Özgür Özel: Çayda sömürüye son

CHP'nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 108’incisi Rize’de başladı. Özgür Özel, "Çayın kilosu 40 TL olmalıdır. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir. Çayda sömürüye son" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 09.05.2026 16:18
Haber Güncellenme Tarihi: 09.05.2026 16:18
Haberyazilimi.com

CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 108’incisi Rize’de yapılıyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu sonrası süren mitingler kapsamında düzenlenen mitingte CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve partililer 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda yurttaşlarla buluştu.

“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin bu haftaki adresi Rize oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın memleketi Rize'de, Muharrem İnce de konuştu. Ardından tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mektubu okundu. İmamoğlu’nun Rizelilere gönderdiği mektup, CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz tarafından okundu. Mektubunda Rizelilere “Karadeniz’in yaylaları gibi özgür, hırçın dalgaları gibi korkusuz hemşerilerim” diye seslenen İmamoğlu, kendisine yönelik yargı sürecini eleştirerek, “Mertçe yarışla seçim kazanamayacağını görenler, kirli işlere tevessül etti. Ama gerçekler ortaya çıktıkça bu iddianamenin bir iftiraname olduğu anlaşıldı” dedi.

Karadeniz insanının haksızlık karşısında susmayacağını vurgulayan İmamoğlu, “Elbet doğduğum topraklara kavuşacağım, sizlerle alnım ak başım dik kucaklaşacağım” ifadelerini kullandı. "Türkiye için adalet, demokrasi ve refah" vurgusu yapan İmamoğlu, “Bir araya gelirsek bu ülkeyi bolluğun, huzurun ve kardeşliğin ülkesi haline getirebiliriz. Her şey çok güzel olacak” mesajını verdi. İmamoğlu’nun mektubunun okunmasının ardından Murat Karayalçın kalabalığı selamladı.

"Çayın kilosu 40 TL olmalıdır"

Ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmasına geçildi. Özel'in konuşmasında öne çıkanlar şöyle;

"Biz hep birlikte ileri yürüyoruz. Çay üreticisini ezenlere, emeği sömürenlere onlara geride kalanlara değil, yarınlara bakıyoruz.

Bu kentten oyu alanlar seçim günlerinde bu kente yüzünü dönerken, geçim günlerinde de sırtlarını dönmeyi tercih ettiler. Bugün yaklaşık 1 buçuk milyon insan çayla geçinmeye çalışıyor. Ancak maalesef çay üreticisi Cumhuriyet tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. 2024 yılında çay mitinginde buradaydık, tüm Türkiye'ye sorunları duyuduk. 2025'de çay için 35 liradan çay alınsın dedik, 25 lira fiyat verdiler, çay üreticisini perişan ettiler.

Çayın kilosu 40 TL olmalıdır. Bir kilo çay satan iki ekmeğiyle evine gitmelidir. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir. Çayda sömürüye son diyoruz.

"5 şirkete her türlü garantiyi veriyorlar"

Bu iktidar 5 şirkete her türlü garantiyi veriyor. Yol yapana geçiş garantisi veriyor ama çay üreticisine alım garantisi veremiyor. Çaya ilan edilen taban fiyatın, yüzde 10'u kadar da destekleme verilecek. Kaçak çayla etkin mücadele edilecek. Ülkenin zorlukları olabilir ama atılacak onlarca doğru adım var. Her defasında bir bahane buluyorlar ve sizden fedakârlık isteniyor.

"Mağdur olan başvuracak ve hakkını alacak"

Acele kamulaştırma, Anayasa tarafından Cumhurbaşkanına verilmiş bir yetkidir. Önemli bir yere radar konulacaksa, oranın parasını verip acele kamulaştırabilirsin ancak yol yapıyorum diyerek acele kamulaştırıyorsun vatandaş susuyor. İyidere-İkizdere yolunda acele kamulaştırma mağdurlarına sorunlarını çözeceğimizin sözünü veriyoruz. Mağdur olan başvuracak ve kanun önünde haklarını alacak.

Kıyı balıkçılığıyla uğraşanların bellerini yüksek masrafların büktüğünü biliyoruz. Denizcilik ve Balıkçılıktan sorumlu bir bakanlık bizim iktidarımız döneminde olacak ve bu sorunların hepsi çözülecek.

"Bundan sonra yandaşa değil çay üreticisine alım garantisi"

Bundan sonra yandaşa değil, vatandaşa bütçe geliyor, bundan sonra yandaşa değil çay üreticisine alım garantisi geliyor.

Erdoğana sesleniyorum, bu insanları ezilecek karınca yerine koymayın, karıncanın kardeşi var. O da Cumhuriyet Halk Partisidir. Çay üreticilerinin ellerinde dövizler var, 'Çay, sermaye için servet, türketici için keyif, üretici için ekmek ve gelecektir diyor. ÇAYKUR işçileri hakettikleri kadroyu bekliyor. 10 bin ÇAYKUR işçisine kadro sözü devlet sözüdür.

Emeklilere de seslendi

"Yıllarca çalıştınız. Şu anda aldığınız maaşla geçinebiliyor musunuz? Bugün resmî açlık sınırı 35 bin TL ama en düşük emekli maaşı 20 bin TL. Ortalama emekli maaşı 23 bin lira. İki emekli bir araya geldiğinde açlık sınırını ancak geçiyor. Yoksulluktan kurtulmak için 5 emeklinin birleşmesi ve o parayı birine vermeleri gerekiyor. Rize'de iki yıl önce daha mütevazı bir kalabalığa konuşurken şaşmayacak tek hesabın altın hesabı olduğunu söylemiştik. Sayın Erdoğan'ın iktidara geldiği 3 Kasım 2002'de en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2 çeyrek altın bile alamıyor. Bu önce Rize'de, sonra bütün Türkiye'de söyledim. Ben bu hesabı ancak emekliler hakkını aldığında bırakacağım."

İkizdere'den Akbelen'e çevre mücadelesi

Rize'nin topraklarının yüzde 82'si maden ruhsatlarına açmış durumdalar. İkizdere, Çamlıhemşin, Fındıklı, Pazar büyük bir tehlikeyle karşı karşıyalar. Ardeşen'de her siyasi görüşten insanlar bir araya gelip mücadele başlattılar şimdilik geri adım attırdılar. Çayeli'nde de itiraz yükselmiş durumda. Buradan selam olsun Çayeli'ne. Sizinle birlikte direneceğiz sizinle birlikte bu maden yıkımına karşı çıkacağız.

Rize'nin ağacını, deresini yandaşlara ezdirenleri günü gelince hesaba çekeceğiz. Buradan Havva Ana'yı selamlıyorum. Havva Ana karşısına çıkan jandarmaya, 'Kaymakam kim vali kim devlet benim devlet benim' demişti. Bu çevre mücadelesi İkizdere'den Muğla Akbelen'e uzanıyor. Orada da bir muhtar var, İkizköy'ün muhtarı Necla Işık. Kendisi annesi ve evladıyla birlikte direniyor. Ağaçlara sarıldığı için kızı, kamu görevlilerine mukavemetten cezaevine atıldı Esra Işık. Biz de burayı izleyen Esra Işık'ı selamlıyoruz.

Akın Gürlek iddiası: Erdoğan'ın ses kayıtlarını saklıyor

Geçmişte Zekeriya Öz nasıl felakete sürüklediyse bugün Akın Gürlek ülkeyi felakete sürüklemektedir. Göreve gelmeden birkaç ay önce İzmir'de, Ankara'da lüks daireler almış. Bu çamurun çirkefini partimizin üzerine atmaya kalkıyorlar. Dün akşam neler yaptığını söyledim. Savcıyken, cumhurbaşkanı ile Hz. Ali Cami'nin VIP odasında buluşup operasyon planlıyordu. Şimdi kriptolu telefonla konuşuyor, Tayyip Erdoğan'ı kayda alıyor. Suç olacak her şeyi ona onaylatıp kayda alıyor. Bir kasa tutmuş bankada, o bankadaki kasaya ses kayıtlarını istifliyor. Erdoğan'a sesleniyorum, bugüne kadar Ankara'da o bankada o kasa kapalı ama İçişleri Bakanlığı girebilir, hızla bir karar alıp o banka kasasını açtırabilir. Akın Gürlek'in senin ilerisi için sesini kaydettiği o hafıza kayılarına el koyabilir. O kasayı bugün açtırırsan memleketi de kurtarırsın büyük bir yanlıştan da dönersin."

Kaynak:Evrensel