Akademik odalar: Artık Uludağ Bursalıların değil

Bursa Barosu, TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu ve DOĞADER, Uludağ’da askıya çıkarılan alt ölçekli imar planlarına ortak tepki gösterdi. Açıklamada, planlarla birlikte Uludağ’daki doğal arazi varlığının ortadan kaldırıldığı ifade edildi.

Haber Giriş Tarihi: 10.09.2026 15:42
Haber Güncellenme Tarihi: 10.09.2026 15:55
Haberyazilimi.com

Bursa Barosu, TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu (İKK) ve Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER), Uludağ Alan Başkanlığı tarafından askıya çıkarılan 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli imar planlarına karşı ortak basın açıklaması düzenledi.

Bursa Akademik Odalar Birliği'nde yapılan ortak açıklamayı Bursa Barosu Başkanı Metin Öztosun okudu.

Uludağ'ın Milli Park statüsünün zayıflatılarak farklı bir yönetim ve planlama rejimine tabi tutulması gündeme geldiğinde; Bursa Barosu, TMMOB Bursa bileşenleri, Akademik Meslek Odaları, meslek dernekleri ve çevre örgütleri olarak temel itirazımızı açık biçimde ortaya koyduk diyen Öztosun, “Uludağ'ın korunması gereken doğal, ekolojik ve kültürel değerleri; turizm, yapılaşma ve ticari işletmecilik ihtiyaçlarının gerisine bırakılamaz. 7432 sayılı Kanun teklifi görüşülürken de vurguladığımız üzere; Uludağ'ın Milli Park rejimiyle korunması gerektiğini, Alan Başkanlığı modelinin ise koruma dengesini kullanım lehine bozarak ciddi ekolojik riskler üreteceğini ifade etmiştik. Bugün gelinen noktada itirazlarımızın doğruluğu ne yazık ki plan kararlarıyla kanıtlanmıştır. İtirazlarımızın odağında yalnızca bir yönetim modeli tercihi değil; kararların hangi hukuki yetkilerle, hangi aktörlerin etkisiyle ve hangi kamu yararı anlayışıyla alınacağı meselesi yatmaktadır. İlan edilen planlardan kamusal bakış açısıyla değil, sadece yatırımcının ve orta üst gelir grubunun kayrılmasına yönelik tutum alındığı anlaşılmaktadır” dedi.

Planlarda yapılaşma kararları artık somuttur

Sorun yalnızca otel binaları değildir, mesele koruma amaçlı olması gereken planların, idari ve hukuki yapı vasıtasıyla sürekli yeni yapılaşma ve kullanım hakkı üreten bir araca dönüştürülmesidir diyen Öztosun, “Askıya çıkarılan alt ölçekli planlarda; Günlük kullanım alanlarının konaklama alanlarına dönüştürülmesi: 1/1.000 Plan Açıklama Raporu (bölüm 10.4.2) ile günübirlik bir tesis olan kafenin plan kararıyla konaklama tesisine dönüştürülmesi bunun en net kanıtıdır. Yeni konaklama ve tesis alanlarının tanımlanması: Mevcut yatak kapasitesi 3.546'dan 4.481'e (+935 yatak, %26,4 artış) çıkarılmaktadır. Hassas Ekosisteme Yeni Müdahaleler: Mevcut durumda hiç bulunmayan 52,77 hektarlık rekreasyon alanı ile 36,93 hektarlık güvenlik tampon bölgesinin tanımlanarak hassas ekosisteme müdahale edilmektedir. Yeni mekanik tesis kararlarıyla alandaki insan ve araç baskısının artırılması: Ö1–Ö7 notasyonlu 7 yeni mekanik hat (telesiyej) ile kapasite saatte 6.450 kişi artırılmaktadır. Bu kararlar bütüncül bir çevresel tehdit oluşturmaktadır. Planlama hukukunda bir alanın taşıma kapasitesi yalnızca mevcut yatak veya bina sayısı ile ölçülemez. Ulaşım, otopark, altyapı, enerji, su kullanımı, atık yönetimi ve yapay müdahalelerin kümülatif etkileri bilimsel olarak hesaplanmalıdır. 1/50.000 ölçekli ÇDP Plan Açıklama Raporu'nda bir göletin inşası ile yetersiz yağış dönemlerinde kış sporları için yapay karlama göleti olarak planlanması, kurulan yönetim rejiminin mantığını açıkça özetlemektedir: Uludağ'ı koruma iddiasındaki bir yönetim ve planlama yaklaşımı; doğal koşulların yetersiz kaldığı yerde doğanın ekolojik sınırlarını esas almak yerine, daha fazla yapay müdahaleyle turizm kullanımını zorlamayı benimsemiştir. Bu anlayış, ekolojik koruma ilkeleriyle bağdaşmamaktadır” dedi.

Bursa Barosu ve TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu taleplerini şöyle sıraladı:

1. Uludağ Alan Başkanlığı yönetim ve karar alma mekanizmalarının, kamu yararı, ekolojik öncelikler, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına göre yeniden değerlendirilmesini,

2. 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli alt planlarda öngörülen yapılaşma, konaklama ve kullanım kararlarının derhal durdurularak ekolojik taşıma kapasitesi ve kümülatif çevresel etkiler çerçevesinde ihlallerin ortadan kaldırılmasını,

3. Sit alanları ve koruma statüleri üzerindeki tasarrufların ticari/turistik kaygılardan bağımsız, bilimsel kurulların ve kamusal denetimin katılımıyla yürütülmesini,

4. Plan kademelenmesi ilkelerine aykırı olan ve koruma-kullanma dengesini kullanım lehine bozan tüm kararlardan vazgeçilmesini talep ediyoruz.