Cumartesi Anneleri 1100. haftada: 'İnkâra karşı hakikati savunmayı sürdüreceğiz'

Cumartesi Anneleri’nin 1100. Hafta eyleminde 24 Nisan 1915’te gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan Ermeni aydınları anılarak; “İnkâra karşı hakikati savunmayı sürdüreceğiz” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 25.04.2026 20:39
Haber Güncellenme Tarihi: 25.04.2026 20:39
Haberyazilimi.com

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1100’üncü haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Haftanın açıklamasında, 24 Nisan 1915’te gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan Ermeni aydınları anıldı.

Eylemde, kaybedilen yakınların fotoğraflarının yanı sıra 24 Nisan 1915’te kaybedilen Ermeni aydınların fotoğrafları taşındı.

Açıklamayı insan hakları savunucusu ve avukat Eren Keskin okudu. Keskin, zorla kaybetmelerin çoğu zaman Nazi rejiminin 1941’de yürürlüğe koyduğu Gece ve Sis Kararnamesi ile anıldığını belirterek, “Bu yöntem yalnızca geçmişte kalmış bir uygulama değil; Türkiye’de de yıllar sonra benzer biçimlerde hayata geçirildi” dedi.

“Onlar, Ermeni toplumunun hafızası ve sözünü temsil ediyordu”

24 Nisan 1915’e ilişkin süreci hatırlatan Keskin, “O gece, İttihat ve Terakki hükümetinin İçişleri Bakanı Talat Paşa’nın emriyle İstanbul’da kapsamlı bir operasyon başlatıldı. Önceden hazırlanan listelere göre Ermeni aydınlar gece yarısı evlerinden alındı, önce karakollara, ardından Sultanahmet’teki Merkez Hapishanesi’ne götürüldü. Aralarında milletvekilleri, yazarlar, gazeteciler, doktorlar ve akademisyenler vardı. Onlar, Ermeni toplumunun hafızası ve sözünü temsil ediyordu” diye konuştu.

Aydınların 25 Nisan’da Ayaş ve Çankırı’ya sevk edildiğini hatırlatan Keskin, “Sonraki gözaltılarla birlikte sayı 250’ye ulaştı. Ancak bu sevkler aslında kaybedilişe açılan bir yoldu. Devlet gözetimi altındaki bu kişilerden 174’ü bir daha geri dönmedi. Resmi kayıtlara ise ‘firar etti’ ya da ‘serbest bırakıldı’ şeklinde geçirildiler” ifadelerini kullandı.

Keskin, açıklamada Aguni hikâyesine de değinerek, “Gazeteci ve siyasetçi Agnuni, 24 Nisan gecesi gözaltına alındı, Ayaş’a sevk edildi ve oradan yetkililere telgraf çekerek serbest bırakılmasını talep etti. Ancak hiçbir yanıt alamadı” dedi.

“Unutturmaya karşı hatırlamayı, inkâra karşı hakikati savunmayı sürdüreceğiz”

2 Haziran 1915’te Talat Paşa’nın emriyle Agnuni’nin de aralarında bulunduğu altı aydının Diyarbakır’a gönderildiğini belirten Keskin, “Bu sevk bir yargılama süreci değil, açık bir ölüm yolculuğuydu. Günler süren yolculuğun ardından Siverek civarında Teşkilat-ı Mahsusa bağlantılı bir çete tarafından katledildiler. Resmi raporlarda ise ‘Rusya’ya kaçtıkları’ iddia edildi” diye konuştu.

Keskin, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Geçmişle yüzleşmemek, bugünün hukuksuzluğunu ve cezasızlık kültürünü besliyor. 1100 haftalık ısrarımızla söylüyoruz: Kaç yıl geçerse geçsin, tüm kayıplarımız gibi Agnuni’yi ve 24 Nisan 1915’te kaybedilen Ermeni aydınları unutmayacağız. Unutturmaya karşı hatırlamayı, inkâra karşı hakikati savunmayı sürdüreceğiz.”

Kaynak:Evrensel