
1 Mayıs'a iki gün kala Bursa’da Türk-İş’in kutlama yapmayacağı, valilikten DİSK ve KESK’in içinde bulunduğu 1 Mayıs tertip komitesine yapılan aramayla ortaya çıktı: Valilik DİSK ve KESK’in Kent Meydanı’nda yaptığı başvuruyu “Türk-İş istedi” diyerek reddetti ve Eski Atatürk Stadyumunu verdi. Bir süre sonra ise Türk-İş’in başvuruyu geri çektiğini ve Kent Meydanı’nın verilebileceğini söylendi. Ancak çalışmalar başladığı için güzergah değiştirilmedi.
2024 verilerine göre kent genelinde Türk-İş’e bağlı sendikaların toplam üye sayısı 106 bin. Bu işçilerin yarıdan fazlası ise Türk Metal üyesi işçiler, bir hazırlık yapılmadığı gibi miting için “Polis yasakladı” yalanının yayıldığını söyledi. TOFAŞ, Renault ve Bosch’tan Türk Metal üyesi işçiler yazdıkları mektuplarla sendikal bürokrasinin bu tutumunu değerlendirdi. İşten atmadan ücretlerin erimesine, mobbingden ağır çalıştırmaya, sosyal hakların budanmasından uzayan mesailere ve düzensiz yemek saatlerine kadar pek çok sorun yaşandığını anlatan işçiler, sendikal bürokrasinin sessizliğine tepkilerini dile getirdi. İşçiler 1 Mayıs’ın sanayi merkezlerinden uzaklaştırıldığını ve protestoların engellenmek istendiğine dikkat çekti.
1 Mayıs’a sayılı günler kala Bursa’da Türk-İş’in kutlama yapmayacağı ortaya çıktı. Hak-İş Gökdere Meydanı’nda 15 bin kişilik miting başvurusu yaparken Türk-İş önce Kent Meydanı için nokta mitingi başvurusu yaptı sonra bu başvuruyu geri çekti.
Türk-İş programını son ana bıraktıTürk İş 8. Bölge Başkanlığı 29 Nisan (bugün) günü basın ile kahvaltıda buluşacağını ve 1 Mayıs için yapılacak etkinliği açıklayacağını duyurdu. Türk İş’e bağlı sendika başkanlarıyla yaptığımız görüşmede netleşmiş bir şeyin olmadığı, yapılacak kahvaltıda açıklanacağı söylendi. Farklı sendika başkanlarının ve işçilerin ifadeleri ise 1 Mayıs için Türk-İş’in bir hazırlığının olmadığını ortaya koydu.
DİSK’e farklı güzergâh verildiDİSK, KESK, TMMOB ve Bursa Tabip Odası ise 1 Mayıs’ta Osmangazi Meydanı’nda toplanıp Eski Atatürk Stadyumuna yürüyecek. 1 Mayıs için müracaatta bulunmadan önce kendilerine alttan alta Hak-İş ve Türk-İş’in Bursa’da kutlama yapacağının söylendiğini ifade eden DİSK Marmara Bölge Temsilcisi Gökhan Aydın, “Türk-İş’in Kent Meydanı’nda nokta mitingi için başvuru yaptığı ve bu yüzden bu alanın bize verilemeyeceği bildirildi. Bundan dolayı da bize ters istikamet verildi. Daha sonra Türk-İş’in miting için yaptığı başvuruyu geri çektiği söylendi ve bu alanı bizlere verebilecekleri söylendi ama biz çalışmalarımıza başladığımız için güzergahta bir değişim yapmak istemedik” dedi.
TOFAŞ, Renault ve Bosch işçileri gönderdiği mektuplarda sendikaya öfkelerini dile getirdi:
1 Mayıs’a iki gün kaldı, fabrikada bir şey duymadıkTOFAŞ İşçisi / Bursa
Türk- İş 1 Mayıs kutlamalarını Bursa, Kocaeli, İzmir gibi sanayinin kalbi olan yerlerde işçilerin kendi fabrikalarının önünde veya kendi şehirlerinde meydanlarda toplanmasını engelleyerek ana merkezlerden uzaklaştırıyor. Sonuç olarak bu merkezlerde yapmamasının diğer sebebi kontrolü sağlamak, olası protestoları engellemek. Kendi adamlarını yetkilendirerek, mitinge taşıyarak küçük ayaklanmaları engellemek istiyorlar. Mesele bizde 1 Mayıs’a iki gün kaldı ama fabrikada bir şey duymadık. Fabrika genelinde yürütülen çalışmalarla ilgili hiçbir bilgilendirme yapılmadı. Süreç genellikle WhatsApp gruplarında gizli bir şekilde organize edildiği için, bizler planlama aşamalarına dahil edilmiyoruz.
Hedefler genellikle yıl bazlı konuluyor. Geçen sene ‘Vergide adalet' meselesi yüksek sesle savunulmuştu fakat elde edilen sonuç malum. Bu yıl da mevcut vergi sistemi bizim en çok kanayan yaramız. Vergiler işçilerin cebine girmeden eriyen ücretlerin başlıca sebebi. Yılın ortasına gelmeden üst vergi dilimlerine girmek, emeğin üzerindeki yükü adaletsiz bir noktaya taşıyor ve net bir şekilde dile getiriyoruz ki az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan, çalışan üzerindeki vergi baskısının hafifletildiği adil bir düzenleme acilen hayata geçirilmelidir.
Çalışma hayatı, insanı sadece fiziksel değil, psikolojik anlamda da yoruyor. Bitmek bilmeyen mesailer, bant duruşlarına göre planlanan yemek saati değişimleri, personel eksikliğiyle sürekli yetişmeyen ve ‘yetersiz hissettirilen’ iş yükü ve bunun yanı sıra, bir yönetim biçimi haline gelen mobbing çalışma huzuruna zarar vermekte ve insan onurunu yaralamaktadır. Bant çalışanları içinde saturasyon dedikleri bir uygulama var. Burada bir araç üzerindeki yapacakları işler var. Kağıt üstünde bazı sürelerin gösterilmemesi ya da yok sayılması sebebiyle işçinin normalde yetiştirmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu yüzden işçi yetersiz hissettiriliyor ve sürekli 'Acele edin' denilerek çalışıyoruz. Bizler korkuyla değil huzurla ve üretmek baskıyla değil saygıyla çalışmak istiyoruz. Sürekli patronun zenginleştiği bir düzen istemiyoruz. Açlık ile yoksulluk sınırı arasında ezilmek istemiyoruz.
İşte sendika işte Türk Metal!Renault işçisi / Bursa
Buldular ellerine çaput silkeleyip duruyorlar. Renault fabrikası, Fransız devi, rekortmen, amiral gemisi... Bu övgüleri fabrikanın CEO'suna verilen plaketlere, gelirine bakarak izliyoruz. Sanki Renault’u banttan onlar indiriyor. Sanki moladan koşarak sigaraya oradan koşarak tuvalete oradan koşarak banda kendileri dönüyor. Yeni model için taahhütlü altınımız verilmiyor. Üretim baskısı hiç eksilmiyor. Ayakkabı çekini bekliyoruz. Her şeyi beklemekle geçiyor ömrümüz. Bekleyemediğimiz tek yer bandın başı.
İki dilim baklava alkış...
Yüzbinlerce üyesi olan, “yüzyılın sözleşmesini” yapan, “yüzde yüz zam aldık” diye bağıran Türk Metal 1 Mayıs'ta nerede olacak? Sanki sorunlarının hepsi çözülmüş, sorun yokmuş gibi yine üç maymunu mu oynayacak. 'Edirne'ye gitmiyoruz, Bursa'da izin vermediler...' diyen arkadaşa soruyorum. Altın nerede? Hani vergi dilimini değiştirmek için sonuna kadar yürüyorduk. Sözleşmede yazan hakları tek tek silkeliyorlar. Böyle giderse en son çıplak ücret kalacak. İş güvencesi yok. Her an kapının önünde bulabilirsin kendini. Bursa'da on binlerce üyesi olan Türk Metal sendikamız işçilerin bayramını nerede kutlayacak? Yoksa 1 Mayıs'ta 10 dakika molada ağzımıza baklava sokuşturup “devam arkadaşlar iyi gidiyorsunuz” deyip alkışlayacak mıyız? Canımızdan başka satacak bir şeyimiz kaldı mı? Kalmamış ki burada çalışıyoruz. Bel, diz omuz, boyun… 10 senenin üstünde çalışan bir tane sağlam insan gösterin! Müdürlerin arabaları sıfırlanıyor işçiye gelince “Kemer sıkalım, tasarruf yapalım” diyorlar. Her gün bugün ne olacak yeni diye diye biz şaşırırken silkelediler iyice. Daha silkelenecek neyimiz kaldı? Sözleşme sonrası kapı önünde tatilcilerle “İşte sendika işte Türk Metal” diye bağırıyordunuz. Hepimiz borçla yaşıyoruz. Fıtığız, dardayız, işten atma hızar gibi tepemizde. İşte sendika işte Türk Metal!
Fazla mesai yapacak kadar iş çoksa niye işten atılıyoruz?Rexroth (Bosch) işçisi / Bursa
Fabrikada 6 maaş teşvik verip “işten çıkın” denilmesine rağmen yeterli sayıya ulaşılamadığını öğrendik. Devamsızlığa performansa bakarak binden fazla kişiyi atacaklarmış. Sürekli fazla mesai ile çalışılıyoruz. Senelerdir milyonlar kazandırıyoruz. Şimdi üretimdeki daralma gerekçesiyle bize kapı gösteriliyor. Sosyal haklarımız bir bir elimizden alınıyor. İşten ne zaman atılacağız diye kaygıyla korkarak çalışıyoruz. İki senedir sadece bizim fabrikada değil bütün fabrikalarda Türk Metal üyeleri işten çıkarılıyor. Sendika bunun için ne yapıyor? İşten çıkarılacaklar listesini hazırlamakla mı meşgul yoksa?
Senelerdir verdiğimiz değerin karşılığını istiyoruz. “1 Mayıs'ta mesai var isteyen gelsin” diyorlar. Herkes borç içinde olduğu için çalışmak istiyor. 1 Mayıs'ta mesai yapacak kadar çok iş varsa biz niye telefonun başında işten çıkarılacağımız haberini bekleyerek borç içinde yaşıyoruz.
Edirne'de kutlama olacakmış, bize 1 Mayıs'a dair bir şey söyleyen olmadı. 1 Mayıs'ı alıp işçinin olmadığı Edirne’ye götürüyorsunuz. Yoksa kalabalık toplanırsa milletin canına tak etmiş istediğinizin dışında çatlak ses çıkmasın diye mi işçileri 1 Mayıs'a katmıyorsunuz? Sendika şube başkanı, baştemsilciler ve temsilciler 1 Mayıs’a dair en küçük bir hatırlatma bile yapmadı. Temsilciye bir şey sorulmak istendiğinde ya yerinde bulunmuyor ya da İK ya da koordinatörlerle kahvaltı, brunch yapıyor oluyor. Bu yüzden çoğu zaman cevap almak bile mümkün olmuyor.
Öte yandan BU-4, BU-2 ve BU-1 fabrikalarında ise işçilere baskı uygulanıyor. İşçilere “Şu kadar brüt maaşını al git” tehditleri yapılıyor. Sürekli küçülmeden söz ediyorlar. Ancak aynı anda insanlar yoğun mesai yapıyor. Başvuru yapanlar hariç 2027’ye kadar 1150 kişinin işten çıkarılacağı konuşuluyor. Kendi işyerinde iş güvencesi sağlayamayan bir sendikanın, Doğu Press gibi bir fabrikayı örgütleme cesaretini nasıl bulduğu ise ayrı bir soru.
1 Mayıs nedir, önemi nedir, bugün sahip olunan 8 saatlik iş günü ve hafta tatili nasıl kazanıldı? Buna dair tek bir bilgilendirme yok. Koordinatörler, grup başları ve onların çevresiyle birlikte kurulan bu hiyerarşik düzene uymayanlara “dik başlı” ya da “değişik” deniliyor. Oysa bugün ortaya çıkan tepki ve öfke, tam da bu dik duran işçilerin itirazıdır. Bu çıkış hem mevcut sendikal yapıyı hem de işvereni geri adım atmaya zorlayabilir.
Çoğu işçi için ise 1 Mayıs’ın bir anlamı kalmamış durumda. Fabrika, 23 Nisan ve benzeri resmi tatillerde de çalışıyor. Çift yevmiye ödendiği için birçok işçi çalışmak zorunda kalıyor.
Sendika en azından TİS sürecinde çıkardıkları vardiya gazetesi ya da bir broşürle her 1 Mayıs’ta veya arifesinde, 1 Mayıs’ın tarihini ve neden var olduğunu anlatabilirlerdi. Ancak bunu yapacak ne cesaretleri var ne de iradeleri. Sonuç olarak, bu sendikadan sınıf mücadelesi, gerçek örgütlenme ve işçi sınıfının kutsal günü olan 1 Mayıs konusunda bir beklenti içine girmek; hayalcilik mi, kolaycılık mı, yoksa çıplak gerçeğimiz mi?
Uğur Ökdemir