Abdullah Öcalan'ın ikinci '27 Şubat' mesajı açıklandı

DEM Parti, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli 'Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın birinci yıl dönümünde ikinci mesajını açıkladı. Öcalan, "Devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 27.02.2026 12:02
Haber Güncellenme Tarihi: 27.02.2026 12:02

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli 'Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın yıl dönümünde vereceği mesaja ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısına çok sayıda Kürt siyasetçinin yanı sıra yerel yönetimlerden ve sendikalardan temsilciler ile Barış Anneleri de katıldı. Etkinlik sırasında Yılmaz Güney Sahnesi'ne "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı Birinci Yıl Dönümü" pankartları asıldı. 200’ün üzerinde yerli ve yabancı gazetecinin akreditasyon yaptırdığı etkinlik saat 11.10'da süreçteki gelişmelerin aktarıldığı videonunun gösterimiyle başladı.

Sinevizyon gösterimi sırasında Abdullah Öcalan'ın yeni fotoğrafı paylaşıldı.

Hatimoğulları: Sorumluluk devlette ve iktidardadır

Yaşamını yitiren DEM Parti İmralı heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder'in anılmasının ardından divana DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Pervin Buldan, Mithat Sancar, Ahmet Türk, Veysi Aktaş, Cengiz Çiçek ve Faik Özgür Erol çağırıldı.

Toplantıda Hatimoğulları ve Bakırhan açılış konuşması gerçekleştirdi. Hatimoğulları, bir yıl önce yeni bir dönemin kapısının açıldığını söyleyerek, "27 Şubat’ta Abdullah Öcalan tarafından paylaşılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Bu çağrı tarihsel bir manifestodur. Demokratik bir yaşamın teklifiydi. Sadece silahların susması değil onurlu, kalıcı ve adil bir barış düzeninin kurulması hedeflenmektedir. Öcalan'ın çağrısına örgütü olumlu yanıt vermiş, fesih kararı almış, silah yakma ve diğer pratiklerle bu çağrının gerekliliklerini yerine getirmiştir. Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır. 27 Şubat çağrısının içeriğine ve tarihsel ağırlığına uygun kararlar alınmalıdır artık. Gecikmeden politika üretilmeli, net bir yol haritası belirlenmeli, somut ve güven verici adımlar atılmalıdır" dedi.

Öcalan'ın mesajı

Ardından Öcalan'ın mesajının Türkçesini İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Kürtçesini de İmralı sekreteryasından Veysi Aktaş halkla paylaştı.

DEM Parti İmralı heyetinin 16 Şubat'ta İmralı’da gerçekleştirdiği görüşmede, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın yıl dönümü dolayısıyla kamuoyuyla paylaşılmasını istediği mesaj şöyle:

“27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı."

"Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz"

"Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum.

Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz.

Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz."

"Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar"

"Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir.

Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür."

"Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir"

"Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var.

Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. "

"Krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır"

"Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır. Çağrımız sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz.

Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür.

Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız.

Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir.

Selam ve saygılarımla”