Bursa’nın ‘İliç’i Kirazlıyayla: ‘Sulara kimyasal karışmaması olası değil’

Bursa’nın ‘İliç’i Kirazlıyayla'da ‘Zararlı hiçbir maddenin olmadığı’ iddiasını sürdüren şirket, atık barajından numune alınmasından rahatsız oldu. Uzmanlar ise uyardı: ‘Sulara kimyasal karışmaması olası değil’

Haber Giriş Tarihi: 13.02.2026 10:45
Haber Güncellenme Tarihi: 13.02.2026 10:45
Haberyazilimi.com

Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde Meyra Madencilik’e ait atık barajının çökmesiyle tonlarca kimyasal ve ağır metal içerikli atık dere ve toprağa karıştı. Bölgeyi ‘Bursa’nın İliç’i’ olarak tanımlayan meslek örgütü temsilcileri, çevre felaketinin ardından alandan toprak ve su numuneleri aldı. Numune alımı sırasında sahaya gelen şirket mühendisleri mahalle muhtarına tepki gösterirken, ardından ‘Zararlı hiçbir maddenin olmadığı’ iddiasını yineledi. Bursa Barosu, Kent Konseyi ve Tabip Odası temsilcileri ise hem atıkların taşınmasına dönük risklere hem de denetimsizliğe işaret ederek bilimsel uyarıların yıllardır yapıldığına dikkat çekti.

‘Çevreye zarar vermedik’ iddiası

Daha önce atık barajının döküldüğü nokta çamurla kaplıyken yapılan numune alımı sırasında şirketin atık madenleri taşımak için yol açtığı gözlendi. Numune alımı sırasında bölgeye gelen şirketin mühendisleri mahalle muhtarına, ‘Yetmedi mi her gün buraya insanları getirmen, numune aldırman. Bırakın işimizi yapalım atığı kaldıralım sizin yüzünüzden çalışma duruyor’ dedi. Aynı kişi daha sonra burada çevreye zarar verecek hiçbir maddenin olmadığını iddia etti.

‘Çevre felaketini yaygınlaştıracaklar’

Bölgedeki tepenin yoğun şekilde aşağıya akmış durumda olduğunu söyleyen Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Eralp Atabek, “Burayı ‘küçük İliç’ olarak tanımlıyoruz. İliç’te yaşananlar çok daha büyük tabii ki. Biz de burada Bursa ölçeğinde İliç’imizi yaşıyoruz. Arka taraftan akan bölümü şimdi yamamaya çalışıyorlar. Alanda da yeni yollar, muhtemelen ki izinsiz yollar da açıyorlar. Atık taşıma gibi çok riskli bir işi yapacakları söyleniyor” dedi. Atıkların köyün içinden geçirilerek izinsiz olan bir alana yeniden döküleceğini düşündüklerini belirten Atabek “Yani çevre felaketini yaygınlaştıracaklar” dedi.

‘Bakanlık yetkilileri alanda yok’

Daha önceki gelişlerinde şirket görevlilerinin atıkların bu alandan taşınıp, düzenleme yapılacağını söylediğini aktaran Atabek, “Alandaki bu sıkıntıyı çözebilmek adına hukuki incelemeleri yürütüyoruz. Bu facianın sorumlularının hakkında cezai işlem yapılacağını umuyoruz. Tabii ki burada devletin de sorumluluğu var. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görevlilerini alanda göremiyoruz. Tamamen şirketin inisiyatifiyle yürüyen bir alandayız. Sorunların artacak olmasından korkuyoruz” diye konuştu.

‘Uyarılar ciddiye alınmadı’

Bursa Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Muhsin Güllü, yaşananların ‘bir kaza’ olarak görülemeyeceğini belirterek, bölgede yürütülen madencilik faaliyetlerine ilişkin bilirkişi raporlarında risklerin daha önce ortaya konulduğunu hatırlatarak “Ancak halk sağlığı açısından bu uyarılar ciddiye alınmadı” dedi. İçme suyunun kirlenmesi, tarım alanlarının etkilenmesi ve gıda zinciri üzerinden ağır metal bulaşması riski olduğu uyarısını yapan Güllü “Bu etkiler hemen ortaya çıkmayabilir. Ama özellikle çocuklar, gebe kadınlar ve yaşlılar için risk bulunuyor” dedi. Madencilik faaliyetinin özellikle heyelan bölgesinde yapılmaması uyarılarını hatırlatan Güllü, “Tartışılması gerekenin ne oldu sorusundan çok, bu riskler bilinirken neden engellenmedi” dedi. Bir sonraki kar yağışında yine bir heyelanla aynı risklerin yeniden ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Güllü, “Bir an önce önlem alınmalı. Sahadan numune aldık. Sonuçlarla birlikte detaylı bir açıklama yapacağız” bilgisini verdi.

ÇED süreci ve ‘geçici izin’ vurgusu

Bursa Kent Konseyi Başkanı Ertuğrul Aksoy, Meyra Şirketinin kurşun, bakır ve çinko üretimi ile zenginleştirme yapacağı tesisi sahada incelediklerini aktararak “Yıllar önce hem zenginleştirme tesisinin yapıldığı yerin hem de cevherin üretildiği alandaki işlemlerin bu bölge için uygun olmadığını söylemiştik. Bugün haklı çıkıyor olmamız bizi üzüyor” ifadelerini kullandı. Şirketin 2019’da ÇED sürecinde yaşanan sorunların ardından 2015’teki ÇED onayı ile üretimini sürdürdüğünü aktaran Aksoy “Katı atık tesisi ile atık barajı yapılmadan verilen geçici depolama ve geçici üretim izinleriyle faaliyetlerine devam ettiğini düşünüyorum” dedi.

‘Burası heyelan bölgesi’

Bölgenin riskli yapısına da dikkat çeken Aksoy, “Askeri haritalarda ve raporlarda da belirlenmiş olduğu gibi bizler de yıllarca söyledik; heyelan bölgesi burası” dedi. İliç’te yaşananları hatırlatan Aksoy, “Can kaybı yaşanmamış olsa da Yenişehir Ovası’nı, canlı yaşamını, insan hayatını tehdit eden zehirli atıkların çevreye yayıldığını görüyoruz” diye konuştu. Şirket yetkililerinin ‘Herhangi bir sorun yok, çok temiz sular akıyor’ yönündeki iddialarına karşı, numuneler alıp analiz yaptıracaklarını belirten Aksoy,“Gerçekler yapılacak analiz ve raporla ortaya çıkacak” dedi.

‘İliç’tekine benzer söylem var’

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa, madenin kurulmaması gereken bir yerde kurulduğuna vurgu yaparak “Atık baraj gölündeki atıklar önündeki dereye akıyor” dedi. Yaşananların Türkiye’de ilk olmadığına işaret eden Karababa, “Hepiniz İliç’te milyonlarca tonluk liç yığının çöktüğünü ve kimyasalların etrafa saçıldığını biliyoruz. Bu maden de Karasu’ya çok yakın. İliç’te ‘Sulara kimyasal atık karışmadı, ağır metaller karışmadı’ denildi. Kirazlıyayla’da da benzer bir söylemle karşılaştık” dedi. Şirket yetkililerinin ‘Baraj yıkıldı ama atıklar içinde etrafa zarar verecek herhangi bir kimyasal yok’ dediğini aktaran Karababa, buna itiraz ederek “Olmaması teknik olarak olası değil” tepkisini gösterdi.

Sahadaki gözlemlerde, atıkların aktığı bölgenin ‘yama’ çalışmalarıyla kapatılmaya çalışıldığı, alanda yeni yolların açıldığı ve atıkların taşınmasına dönük bir hazırlığın sürdüğü dile getirildi. Meslek örgütleri, özellikle yerleşim alanının içinden geçirilerek atık taşınmasının çevre felaketi riskini büyüteceği endişesini taşıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının sahada bulunmaması da eleştiri konusu Numunelerin analiz sonuçlarının ardından detaylı bir açıklama yapılacak.

Uğur Ökdemir / İhsan Çelepkolu

Fotoğraflar: Aykut Güngör