Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

Maduro eşofmanı gelmiştir

Yazının Giriş Tarihi: 08.01.2026 10:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.01.2026 10:02

“Si vis pacem, para bellum”
“Si vis pacem, para iustitiam”

Yazılarımı okuyanlar bilir, seçim dönemleri ve önemli olaylar haricinde, gündeme dair yazı yazmam. Güncel konularda ise, fikrim kıymetli olduğundan değil; tarihe not düşmek istediğim için yazarım. Bu yazı da onlardan biri…

2025’i, 2026 için güzel temennilerle kapatmıştık. 2025’in bakiyesi ABD – Venezuela gerilimi, 2026’nın hemen ilk günlerinde patlak verdi. 2026 hızlı başladı. Delta Force timi Maduro’yu, tabiri caizse “evinden”, Karakas’tan aldı. Venezuela lideri Maduro hakkında, başta narkoterörizm olmak üzere pek çok suçlama içeren iddianame ise çoktan hazırlanmıştı. 5 Ocak’ta ise ilk duruşma gerçekleşmiş, duruşma öncesi ise Maduro, New York sokaklarında adeta gövde gösterisi yaparcasına gezdirilmişti. Bu süreçte ise Trump başta Grönland (Danimarka), İran ve Kolombiya olmak üzere, çeşitli ülkelere de gözdağı vermeyi de unutmamıştı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin bu tip özellikle uluslararası operasyonlarında iyi reklam yapmasını hemen hiçbirimiz garipsemiyoruz. Malumunuz, önemli olan yalnızca imajlar artık… Rambo filmlerini boşuna çekmedi sonuçta Hollywood!

Biraz konuyu değiştirelim. Seneler önce, Aşk-ı Memnu dizisi çok popülerken; bir esnafın dükkanına astığı “Bihter geceliği gelmiştir” yazısı haber olmuştu. Dizinin de etkisiyle bu ürün kapış kapış satılmıştı. Dünyada da pek çok dizi – film ve olay temalı ürünlerin satılmasına, dönem dönem popüler olmasına alışmıştık. En çok ise Squid Game Eşofmanı garip gelmişti bana. Zorla başlasam da severek izlediğim bir diziydi Squid Game. Borcu olan insanların, sırf para için ölümüne mücadele ettikleri ve saçma sapan çocuk oyunları oynadıkları bir dizideki “kurban” karakterlerin giydiği kostümü giymeyi istemek çok da akıl kârı olmasa gerek. Kapitalizm işte…

Maduro’nun basına servis edilen fotoğrafında, üzerinde olan eşofmanın, üretici sitesinde yok satması nasıl bir şey, bunu gerçekten anlamak olanaksız. Sanıyorum bu noktayı yalnızca kapitalizmle açıklamak mümkün değil. Irak savaşı sonrası Saddam ele geçirildiğinde, sığınağında günlerce özellikle bir marka çikolata yediği konuşulmuş ve o çikolata markasının satışları patlamıştı. Herkes buna “kapitalizm işte” diyebiliyordu. Çünkü ortada bir savaş, devrik bir lider ve pazarlama stratejisi vardı.

Ancak Maduro eşofmanı konusu, gerçekliğin büküldüğü bir noktaya tekabül ediyor. Sanıyorum ki kitleler, durumun vahametini çözebilmiş değil. Vahim olan nokta şudur, bir ülke, bir başka ülkenin egemenlik sahasına izinsiz giriyor ve -beğenin ya da beğenmeyin- girdiği ülkenin devlet başkanını alıp ülkesine getiriyor. Hatta bununla da yetinmiyor, bu devlet başkanını şehirde gezdirip mahkemeye çıkarıyor! Bu durum, Amerikan Senatosu’nda bile bazı kesimler tarafından tepkiyle karşılanırken; insanlar ise, Maduro’nun yakalandığı an çekilen fotoğrafta üzerine bulunan eşofmanı sipariş ediyor! Etik ölmüş, ağlayanı yok! İnsanlar ya yaşananların farkında değil ya da yaşananlar kimsenin umurunda değil! Bu gerçekten en hafif tabirle aymazlıktır. Bu siparişlerin küresel ölçekte olduğunu göz önüne alacak olursak, sanırım kimse gerçekten nelerin döndüğünü anlayamıyor!

Bir nesil, “Biz Körfez Savaşı’nı televizyondan izledik” der. Duymuşsunuzdur tahmin ediyorum. Çağdaş filozof ve sosyologlar ise bu durumu, kahir ekseriyetle, insanların nasıl duyarsızlaştığını anlatmak için metafor olarak kullanırlardı. Peki ya bugün? Bu duyarsızlık, aymazlık ya da bilinçsizlik karşısında hangi felsefeyi, hangi sosyolojiyi, hangi etiği konuşalım? Konuşulacak bir şey kaldı diyebilir misiniz?

Sevmediğim bir tabirdir ancak, sanırım “zihinsel evrim” tersine işliyor gibi. Artık bu durum küresel vurdumduymazlıktan daha ileri bir boyuta geçmiş durumda. Pek çok şey ciddiyetini yitirmiş.

Bir diğer ciddiyetini yitiren şey ise küresel ölçekte yargı ve yargı bağımsızlığı. Malumunuz ilk duruşma 5 Ocak 2026’da gerçekleşti. Ancak gözler 17 Mart’taki duruşmada. Amerikan siyaseti, ne denli Amerikan yargısını etkileyebiliyor bunu göreceğiz. Çok da ümitlenmemek gerek; çünkü görünen köy de pek kılavuz istemiyor. Bu sadece Amerikan halkı için değil, dünya için çok ciddi bir problem.

Son olarak, Rusya – Ukrayna, Çin – Tayvan, İsrail – Filistin ve Ortadoğu denklemlerini ayrıca da Trump’ın Güney Amerika politikalarını de göz önüne almak gerek. Trump Avrupa liderlerini 2025’te ağırlamış ve tabiri caizse “ayar” vermişti. Avrupa liderleriyle yapılan toplantı, Trump’ın basın açıklamaları, Venezuela olayı sonrası resmi hesaplardan atılan tweetler de diplomasi dilinin ne denli değiştiğini, adeta sokak ağzına döndüğünü, dünyanın artık yeni bir tür diplomasi diline aşina olması gerektiğini gösteriyor.

Gerçekten elem verici olan, dünyanın -hızlıca- bir savaş için mevzileniyor gibi görünmesi. Elbette hiçbirimiz bunun yaşanmasını istemeyiz. Ancak insanların duyarsızlaştığını da göz önüne alacak olursak; belki de ortam gerçekten de savaşa müsaittir, Kim bilir? Dünyanın nasıl bu pozisyona taşındığını da bir sonraki yazımızda ele alalım.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.