Gazi Katliamı’nın 31. yılında kitlesel yürüyüş :'Unutmadık, unutturmayacağız'

Gazi Mahallesi’nde başlayan ve Ümraniye’ye yayılan katliamın 31. yılında yüzlerce kişi hayatını kaybedenleri andı. Düzenlenen yürüyüş ve anmada, katliamın sorumlularının yargılanması talebi bir kez daha dile getirildi.

Haber Giriş Tarihi: 12.03.2026 15:30
Haber Güncellenme Tarihi: 12.03.2026 15:30
Haberyazilimi.com

İstanbul’da 12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde başlayıp Ümraniye’ye yayılan ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği katliamın 31. yılında yaşamını yitirenler anıldı. Gazi Mahallesi’nde düzenlenen anmada yüzlerce kişi yürüyüş gerçekleştirirken, katliamın sorumlularının yargılanması talebi bir kez daha dile getirildi.

Sabah saatlerinden itibaren Gazi Mahallesi’nde bir araya gelen yurttaşlar, üzerinde katliamda hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının yer aldığı “Gazi’den Ümraniye’ye adalet istiyoruz” pankartıyla Gazi Cemevi’nden eski postane önüne yürüdü. Yürüyüş boyunca sık sık “Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek”, “Gazi şehitleri ölümsüzdür”, “Gazi’de düşene dövüşene bin selam”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” ve “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganları atıldı.

Yürüyüş sırasında Gazi, Ümraniye ve Gezi direnişinde yaşamını yitirenlerin isimleri tek tek okunurken, kitle her isim için “Yaşıyor” diye karşılık verdi. Eski postane önüne ulaşan kitle, katliamda hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

‘Yüreklerimiz aynı öfke ve acıyla dolu’

Basın açıklamasını Gazi–Ümraniye Şehit Aileleri, Alevi kurumları ve Gazi halkı adına katledilen Sezgin Ergin’in kardeşi Ergin Ergin okudu.

Ergin, 12 Mart 1995’te Mesut Efe’ye ait ticari taksiyi gasp eden saldırganların mahallede dört kahvehane ve bir pastaneye ateş açtığını hatırlatarak, Doğu Kıraathanesi’nde bulunan Alevi dedesi Halil Kaya’nın yaşamını yitirdiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını ifade etti. Gasp edilen aracın sahibi Mesut Efe’nin ise boğazı kesilerek öldürüldüğünü ve aracının yakıldığını belirten Ergin, saldırının ardından mahalle halkının öfkeyle sokaklara çıktığını söyledi.

Saldırının amacının Alevi–Sünni çatışması yaratmak olduğunu belirten Ergin, Gazi halkının bu provokasyonu gördüğünü ve katillerin yakalanması talebiyle karakola yürüdüğünü ifade etti. Ancak bu kez güvenlik güçlerinin hedef gözeterek ateş açtığını söyleyen Ergin, onlarca kişinin yaşamını yitirdiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı saldırılara dikkat çekti.

Ergin, Gazi halkının sokağa çıkma yasağına, katliamlara ve polisin sergilediği vahşete rağmen üç gün boyunca direnişini sürdürdüğü belirtilerek, olaylarda 19 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin yaralandığı hatırlattı.

Gazi’de yaşananlara karşı Türkiye’nin birçok kentinde ve Avrupa’da destek eylemleri düzenlendiği belirten Ergin, Ümraniye’de katliamı protesto etmek isteyen kitleye yönelik saldırıda da 5 kişinin yaşamını yitirdiği ifade etti.

‘Sorumlular cezalandırılmadı’

Ergin, saldırganların kimliğinin basına da yansımasına rağmen açılan davaların göstermelik olduğu ve sorumluların cezalandırılmadığı vurguladı. Yargılamalarda bazı polislerin sembolik cezalar aldığını hatırlatan Ergin, dönemin siyasi ve güvenlik yetkililerinin de sorumluluğuna dikkat çekti. Ergin, “Hakkında dava açılan polislerden Adem Albayrak’a dört kişiyi öldürmekten 3,5 yıl, Mehmet Gündoğdu’ya da iki kişiyi öldürmekten 1 yıl 8 ay ceza verildi. Gazi’de yaşanan bu katliamdan; dönemin Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir sorumludur. Geçmişten bugüne Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, 19 Aralık hapishanelerinde, Gezi’de, Cizre’de, Suruç’ta, Roboski’de ve Ankara Garı’nda aynı zihniyet tarafından Türkiye halklarına zulüm reva görülmüştür. Bu katliam ve baskılara direnenler birer birer tutsak ediliyor, ağır bir tecrit ile insani olmayan koşullar dayatılıyor. Adil olmayan infaz yasalarıyla siyasi tutsaklar ölüme terk edilirken, çeteler serbest bırakılmaktadır” dedi.

‘Alevilere yönelik bu ayrımcı politikalara son verin’

Türkiye’de ve bölgede yaşanan hak ihlallerine de değinerek, “Kürt halkının anadil gibi en temel hak talepleri yok sayılmakta, siyasi temsilcileri iktidarın hırsıyla esir edilmektedir. Kayyum zihniyeti ile halkların iradesi yok sayılıyor. Ülkemizde kadın cinayetleri artarken, asimilasyon cenderesine alınan Alevilere ve inanç kimliklerine zulüm uygulanmaktadır. İktidar tarafından Alevilere rağmen kurulan Kültür Bakanlığı’na bağlı ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı’ tanımıyoruz. Faaliyetleriyle ilgili rızalığımız yoktur. Ülkemizde Aleviler başta olmak üzere tüm seküler kesimlere yönelik hak ihlalleri ve adaletsizlik her yönü ile devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yayınladığı ‘Ramazan Genelgesi’ ile okullarda Alevi çocukları ötekileştirilmekte; çocuklarımız pedagojik, ruhsal ve eğitsel sorunlar yaşamaktadır. Biz Aleviler; eğitim kurumlarının dinselleştirilmesine karşıyız. Asimilasyon politikalarını kabul etmiyoruz. Eğitim kurumlarının bilimsel, demokratik ve laik olmasını savunuyoruz” dedi.

‘Suriye’de Alevilere yönelik katliam son bulsun’

Ortadoğu’da özellikle Alevilere yönelik saldırıların altını çizen Ergin, şunları söyledi: “Birinci yılında Suriye’de HTŞ’nin başını çektiği selefi çeteler tarafından Alevilere yönelik katliamlar devam ediyor. Lazkiye ve sahil bölgesinde soykırım tehdidi günceldir. Aynı zamanda bu selefi çeteler tarafından kadın ve çocuklar kaçırılarak taciz ve tecavüzlere uğramakta ve katledilmektedir. Biz Aleviler, HTŞ’yi, temsil ettiği zihniyeti ve destekçilerini yakından tanıyoruz. Emperyalist politikalara ve bölge gericiliğine hizmet eden ortaçağ artığı bu katilleri lanetliyoruz. Suriye’de Alevilere yönelik devam eden katliamların bir an önce son bulmasını talep ediyoruz.

Günümüzde Ortadoğu’da yaşanan savaş ve dayatılan vahşet koşullarında hedef alınan halklara yönelik katliamları kınıyoruz.”

Kahvehane önüne karanfiller bırakıldı

Basın açıklamasının ardından kitle, saldırının gerçekleştiği kahvehane önüne doğru yürüyüşünü sürdürdü. Burada karanfiller bırakan yurttaşlar, daha sonra mezarlığa doğru yürüyüşe devam etti.

Kaynak:Evrensel