EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan: Trump’a katil diyemiyorlar, çünkü emperyalizme göbekten bağlılar

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, NATO Zirvesi'nin kazananının ABD olduğunu söyleyerek Erdoğan'ın Trump'a yönelik sessizliğini eleştirdi. Aslan, "Netanyahu'ya katil diyorsunuz ama Trump'a diyemiyorsunuz, çünkü emperyalizme göbekten bağlısınız" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 14.07.2026 14:08
Haber Güncellenme Tarihi: 14.07.2026 14:10
Haberyazilimi.com

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, partisinin İstanbul’da bulunan Genel Başkanlık İrtibat Bürosu’nda NATO zirvesi sonuçları ve gündemdeki gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.

7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen NATO Zirvesi sırasında başta Ankara olmak üzere yurdun dört bir yanında terör estirildiğini hatırlatan Aslan, emperyalistleri ağırlamak için 12 milyar lira harcayan Saray rejiminin NATO karşıtı eylemleri yasakladığını hatırlattı. Engelleme ve baskılara rağmen 100’e yakın yerde NATO’nun işçiler, emekçiler, devrimciler ve yurtseverler tarafından protesto edildiğini söyleyen Aslan, zirve öncesinde ve sırasında 4 bin 200 civarı kişinin gözaltına alındığını, 230’u aşkın kişinin tutuklandığını ifade etti. Gözaltına alınanlar arasında TEMA gönüllüleri de olduğunu hatırlatarak NATO ile ilişkisi dahi olmayan çok sayıda insanın gözaltına alınanlar arasında olduğunu vurgulayan Aslan, bazı kişilerin gözaltında darbedildiğini, işkence gördüğünü, tutuklanan bazı isimlerin ise F tipi cezaevlerine gönderildiği bilgisini paylaştı.

“NATO karşıtı, savaş karşıtı, emperyalist barbarlığa karşı eylemlerimiz meşrudur. Dünyanın neresinde olursa olsun bu tür oluşumlara karşı, bu tür terör örgütlerine karşı eylemlerimizi yapmaya devam edeceğiz” diyen Aslan, tutuklananların derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Zirvede ABD kazandı, Türkiye’ye kuru teşekkür kaldı

Zirvenin sonuçlarına da değinen Aslan, “Pazarlıklara, silah anlaşmalarına, ticari anlaşmalara baktığımızda zirvenin kazananı tartışmasız Trump ve ABD oldu. Savunma Sanayi Forumu’nda yapılan 50 milyar dolarlık silah ticareti anlaşmalarından büyük payı ABD ve ABD’li silah tekelleri aldı. Türkiye'ye ise kuru bir teşekkür kaldı.

Bu yıl NATO üyesi ülkelerin toplam silah harcamalarının 1,8 trilyon dolar olacağını da hatırlatan Aslan, “1,8 trilyon dolar dünyadaki en yoksul 2 milyar insanın gelirine eşit. 2 milyar insanın geliri silah tüccarlarının kasalarına gidecek. Kimin için? Başta ABD olmak üzere emperyalistler ve silah tekelleri için” ifadelerini kullandı.

"Topraklarımızdan savaş emri verilmesini kabul etmiyoruz"

Trump’ın zirvede yer yer diğer ülke liderlerini azarlayarak, yer yer masa altından tekmeleyerek, yer yer de duygularını okşayarak kendi hedeflerini zirve bildirisine yazdırdığını söyleyen Aslan, İran’a dönük vur emrinin Türkiye’den verilmesine dair de şu değerlendirmelerde bulundu:

“Vur emrinin Türkiye topraklarından verilmesi, Trump’ın Türkiye’yi savaş bataklığına çekme hamlesidir. Bu açıklamadan önce Trump’ın Erdoğan’ı bilgilendirmediği düşünülemez ki Erdoğan da Trump’la görüşmesinde ‘İran meselesini çözmekte kararlı ve çözecektir’ demiştir. ABD atına binmiş, Osmanlı kılıcı sallayan bir Erdoğan görüyoruz. Biz topraklarımızdan başka ülkelere dönük savaş emirlerinin verilmesini kabul etmiyoruz. Ancak Erdoğan Trump’ın Türkiye’de savaş emri vermesinden rahatsızlık duymuyor. Bırakalım kınamayı, Erdoğan adeta vur emrinin arkasındakilerden biri gibi davranıyor.”

Türkiye’yi ucuz işçi, ucuz asker deposu olarak kullanacaklar

Erdoğan ile Trump arasındaki görüşmelerde gündeme gelen F-35 ve CAATSA yaptırımlarına da değinen Aslan, “F-35’lerin getirileceği de CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağı da hayal, temenniden öteye gitmiyor. Bir de S-400 meselesi var; yıllardır hangarlarda tuttukları bataryaları ne yapacaklar belli değil, Rusya’nın nasıl bir yaptırım uygulayacağı da bilinmiyor. Trump alacağını aldı, bildiğini okumaya devam ediyor. Türkiye'ye silah satmaya devam edecekler, Türkiye'yi ucuz emek pazarı olarak görmeye devam edecekler. Türkiye'ye olası savaşlarda ucuz piyade, işgal ordusu görevi vereceklerini de çok açık biçimde söylediler. Zaten Erdoğan da Hürmüz Boğazı'ndaki mayınları temizlemeye gönüllü olduklarını söyledi. İran halklarıyla barış içerisinde yaşamak, onların bağımsızlığını savunmak yerine binlerce kilometre öteden gelerek İran’ı işgal etmeye kalkan ABD'nin yanında savaşa girmek için hevesli olan bir Erdoğan görüyoruz. Biz Türkiye'nin asla komşu ülkelerle bir savaşa, çatışmaya girmesini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Bu mücadelemizi de sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

"Netanyahu katil de Trump değil mi?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin’den Lübnan’a Ortadoğu’nun her yanını kana bulayan Netanyahu için sabah akşam “katil” dediğini hatırlatan Aslan, “Netanyahu’nun tüm katliamlarının arkasındaki Trump'a gelince sessizleşiyor, bir şey söyleyemiyor. Evet, Netanyahu katil. Elinde Filistin halkının, Suriye halkının, İran halkının kanı var. Ama Trump’ın elinde de aynı kan var. ABD'ye ‘katil’ diyemiyorsunuz çünkü emperyalizme göbekten bağlısınız” ifadelerini kullandı.

"Silahlanma bütçesindeki artış sosyal yardımından çalınandır"

Son yıllarda Türkiye’nin silah harcamalarındaki artışa da değinen Aslan, geçtiğimiz yıl 36 milyar dolar olan harcama miktarının bu yıl 48 milyar dolara çıkacağını hatırlatarak “Silaha harcanan bu para uluslararası silah tekelleri ve yerli işbirlikçilerinin kasalarına gidiyor. Savaş sanayisine harcadığımız her kuruş, işçi çocuğunun eğitiminden, emekçi kadının sağlık hizmetinden çalınandır. Asgari ücretlinin vergilerle daha fazla yoksullaşmasıdır. Bu para Erdoğan’ın değil; kıt kanaat geçinen işçi, emekçi, kadın, genç, yoksul, küçük esnaf, üretici köylüsünün cebinden çıkıyor. Bizim silah tekellerine vereceğimiz tek kuruşumuz yok. Savaşa da, silahlanmaya da hayır diyoruz. Biz bölgemizdeki halklarla barış ce kardeşlik içerisinde eşit şekilde yaşamak istiyoruz” dedi.

"Vali’den Saray’a kadar iş cinayetlerinin tüm sorumluları hesap vermeli"

Son haftalarda İliç, Dilovası ve Beşiktaş gibi iş cinayeti davalarında çıkan skandal kararların da NATO tartışmalarının gölgesinde kaldığını ifade eden EMEP Genel Başkanı Aslan, “9 işçinin toprak altında hayatını kaybettiği İliç’e ilişkin davada tek bir tutuklu sanık kalmadı. 9 işçiyi katledenler 4 yıl bile yatmadan cezaevinden çıkarıldılar. İliç’te yaşamını yitiren Uğur Yıldız'ın ailesi ‘Hırsızlar, katiller sokakta, benim evladım toprak altında. Bizim sesimizi duyun artık’ diyor. Dilovası katliamı davasında alt düzeydeki 7 kamu görevlisi tutuklanmıştı. Tutuklama kararının mürekkebi kurumadan serbest bırakıldılar. Vali sorumlu, Büyükşehir Belediye Başkanı sorumlu, Saray sorumlu, Çalışma Bakanlığı sorumlu. Sıralı bir sorumluluk var. Bu sorumluların tümü hesap vermeden adalet sağlanamaz. Bunun için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Beşiktaş Gece Kulübü yangını davası da 4 yıldır devam ediyor. Dosya karar aşamasına gelmişken mahkeme heyeti değiştirildi. Son duruşmada aileleri başka bir salona, tutukluları başka bir salona aldılar. ‘Güvenlik için yapıyoruz’ dediler. Güvenliği işçiler ölmeden alacaktınız. İşçilerin hayatları ucuz değil. İş cinayetlerinde gerçek adalet sağlanana kadar partimiz mücadele etmeye devam edecek” dedi.

"143 suça 4 saat, hani savunma hakkı?"

İBB davasında savunma hakkının kısıtlanmasına da değinen Aslan, “143 ayrı suç isnat edilen Ekrem İmamoğlu’na savunma için 3-4 saat süre veriliyor. İş cinayeti davalarında olduğu gibi hukuksuzluk burada da kendini gösteriyor. Mahkeme heyeti ve savcı bağımsız bir kurul gibi değil, Saray’ın temsilcisi gibi oturuyor koltuklarında. Savunma hakkı nerede, yargılamada aleniyet nerede?” diye sordu.

Son olarak Komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına değinen Aslan, “Deniz Göktaş, yüksek güvenlikli cezaevine gönderildi. Gerekçe Göktaş'ın güvence altına alınması! Saray düzeni bu ülkenin insanlarını mutsuz ediyor. Geçim derdi, yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik, baskılar, iş cinayetleri, kadın cinayetleri, eğitim ve sağlığın özelleştirilmesi insanları mutsuz ediyor. Bir genç çıkıyor zekasıyla, mizahıyla milyonlarca insanı güldürüyor. Önce "dini değerlere saldırı" sonra "cumhurbaşkanına hakaret" diye tutukladılar. İmran Deniz Göktaş yalnız değil, yalnız kalmayacak. Mutlaka bir gün seni o cezaevinden alacağız, hep birlikte gülmeye, hep birlikte özgürlük türküleri söylemeye devam edeceğiz” dedi.

Kaynak:Evrensel