
Bursa son aylarda aldığı yağışlarla ve tarım arazilerinin sular altında kalmasıyla gündemde. 5 ay önce Bursa’daki barajların doluluk oranı sıfırı gösterirken bugün yağan yağmur ve kar ile birlikte ortalama yüzde 80’lere ulaşmış durumda. Yağışların fazla olması ve barajları doldurması Bursalılar için sevindiriciyken diğer yandan yaşanan su baskınları, tarım arazilerinin sular altında kalması çiftçileri düşündürüyor. Ürünlerinin sular altında kalması sonucu çürüme yaşayan çiftçiler destek bekliyor.
Uzun yıllar AKP tarafından yönetilen Bursa yıllar içerisinde yeşil kimliğini kaybetmiş verimli tarım arazileri sanayiye kurban edilmiş durumda. Son iki yıldır CHP tarafından yönetilen Bursa yapılan operasyonla tekrar AKP’ye geçirilmek isteniyor. Yıllarca şehri yöneten AKP Bursa’nın yeşil kimliğini kaybetmesine sebep olurken şehri betona boğması bugün yaşanan sellerin bir anlamda da sebebi.
Gürsu bölgesinde yaz aylarında yaşanan orman yangınları sonrası arazilerin çıplak haline geldiğini söyleyen çiftçiler, “Önceden ormanın etkisi ve toprakta bulunan çalılıkların etkisi yağan yağmurun hızlıca ovaya inmesine engel oluyordu ama bu durum şimdi geçerli değil” diyor.
‘İklim krizinin sebebi de insan’Bursa’da yaşanan seller ve kuraklık hakkında gazetemize konuşan bir fabrika işçisi, “Suyun toprakla buluşması her geçen gün azalıyor. Her yer bina olmuş durumda. Böyle durumda su ya evleri, iş yerlerini basacak ya da var olan toprakta yığılacak. Böylece baskınlar oluşuyor. Yağmur eskiden bereketti ama şimdi her şeyi betona çevirdiğimiz için eziyet olmuş durumda. Yaşanan doğa olaylarını sadece iklim krizine bağlamak doğru değil sonuçta bu durumun bu şekil olmasının sebebi de insanlar” dedi.
Gürsu ve Kestel’de nisan ayının ikinci günü meyve bahçelerini su bastığını ifade eden Bursa Su Kolektifi Üyesi Caner Gökbayrak, “Basında çıkan haberlerde yağış var izlenimi yaratılsa da sele neden olacak düzeyde yağış olmadı. Kar yağışı Bursalıların alışık olduğu düzeyde değildi. O halde neden sel oldu? Bunun için Bursa üzerine uygulanan politikalara bakmak gerekir. Beton ve asfalt en önemli sel nedenidir. Suyun topraktan sızarak yer altına geçişi engellenen alanlarda su çukur yerlerde birikir. Bursa’da yerleşim ve sanayi alanları 1984’te 5 bin hektardan günümüzde 20 bin hektarın üzerine çıktı. Bursa merkezi en az 4 kat büyürken kaçak sanayi ve konut alanları olarak tarım alanları üzerinde gelişti” diye konuştu.
‘Kanallar selin nedeni durumunda’AKP iktidarı döneminde dere yataklarının yapı alanına dönüştüğünü ifade eden Gökbayrak, “Bursa derelerinin de birçoğu kanala dönüştürüldü. Nilüfer Çayı kenarında dere taşkın alanları, doğal göletler molozla dolduruldu. Su yer altına geçemedi. Sünger gibi suyu emen Bursa Ovası, betona, asfalta teslim edildi. Yanan ormanlarda yağmur suyu yer altına geçemedi. Dereler kendi doğallığında akarken çevresindeki yaşama can verir. Gökdere, Kaplıkaya, Balıklı, Deliçay dere yatakları betonlaştırıldı. Üstü açık kanala dönüştürüldü. Suyun doğal döngüsü bozuldu. Betonla kaplanan dere yataklarından yer altına su geçişi engellendi. Dere yataklarında akan sudan yararlanan, dereyi yuvası, beslenme alanı bilen hayvanların giremeyeceği dik beton duvarlar oluşturuldu. Bilim insanları ve bizlerin itirazlarına rağmen bunlar sözde sele karşı önlem olarak yapıldı. İnşa edilen kanallar sele önlem olarak yapılmış olsa da yoğun yağışta sel nedeni durumuna geldi” dedi.
‘Doğa kendinden alınanı geri alır’Yeni Bursa Büyükşehir Belediye yönetiminin de aynı politikayı takip ettiğini ifade eden Gökbayrak, “Son yirmi yılda Bursa büyükşehir yönetimleri, Nilüfer Çayı kenarında doğal taşkın alanları, doğal göletleri üzerine moloz doldurarak kuruttu. Ancak doğa kendinden alanı bir gün mutlaka geri alır. İklim krizi baskın yağışların sayısını arttırıyor. Bugüne kadar olmadı ama baskın yağışlar Nilüfer Çayı’nı da taşıracak. Uygulanan politikalarla geleceğimizi karartıyoruz. Mahvel onlarca yıldır kent merkezinde Gökdere kenarında sel olsa bile suların o kadar yükselemeyeceği bir konumda hizmet veren Bursa’nın en eski kafesidir. Yıllar önce AKP’li Bursa büyükşehir yönetimi Mahvel’i yandaş bir işletmeciye verirken parsel sınırları dışında, dere taşkın alanına sınırlarını genişletmesine göz yumdu. Mahvel yasa dışı olarak parsel sınırları dışında taşkın alanı üzerinde varlığını sürdürmektedir” ifadelerini kullandı.
Uğur Ökdemir