Özgür Özel'den Erdoğan'a 'CHP içi mesele' yanıtı: Sen çıktığım TOMA'nın şoför koltuğunda oturuyorsun

CHP Lideri Özgür Özel, 'mutlak butlan' sonrası ilk kez partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. Erdoğan'ın "Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz" sözlerine yanıt veren Özel, "Sen o üstüne çıktığım TOMA'nın şoför koltuğunda oturuyorsun" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 02.06.2026 15:13
Haber Güncellenme Tarihi: 02.06.2026 15:13

CHP'ye yönelik 'mutlak butlan' kararının ardından, CHP Lideri Özgür Özel, partisinin Meclis grup toplantısında 'Grup Başkanı' olarak konuşma yaptı. "Biz bildiğiniz gibiyiz; biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" diyen Özel, yaşananları "Bir sonraki cumhurbaşkanına ve bir sonraki iktidara darbe" olarak niteledi. Kılıçdaroğlu'na seslenen Özel, "Türkiye'de ilk kez bir siyasi partinin genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, genel başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı" dedi. Özel ayrıca "Hain Kemal sloganları üzerine "İhanet, yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında, içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz" sözlerine yanıt veren Özel, "Sen o üstüne çıktığım TOMA'nın şoför koltuğunda oturuyorsun" ifadelerini kullandı.

Salon doldu taştı

Seçilmiş CHP yönetimini destekleyen milletvekilleri, eski milletvekilleri ve yurttaşlar saatler öncesinden toplantı salonuna geldi. Özel "Kurultay, kurultay" ve "Özgür Türkiye, Özgür gelecek" sloganları eşliğinde salona girdi. Kalabalık nedeniyle kürsünün etrafı da doldu. Özel, partililerin yoğun desteği ve sloganları arasında kürsüye çıktı.

"Bu tarih yazma, direnme ziyaretidir"

Özel, "Meclis çok grup toplantıları gördü. Çok coşkulu, çok kalabalık grup toplantıları gördü. Ama bugün buradaki tablo ve Dikmen Kapı'nın önünde, turnikeler önünde hazır bekleyen, içeri girmek için sıra bekleyen 3 bin 200 arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyorum" dedi.

Bunun sıradan bir grup toplantısı olmadığını vurgulayan Özel, "Bu bir sahip çıkma, bir tarihin doğru tarafında durma, bir tarih yazma ve partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir" dedi.

"Olmamız gereken kürsüdeyiz"

"Üç haftalık aranın ardından milletin meclisinde, olmamız gereken yerde, milletin görevlendirdiği milletvekillerimizin takdir ettiği görevimizle olmamız gereken kürsüdeyiz" diyen Özel, şöyle devam etti: "Bizi soracak olursanız, biz bildiğiniz gibiyiz; biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta."

"Görevimiz kumpasa karşı direniştir"

"Hain Kemal" sloganları üzerine katılımcılara seslenen Özel, "Bugün burada her biriniz partinin saatinin vidasından geliyorsunuz, bu partinin damarlarından, damarının içindeki alyuvardan, akyuvardan geliyorsunuz. Siz sokağı bilen, sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi görenlersiniz ama bizim görevimiz bugün öfke seslerini, tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil; bizim görevimiz bir büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır."

Gezi'de katledilenleri andı

Özgür Özel, Gezi eylemlerde katledilenleri andı ve "Bu üç hafta, cumhuriyet tarihinin en büyük demokratik itirazlarından olan Gezi eylemlerinin yıl dönümünü de içine aldı. O dönemde hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz; Ali İsmail Korkmaz'ı, Ethem Sarısülük'ü, Abdullah Cömert'i, Mehmet Ayvalıtaş'ı, Ahmet Atakan'ı, Medeni Yıldırım'ı, Hasan Ferit Gedik'i ve evladımız Berkin Elvan'ı rahmetle anıyorum, hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum" dedi.

Gezi tutuklularına seslendi: "Çok yakında kavuşacağız"

Gezi'de İstanbul'un savunulduğunu vurgulayan Özel, "İstanbul'u savunan Taksim Dayanışmasından yıllar sonra bir darbe kumpası çıkardılar. AİHM ve AYM kararlarına rağmen içeride tutulan Tayfun Kahraman kardeşime, Sayın Osman Kavala'ya, Can Atalay'a, Mine Özerden'e, Çiğdem Mater'e selam olsun. Çok yakında kavuşacağız, çok yakında! Buradan Meclis Başkanı'nın başkanlığındaki komisyonda bütün Meclisin ortaklaştığı, altına hep beraber imza attığı 'Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır, AİHM kararlarına uyulmalıdır' diyen 6'ncı maddeyi bir kez daha hatırlatıyorum. Önümüzdeki günlerde tüm AİHM ve AYM kararlarının zaman geçirilmeden uygulanacağı bir süreç için Meclisteki tüm milletvekillerini attıkları imzaya, namuslarına sahip çıkmaya davet ediyorum."

"akpden2.com devam ediyor, bu kara düzeni ortadan kaldıracağız"

Özel, açtıkları "akpden.com" sitesine ve vergi düzenine dair konuştu, "Bu kara düzeni ortadan kaldırmanın sözünü veriyor Cumhuriyet Halk Partisi" dedi:

"Söz verdim; genç bir arkadaş Çınar, 'Hani' diyor, 'Özgür abi, akpden.com devam edecekti?' Dedim 'Ediyor, akpden2.com'. Dedi ki 'Araba var, bir de dedi geçen hafta söylediğin bilgisayar var, ama cep telefonu, oyun konsolu… Amerika'da Türkiye'nin üçte biri fiyatınaymış. Onu gösterecek misin' dedi. 'Göstereceğim' oğlum dedim. Gösteriyorum. İşte vergi düzeni; bunu Türkiye'de 44 bin 500 liraya almak varken, '8 bin 900 lira gümrük vergisini ver, 10 bin 680 lira özel tüketim vergisi ver, bir de bunların üstüne 12 bin 820 lira KDV'sini ver, yani sen buna 32.400 lira daha Tayyip amcaya ve onun beceriksiz bakanlarına ver. Varsa 77 bin liran oyun konsolunu alırsın' diyorlar. Bu kara düzeni ortadan kaldırmanın, Çınar'ın da yüzünü güldürmenin sözünü veriyor Cumhuriyet Halk Partisi. Çınar'ı ve babasını, anasını ağlatanlar 65 bin liralık cep telefonunu 133 bin liraya sattıranlardır. Çınar'ın babası 30 sene önce devlet memuru olsaydı, beyaz yakalı, mavi yakalı olsaydı, Çınar'ın annesi de çalışaydı, 5 yıla bir araba, 10 yıla bir ev alıyorlardı. Ama şimdi ömürleri boyunca çalışıp bir ev almaları, bir araba almaları mümkün değildir. Almaya kalkanın karşısında Tayyip Bey belirir, 1.2 milyon liralık arabadan 1 milyon 557 bin lira vergi alır, 2.7 milyona getirir. İşte AK Parti'nin kara düzeni budur."

"Şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar"

Süreci "darbe" olarak nitelendiren Özel, şunları dile getirdi:

"Milleti adaysız, partisiz, partiyi lidersiz ve seçimi rakipsiz ya da rakibi kendilerinin belirlediği, seçimlerin şeklen olduğu, değiştirme kararlılığı olanların takatsiz kaldığı, sandığa küstüğü, değiştirmek istemeyen birileriyle iktidarlarını sürdürdükleri şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar. Kendi sözü 'İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır, İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder'dir. Yıllar sonra İstanbul üç tercih üst üste kimin yöneteceğine karar vermiş, bundan sonra da o kişinin Türkiye'yi yönetme ihtimali belirginleşmişken yapılan iş, bir sonraki cumhurbaşkanına, bir sonraki iktidara darbedir."

Kılıçdaroğlu'na 'ihanet' mesajı

'Mutlak butlan' kararıyla CHP genel başkanlığına atanan Kılıçdaroğlu'na seslenen Özgür Özel, şunları dile getirdi:

"'Bir daha kaybetmemeliyiz' diyen anlayış, 'Yeter artık' diyen anlayış. 'CHP değişirse Türkiye değişir, önce CHP'yi sonra yönetimi değiştireceğiz, Gazi'nin partisini iktidara getireceğiz' diyen anlayış genciyle, kadınıyla, her yaştan hep beraber bir değişimi gerçekleştirdiler. Cumhuriyet Halk Partililerin kazananıyla, kaybedeniyle o seçimde boynunda yeni bir şeref madalyası vardı. Aynı ülkeyi kuran, Gazi'nin yanında duran, Garp Cephesi Komutanı olan, ülkenin ikinci cumhurbaşkanı olan İnönü'nün 14 Mayıs 1950 günü seçimleri Demokrat Parti'ye kaybettiğinde 'Herhalde bunlara vermeyeceksin paşam' diyenlere karşı yaverine not yazıp Demokrat Parti'ye yollayan ve 'Paşa devir teslime hazırdır, sizi tebrik etmektedir' diyen İsmet Paşa'nın madalyası, demokrasi madalyası… Bizim kurultayımızda da ilk kez Türkiye'de bir siyasi parti genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakabilseydi, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı. İhanet, yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında, içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur."

"Biz alıştık kaybetmeye, partinin başında otururuz" dediler

CHP genel merkezine polis baskını düzenlenen 24 Mayıs'ı anlatan Özel, şunları dile getirdi:

"Öyle bir hal aldı ki 'Eğer partiyi bize verirseniz biz alıştığınız gibi, bildiğiniz gibi oluruz, biz alıştık kaybetmeye, bir kez daha kaybeder partinin başında otururuz' dediler. Karşımızda, 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenlerle 31 Mart yerel seçimini hazmedemeyenlerin, yani mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı vardır. Bir mahkeme kararı elde, polisle, biber gazıyla, plastik mermiyle, sabaha kadar barda pavyonda bodyguardlık yapmış, CHP'nin kapısının önüne hayatında ilk kez gelmiş tiplerle, belde kasaturalarla genel merkezin önüne geldiler… Biz o kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk, onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük utancı yaşattılar."

"Bir tarafta iktidara yürümek, diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümek…"

Özel, şu anda iki CHP olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

"Bir tarafta, butlan kararıyla bizlerin polis zoruyla dışarıya atıldığı baba ocağımız ve orada oturanlar; bir tarafta burada Gazi'nin diğer büyük eserinin çatısı altında partisine ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar. Bir tarafta iktidara yürümek varken, diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve bir haksız, hukuksuz mahkeme kararıyla bu partinin baba ocağında bulunanlar var."

Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönmez'e tepki

Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönmez'e de sert tepki göstedi: "Genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin bir evladı değil, 1,5 yıldır TGRT'den maaş alan, 1,5 yıldır her türlü haksızlık, edepsizlikle arkadaşlarımızla uğraşan, partimizle uğraşan, yalanları köpürtenler birisi. Gelmiş partide basın danışmanı olmuş; sizin her bir damlası helal alın teriyle kazanıp da partiye ödediğiniz aidatlarla alınmış arabalara 'Haram mal' diyecek kadar yerin dibine geçmişler oturuyor orada. Her gün mahkeme mahkeme gezen, butlan kovalayan, oradan buradan yalancı şahit ayarlayan, her seferinde önce inkar eden sonra pişkinlik eden, geçmişte bu partinin kanını emenler o partide şimdi devlet karşısında güya partinin avukatı olmuşlar, bizim haklı başvurumuzu haksız şekilde geri çekmeye kalkıyorlar. Bizden birileri değil, bir başkaları oturuyor orada."

İBB borsasında ismi geçen avukat CHP binasında

"İftiracı, rüşvetçi 'Şu kişiye iftira atar, bana da şu kadar para verirsen… Savcı yolladı beni buraya' diyen, benim suçüstü yaptığım, Türkiye'den kaçarken yakalanan bir avukat, ev hapsi alan bir avukat, ev hapsini kaldırmışlar, partinin çatısında balkonunda keyif yapıp 'Cumhuriyet Halk Partisi arınmaya başladı' diyor. 'İtirafçı' alçaklar partinin çatısında oturuyor."

Çikolata dağıtma görüntülerine tepki

"Canımız Ferdi'nin (Zeyrek) elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı o gün, Yeni Akit gazetesinde 'Çarpıldı' diye dalga geçen karikatürü çizen kadın, çikolata dağıtıyor babaevinde. Evladımız Gülşah'a, il başkanımın gözüne bakarak söylüyorum; ölüm döşeğinde, ameliyatta, yoğun bakımda, ölünce kabrinde iftira atanlar, şimdi gidiyorlar o partide göbek atıyorlar alçaklar!"

"Bu işin hiçbir yerinde yokuz" diyen Erdoğan'a yanıt

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz" sözlerine de yanıt veren Özgür Özel, şunları dile getirdi:

"Erdoğan dün bir konuşma yapmış, on gündür ağzını bıçak açmıyor, ölçüyor biçiyor, görüyor neler olduğunu, şimdi nedamet getiriyor ve diyor ki, 'Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz'… Bana, bize, haksız ve yapışmayacak bir 'FETÖ' yakıştırması yapmaya kalktıklarında bize sahip çıkan sevgili Ahmet Tatar burada, kumpasları çok iyi bilir, Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal çok iyi bilir, o kumpaslarda sen nerede duruyorsan şimdi de tam orada duruyorsun, tam orada. Şunu söyleyeyim Erdoğan; hani 'Hiçbir yerinde yokum' diyorsun ya, önümüze altı kere barikatlar çektiğin, TOMA'ları dizdiğin, dolunun altında o üstüne çıktığım TOMA var ya. Sen o TOMA'nın şoför koltuğunda oturuyorsun, şoför koltuğunda! 21 Mayıs'ta, 19 Mart'ta darbeyi yapan da, 21 Mayıs butlan darbesini yapan da, ardından polisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partiye sokan da, bunların hepsini yapan sen, senin şımarttığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcın, ödüllendirdiğin bakanın, tapularının hesabını veremeyen, o kadar malı mülkü ne yaparak edindiğini senin de açıklayamadığın, açıklatmadığın celladının eline talimatı sen verdin, 'Kes bunların boynunu' diye. Bu mesele CHP içinde bir mesele değildir. Bu mesele Erdoğan'la, rejimle, millet arasında bir meseledir. Buradan Erdoğan'a şunu hatırlatmak isterim: 15 Temmuz darbesine kadar az zulmetmedin. 15 Temmuz darbesinde şımarttıkların, ne istediyse verdiklerin, sırtını sıvazladıkların, altına F-16 çektiklerin bu meclisi bombaladı, altına tank verdiklerin bu milleti ezdi. O gün, o darbeye karşı ilk telefonu ben açtım AK Parti'ye. Milletvekillerimizle birlikte kapalı Meclisi açtırdık. Erdoğan'a soruyorum; 'Hiçbir tarafında yokum' demek, 'Bir yerde oturup da susuyorum, izliyorum' demekle olmaz, darbeye karşı olunur! Hadi bakayım! Biz 15 Temmuz akşamından alnımızın akıyla çıktık. Siz 19 Mart ve 21 Mayıs darbeleriyle milletin kararının karşısında olduğunuzu gösterdiniz."

Kaynak:Evrensel