Bursa'da çevreciler Milli parkları talan edecek yasaya karşı eylem yaptı

Meclis Genel Kurulu'nda görüşülen ve ilk 8 maddesi kabul edilen “Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne karşı mücadele yürüten çevre savunucularının tepkileri sürüyor.

Haber Giriş Tarihi: 01.03.2026 15:30
Haber Güncellenme Tarihi: 01.03.2026 15:30

Bursa'da çevreciler, 'Uludağ milli parkını savunuyoruz' demek için basın açıklaması gerçekleştirdi.

Uludağ Milli Par girişinde yapılan açıklamada, milli parklarımızı sermaye talanına açan yasaya karşı mücadele edeceğiz denildi. Ortak açıklamayı DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Sedat Güler okudu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören yasa teklifi, ülkemizin en önemli doğal koruma alanlarını koruma anlayışından uzaklaştırarak; madencilik, enerji, su ve turizm yatırımlarının kullanımına açabilecek niteliktedir diyen Güler, “Milli parklar yalnızca ağaç toplulukları değil, ekosistem bütünlüğü olan su havzalarını, yaban hayatını, endemik türleri, toprak ve iklim dengesini koruyan; gelecek kuşaklara aktarılması gereken kamusal varlıklardır. Milli parklar, ekonomik rant alanı değil; ekolojik güvenlik alanıdır. Bugün Meclis’te görüşülen değişiklik; koruma önceliğini zayıflatmakta, kullanım ve kiralama modelini güçlendirmektedir. Bu yaklaşımın en somut ve en kritik sonucu ise Bursa’nın ve Güney Marmara’nın yaşam kaynağı olan Uludağ Milli Parkı üzerinde görülecektir. Uludağ Milli Parkı sadece Bursa’nın değil; 2.543 metre zirvesiyle Marmara Bölgesi’nin en yüksek dağıdır. Su kaynakları, ormanları ve yaşayan tüm canlı türleriyle bölgenin yaşam kaynağıdır. 1961 yılında çıkarılan yasa ile Milli Park ilan edilen Uludağ; şu anda TBMM’de görüşülen Milli Park Yasası’ndaki değişikliklerle maden, enerji, su ve turizm şirketlerinin kullanımına, talanına ve insafına bırakılacaktır. Zaten yıllardır Uludağ Milli Parkı’nın Güneybatısı su ve maden şirketlerinin talanına, zirveye yakın güneyi oteller ve benzeri yapılaşmalarla turizm sermayesinin kullanımına, Kuzeyi Bursa şehir merkezinin büyüme baskısıyla yapılaşma saldırısına, Güneydoğusu ise yerel yönetimler de dâhil olmak üzere kaçak ve yasal su şirketlerinin insafına bırakılmıştır” dedi.

“Uludağ ormanları Bursa’nın kirli havasını temizler”

Uludağ Milli Parkı’nın hâlâ sağlıklı ve iyi işleyen bir altyapısının olmadığını söyleyen Güler, “Turizm tesislerinde kullanılan kirli su, kimyasal ve evsel atıklar Uludağ’ın temiz derelerine deşarj edilmekte; bu sular Bursa şehir merkezine kadar ulaşmaktadır. Oysa 40 yıl önce bu dereler arıtılarak şehir şebekesine verilmekte ve içme suyu olarak kullanılmaktaydı. Bugün ise yerleşim bölgelerinin kirlettiği atık dereleri hâline gelmiştir. Bursa, artık kuraklık tehlikesi yaşayan ve su sıkıntısı çeken şehirler arasındadır. Buna rağmen su kaynakları daha doğduğu yerde kirletilmektedir. Yasa değişikliğiyle Uludağ Milli Parkı’nın doğal ve temiz su kaynakları 99 yıllığına su şirketlerine kiralanabilecek ve kontrolsüz biçimde şişelenebilecektir. Bursa su sıkıntısı yaşarken, Uludağ’ın dereleri su şirketlerinin insafına bırakılacaktır. Defalarca değiştirilen madencilik yasalarıyla Uludağ Milli Parkı sınırlarına kadar madencilik faaliyetlerine izin verilmiştir. Yeni yasa değişikliğiyle Uludağ Milli Parkı içinde de madencilik ve enerji şirketlerinin faaliyetleri mümkün hâle getirilecektir. İnşa edilebilecek enerji nakil hatları, özellikle yaz aylarında büyük bir yangın riski oluşturacaktır. Madencilik faaliyetleri Uludağ köylerinin tarım alanlarını, meyve bahçelerini, hayvancılığını ve su kaynaklarını bitme noktasına getirmiştir. 2023 yılında çıkarılan Alan Başkanlığı Yasası ile Uludağ Milli Parkı’nın büyük bir bölümü koparılarak Alan Başkanlığı yönetimine, yani turizm sermayesinin kontrolüne bırakılmıştır. Görülmeyen ya da görülmek istenmeyen en önemli gerçek; Uludağ Milli Parkı’nın canlı ve doğal yaşam yapısıdır. Uludağ, 32 endemik (dünyada başka yerde bulunmayan) bitki türüyle dünyada sayılı dağlar arasındadır. Bursa’nın dört milyona yaklaşan nüfusunun, tarımının ve sanayisinin su ihtiyacının yaklaşık %90’ını Uludağ karşılamaktadır. Uludağ ormanları Bursa’nın kirli havasını temizler. Bursa yoğun sanayi ve nüfus baskısı altında hâlâ nefes alabiliyorsa, sellerle boğuşmuyorsa, çeşmelerinden su akıyorsa; bunu Uludağ Milli Parkı’na borçludur. Uludağ Milli Parkı ile Bursa var olur. Uludağ Milli Parkı yoksa Bursa yok olur.

“Yasada bir adalet yok”

Meclisteki bu yasada kamusal düzene hizmet etmek yok, sermayenin düzenine hizmet eden bir yasa diyen Bursa Barosu Başkanı Metin Öztosun, “Bu yasada bir adalet yok. Yapılan tüm itirazlara kulaklar tıkandı. Bu yasayı geri çekin” çağrısında bulundu.

Yerli ve milliliği dillerinden düşürmeyen milletvekilleri meclisten geçirmeye çalıştıkları yasayla Türkiye’deki toplan 50 tane Milli Park’a göz diktiğini söyleyen Bursa Kent Konseyi Başkanı Ertuğrul Aksoy, “Bu kadar mı gözünüz döndü, vicdansızsınız, adaletsizsiniz. Kim için çalışıyorsunuz siz” diyerek tepki gösterdi.

“Uludağ’ı korumak gibi bir sorumluluğumuz var”

Bu kadim dağın sadece oteller bölgesi olmaması için buradayız diyen Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, “Uludağ sadece kente su kaynağı değil birçok canlının yaşam alanıdır. Endemik bitkilerin yaşam alanıdır. Bizim burayı korumak gibi bir sorumluluğumuz var. Bunun içinde sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi.

Uludağ sadece Bursa’nın değil bu ülkenin en değerli doğal ve kültürel mirasıdır ifadelerini kullanan TMMOB Bursa İKK Sekreteri Murat Korkut, “Uludağ yalnızca bir doğa harikası değil. Aynı zamanda da mücadele alanıdır. Bir zamanlar Bursa’ya nefes veren dağ şimdi bizim sorumluluğumuzda. Bu ululuğu korumak zorundayız” dedi.

Talana karşı ortak mücadele vurgusu

Burada yapılacak her türlü müdahalenin yaban hayvanlarının yaşam hakkına doğrudan bir müdahaledir diyen Bursa Veteriner Hekimleri Odası Bursa Şube Başkanı Melike Baysal, “Bu alanlara yaklaşmak yaban hayvanlarının beslenme, barınma, üreme ve göç davranışlarını bozmak demektir” dedi.

Emperyalizm yer üstü yer altı kaynaklarını talan etmede çok mahirler diyen Tarım Orkam-Sen Bursa Şube Başkanı Tarık Efe, “Temel amaçları şirketlerinin çıkarları ve karları üzerine kurulu. Ülkemizdeki turizm olsun madenci şirketler olsun iktidarlar aracılığıyla topyekün saldırı içerisindeler. Bunu mecliste yasaları kullanarak yapıyorlar. Nasıl ki dünya halklarının ortak mücadelesiyle emperyalist güçler engellenecekse ülkemizdeki talana karşıda, çıkarılacak olan yasaya karşı ortak ve birleşik mücadeleyi sürdürmek zorundayız” dedi.