
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın “sosyal risk haritalarının oluşturulması” çalışmalarıyla ilgili görevlendirmelere tepki gösterdi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bir süredir kamuoyuna duyurulan “sosyal risk haritalarının oluşturulması” çalışmalarına yönelik saha uygulamaları için start verildiğini, bu yönde İl Müdürlükleri personelleri ile hazırlık toplantıları yapıldığı ifade edilen açıklamada; “Önleme çalışmaları ve risklerin erken tespiti konusu sosyal hizmette oldukça kritik bir konu olmakla birlikte, Türkiye’de sistemin halen krize müdahale odaklı olduğunu; krize müdahalenin de sistemsel ve yapısal eksikler nedeniyle birçok alanda yeterli şekilde hayata geçirilemediği bilinmektedir. Bununla birlikte sosyal risk haritaları oluşturulması, hane ve bölge temelli risklerin tespit edilesi için Aile Sosyal Destek Programı da içinde olmak üzere Bakanlığın daha önce de çeşitli uygulamalar oluşturduğu bilinmektedir” denildi.
“Uygulamalar planlanırken sendikalar, meslek örgütleri akademiden görüş alınmadı”Uygulamalar planlanırken çalışanlarla, çalışanların örgütlü olduğu sendikalar ve meslek örgütleri ile, akademi ile ortak ve geniş değerlendirmeler yapılmadığı, görüş alınmadığı, sahada gerekli yapısal, sistemsel ve insan gücü hazırlıkları yapılmadığı, bu nedenlerle de iddia edilen düzeyde bir sonuç oluşturulamadığı belirtilen açıklamada; “Şimdi, yeni bir uygulama olarak ilan edilen sosyal risk haritalarının sahada uygulanmaya başlanmasına yönelik sahadan üyelerimizden aldığımız bilgiler, bu uygulamanın da yine öncekilere benzer şekilde yapısal, idari, kurumsal ve insan gücü açısından yeterli değerlendirme, hazırlık ve planlamalar yapılmadan hayata geçirilmek istendiğini göstermektedir.
“Görevlendirmelerin çalışanlar için sorun çıkaracağı ortada”Üyelerden alınan bilgilerden saha uygulamasındaki plansızlık sonucu ortaya çıkacak görevlendirmelerin çalışanlar için ciddi sorunlar ortaya çıkaracağını şimdiden gösterdiğine işaret edilen açıklamada değerlendirme ve itirazlarla ilgili Bakanlığa şu eksiklikler ve sorular yöneltildi:
1- Uygulama tepeden inme ve anti demokratik yöntemlerle hayata geçirilmek istenmektedir. Uygulama öncesi İl Müdürlüklerinde ve ilgili merkezlerde görevli meslek elemanları ile bilgilendirme- değerlendirme- görüş alma amaçlı temas kurulmamıştır. İlgili meslek elemanları ile sadece “görev tebliğ etme” minvalinde toplantılar yapıldığı anlaşılmaktadır.
2- Uygulamayı duyurmak üzere geçtiğimiz günlerde Bakanlık yetkilileri ile farklı İllerde görevli idarecilerin ve meslek elemanlarının katıldığı çevrim içi toplantılar gerçekleştirilmiştir. Bu toplantılarda, çalışmanın uygulayıcısı olacak meslek elemanlarının haklı soruları, kaygıları, tamamen geliştirici bir noktadan dile getirdikleri uygulamada yaşanabilecek aksaklıklar ve güçlüklere ilişkin değerlendirmelerin dinlenmesi ve çözüm aranması yerine bunları yok sayan, tehditkâr ve baskıcı bir yaklaşım sergilendiği çalışanlar tarafından aktarılmıştır. Bu toplantıların Bakan Danışmanı olduğunu öğrendiğimiz bir kişinin yöneticiliğinde gerçekleştiği, danışmanın “yapmak istemeyenin Sicil Numaralarını bizzat Bakan Hanım’a ben bildireceğim!” şeklinde tehditkâr bir şekilde yaklaştığı, soruların ve kaygıların giderilmediği öğrenilmiştir. Meslek elemanlarına yönelik bu yaklaşımı kabul etmiyor ve kamuoyunun takdirine sunuyoruz.
3- Sahada görev verilecek personele, resmi bir görevlendirme yazısı olmadan, sınırları resmi şekilde belirlenmemiş şekilde, şifahi olarak görevler verildiği anlaşılmaktadır. Bu şekilde verilen görevlerden en belirgin olanı ise, çalışanların kurum tarafından bu faaliyet için oluşturulmuş “Kurumsal Aile” isimli mobil uygulamayı “şahsi cep telefonlarına” indirmesi, bu mobil uygulama üzerinden hanelere giderek uygulama üzerinden formların doldurulmasının zorunlu tutulmasıdır. Bizzat kurum tarafında hazırlanan ve 17 Nisan tarihinde yayınlanan rehberde dahi belirtilmeyen bu uygulamanın hem idari hem de bireysel haklar yönünden hukuki dayanaktan yoksun olduğu açıktır. Bakanlığa buradan uyarımız, bu ısrardan vazgeçilmesi, uygulamada taşınır bir elektronik cihaz ihtiyacı varsa bunun temin edilerek çalışanlara sunulmasıdır. Hem çalışan hakları hem de hizmetin güvenliği Bakanlık tarafından gerekli elektronik cihazların temin edilmesi şarttır. Aykırı durumda Sendikamız gerekli hukuki girişimlerde bulunacaktır.
4- Yine yapılan toplantılardan, haritalar kapsamında riskli tespit edilen vakaların kimden nasıl geleceği ve hangi kıstaslara göre meslek elemanlarının görevlendirileceği konusunda önemli belirsizlikler bulunmaktadır. Vakaların, meslek elemanının görevli olduğu çalışma birimi, İhtisas alanı ve uzmanlığının göz ardı edilerek salt bir sıralama usulüne göre verileceğine yönelik değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu da kabul edilir değildir. Örneğin halihazırda çocuk alanında görev yapan bir uzmanın başka alanlardan gelen vakalarda görevlendirilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Halihazırda hizmet verdikleri ve can güvenliği riski taşıyabilecek vakalara müdahale süreçlerinde yaşanabilecek gecikmelerin de göz ardı edilmesi kabul edilemez.
5- Tüm bu belirsizlikler ve yanlış uygulama modelleri, bu çalışmanın uygulama aşamasının yeterli şekilde analiz edilmediği, ihtiyacın tespit edilmediği, ihtiyacın karşılığı olan yapısal sistemsel ve insan kaynağı planlamalarının ve hazırlıklarının bulunmadığını açık şekilde göstermektedir. Bu durum ise çok yönlü riskler oluşturmaktadır.
6- Sosyal Risk Haritası çalışmaları kapsamında sosyal hizmet emekçilerine neden resmi bir görevlendirme yapılmamaktadır?
7- Sosyal Risk Haritası kapsamında görevlendirilen meslek elemanlarına araç, tablet, İnternet, güvenlik personeli desteği sağlanacak mıdır?Sosyal risk haritaları nedeniyle ortaya çıkacak yeni vaka sayıları, buna göre ihtiyaç duyulacak personel sayılarına yönelik bir analiz ya da pilot uygulama gerçekleştirilmiş midir? Gerçekleştirildi ise sonuçları nelerdir? İhtiyaç olan altyapı ve insan kaynağı çalışmaları yapılmadan sadece personele vaka yükleyerek bu çalışmadan sonuç alınabileceği mi beklenmektedir?
8- Sosyal Risk Haritası kapsamında illere gönderilen dosyalar hangi kriterlere göre ne şekilde belirlenmektedir? Dosyaların personele dağılımında kriterler bulunmakta mıdır? Varsa bunlar nelerdir?
10- Riski tespit etmek önemli olduğu kadar, tespit edilen duruma uygun, erişilebilir ve yeterli hizmet modellerinin varlığı da son derece önemlidir. Tespit edilen riskli durumlarda vakalara çağdaş ve bilimsel sosyal hizmet modelleri ile müdahale edebilmek için hizmet modellerinin geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve çeşitlendirilmesine yönelik alınan tedbirler, yapılan çalışmalar nelerdir?
11- Bakan Danışmanının, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının teşkilat yapısında idari pozisyonu ve yetkileri nelerdir? Amir pozisyonunda mıdır
12- Hepimizi derin üzüntüye boğan ve iktidarın yanlış uygulamalarının bir sonucu olan okul saldırıları sonrasında, mevcut durumda çıktıları istatistikten öteye gitmeyeceği görünen bu uygulama ile fatura sosyal hizmet emekçilerine mi çıkarılmak istenmektedir?”
“Meslek elemanlarına uygulanan baskı ve mobbingin son bulmalı”“Sürecin gerekli planlamalar olmadan, şeffaf olmayan şekillerde yürütülmemesi, anti demokratik, baskı ve angarya uygulamalarına dönmesi nedeniyle bu uygulamanın, yine benzer şekilde hayata geçirilen ve kadük hale gelen ASDEP uygulamasına benzer bir akıbeti olması kaçınılmazdır” denilen açıklamada
Sorulara ivedi şekilde cevap verilmesi, meslek elemanlarına uygulanan baskı ve mobbingin son bulması, sosyal hizmetler gibi kritik bir hizmetin ivedilikle liyakatli kadrolara teslim edilmesi talep edildi