yiyebildiğin, nadir zamanlar, öğlene kadar uyku, akşama kadar yürüyüş, akşam televizyon, gece kitap…

Körelmiş, Köhnemiş İktidar…

RE: Biraz daha genel yazışalım/konuşalım… Dışarıdaki gündemi takip edebildiğini düşünüyorum; muhalefet paramparça edildi, Çerçeve Yasa çıktı, ekonomi bildiğin gibi, halkın gerçek sorunları hala çözülmemiş durumda ve iktidarın Yeni Osmanlıcılık zeminine oturttuğu, kökenini de Cumhuriyet ile değil 1071’le başlattığı ‘Yeni Türkiye’si bambaşka bir eşiğe geldi. Ne düşünüyorsun?

OK: Bu soruyu zaman darlığı nedeniyle kısa yanıtlayacağım. Türkiye kurulduğu günden bu yana birçok siyasi, ekonomik süreç atlattı. Her biri toplumu geri götüren, siyasileri ve Türkiye burjuvazisini palazlandıran süreçlerdi. Bugün yaşadığımız da benzeri. AKP yandaş sermayesini güçlendirirken geleneksel, sermayeye çökme girişimleriyle kendine uyduran, devleti mafya gibi yöneten saray iktidarı kendini ancak faşizmle ayakta tutabilecek kadar körelmiş ve köhnemiş durumda. Saray iktidarı halkın yoksulluğa, açlığa karşı direnişini görecek kadar uzun yaşamayı hak ediyor bence. 25 yıllık faşizm ancak böyle yıkılıp tarihe gömülmeli.

RE: Son olarak dışarıya vereceğin mesaj nedir?

OK: Herkese selam, onurlu bir yaşam herkesin hakkı ve bunu tercih etmek insanın elinde. Sorulacak tek bir soru var: Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız, ya siz?

Şehir Defteri’ne Not

Durum böyle… Ozan Kaplanoğlu’nun cezaevinden aktardığı düşünceler, yalnızca bireysel bir gazetecilik direnişini değil, toplumsal muhalefetin ve bağımsız medyanın karşı karşıya olduğu ağır baskıyı da göz önüne seriyor. Dışarıda olmak, onun da söylediği gibi bizim için daha yorucu. Ozan Kaplanoğlu’nun gazeteciliği bir rant aracı değil, bedeli ne olursa olsun yürütülmesi gereken bir “onur meselesi” olarak tanımlaması; baskıya, hapis cezasına ve siyasi iklimin yarattığı zorluklara rağmen taviz vermediği bir duruş aynı zamanda. Gelecek nesillere onurlu bir birikim bırakma sorumluluğunun ve özgür haber hakkına olan sarsılmaz inancın somut ifadesi… Bugünden geleceğe Şehir Defteri’ne not etmiş olalım.

Kaynak: Haber Merkezi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.