1 Mayıs öncesi eğitim emekçilerinden geçim, güvenceli istihdam ve grev hakkı çağrısı

Bursa’da eğitim emekçileri, 1 Mayıs’ta enflasyon karşısında eriyen ücretlere, güvencesiz çalışmaya, mülakat ve protokollere karşı alanlarda olacak. Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Derviş Erdem, “Yoksulluk sınırının çok altındayız; güvenceli kadro, grev hakkı ve vergide adalet” çağrısı yaptı.

Haber Giriş Tarihi: 29.04.2026 15:50
Haber Güncellenme Tarihi: 29.04.2026 15:50
Haberyazilimi.com

Bursa’da 1 Mayıs’a günler kala eğitim emekçilerinin temel gündemi geçim sıkıntısı, güvencesiz istihdam ve demokratik-sendikal haklar.

Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Derviş Erdem, Türkiye genelinde artan hayat pahalılığına ve kamuda derinleşen güvencesiz çalışmaya dikkat çekerek, bu yılın 1 Mayıs mesajlarını “geçinememe, adalet ve hak” üçlemesiyle özetledi. Erdem, “Açlık sınırının 40 bin TL’yi aştığını, yoksulluk sınırının 110-120 bin TL bandına dayandığını” belirtirken, asgari ücretin ve emekli aylıklarının bu sınırların altında kaldığını vurguladı.

“Emekçiler açlık sınırının altında maaşla geçiniyor”

Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Derviş Erdem, “Ülkede her geçen gün şartlar ağırlaşıyor. Demokrasi yok edilmiş, adalete ve hukuka kimse inanmıyor. Emeğiyle geçinen insanlar sefalet ücretine mahkum edilmiş durumda açlık sınırı 40 bin lirayı geçmişken asgari ücret 27 bin lira. Devletin kendi açıkladığı açlık sınırı bile 30 bin lirayken asgari ücret bunun altında. Emekliler ortalama 20 bin lira maaş alıyor. Ülkedeki insanların yaklaşık %80’i açlık sınırının altında geçinmeye çalışıyor.” Bursa özelinde geçim: Kira ve ulaşım ilk sırada Bursa’nın sanayi ağırlıklı yapısı ve artan yaşam maliyetleri öğretmenlerin geçim yükünü ağırlaştırıyor.

Erdem, “Oturulabilir semtlerde kiraların 30-45 bin TL bandına” çıktığını, 35 yıllık bir başöğretmenin aldığı ücretin yoksulluk sınırının gerisinde kaldığını söylüyor. Ulaşım, akaryakıt, araç sigortası ve bakım giderleri ile temel tüketimdeki artışlar bütçeyi zorluyor. Üniversite çağındaki çocukların barınma ve eğitim masrafları, KYK kapasitesi ve büyükşehir kiraları nedeniyle ailelere ek yük bindiriyor. Arabası olan arkadaşlar benzinden, sigortadan, vergiden dolayı arabaya binemiyor. Üniversitede okuyan çocuk için İstanbul’da 40-45 bin lira kira düşününce maaşın %60’ı gidiyor. Son 1,5-2 yılda 1,5 milyona yakın üniversite öğrencisi ekonomik nedenlerle eğitimi yarıda bıraktı. Kamu hizmetleri adım adım tasfiye ediliyor. İşte özel okulların teşvik edilmesi, özel okullara özendirme, devlet hastanelerinde özellere yönlendirme. Hastaneler ilk özelleştirildiği zamanlarda biz ona da itiraz ediyorduk. Kamu hizmetleri özelleştirilemez diye. İlk zamanlarda işte özel hastaneye gidiyorsun, yanında bir tane hemşire ilgili yere götürüyor. Hiç sıra beklemiyorsun, fark ödemiyorsun. İnsanlara bir hoş bir şey gibi görünmüştü. Herkes niye itiraz ediyorsunuz diyorlardı, bakın böyle gitmeyecek dedik. Şimdi de özel hastanelerde devlet hastaneleri kadar sıra olmasına rağmen bir de üstüne üstelik çok fahiş farklar vermek zorunda kalıyoruz. Tabi özel hastanelerde gidiyorsun hiç ihtiyacın olmayan tetkikleri de yaptırıyorlar" dedi.

"Vergide adalet istiyoruz"

Vergi meselesine de dikkat çeken Erdem, "Az kazanandan, az çok kazanandan çok vergi alınsın. Vergide adalet istiyoruz diye sürekli eylemlerimizde bunu sloganlaştırdık artık. Ama maalesef öyle olmuyor. Çok büyük, devletten ballı ihaleler alan firmalar bile inan ki biz kamu çalışanları kadar vergi vermiyor. Ve görüyoruz her 6 ayda bir ödemedikleri vergiler siliniyor, borçları siliniyor ve vergi ödemiyorlar. Ama bizden daha maaşımız elimize geçmeden peşin peşin kesiliyor. Vergide adalet istiyoruz. 1 Mayıs'a giderken taleplerimizden bir tanesi de mülakat. Genç arkadaşlar bir sınavdan geçiyor. Sınavda başarılı oldukları halde hatta çok yüksek puanlar aldıkları halde ataması yapılmayan mülakata takılan gençlerimiz var. İdarecilik sınavlarında arkadaşlarımız yüksek puan almış olmasına rağmen düşük puan verilerek tercih yapması engelleniyor arkadaşlarımızın. Bu mülakatın tamamen kaldırılıp liyakate esas alınmasını istiyoruz" çağrısında bulundu

“Güvenceli kadro ve grev hakkı istiyoruz”

500 binden fazla ataması yapılmamış öğretmen var olduğunu hatırlatan Erdem, "Yaklaşık 100 bin öğretmen kamu okullarında ücretli çalışıyor ve 20-28 bin lira arasında ücret alıyor. Sigortaları yarım, çalışma süresi belirsiz. Bu yüzden birçok arkadaş marketlerde asgari ücret + tam sigorta için çalışıyor" dedi.

Okullarda temizlik işlerinin TYP ve İŞKUR üzerinden asgari ücretin çok altında yaptırıldığını belirten Erdem, grev hakkı talebini de şöyle dile getirdi: “4688 sayılı yasa grev hakkını tanımıyor. Hakem kurulunun 11 üyesinden 7’sini Cumhurbaşkanı atıyor. Sendikalar ‘biz kabul etmedik’ diyor ama kurulun toplanması için sendikaların da oturması gerekiyor. Bu bir yalan.”

“MESEM’ler patronlara ucuz iş gücü sağlamak için araç”

MESEM’lerin patronlar için ucuz iş gücü aracı olduğunu vurgulayan Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Derviş Erdem, Mimar Sinan Meslek Lisesi örneğini vererek “300 öğrenci MESEM’e gidiyor ama en fazla 10 tanesi gerçekten meslek öğreniyor. Çocuklara en ağır, en pis işler yaptırılıyor. Aileler yoksulluk nedeniyle ses çıkaramıyor; hem harçlık vermiyor hem de 8-10 bin lira katkı alıyor. Çocuklar meslek yerine sahtekarlık ve üçkağıtçılık öğreniyor.” ÇEDES protokollerine de değinen Erdem, protokollerin artt. Milli Eğitim Bakanlığı sivil toplumu örgütleriyle protokol yapmaya devam edeceklerini söylüyor. Okullara cami hocaları, vaizler, Ülkü Ocakları giriyor. Bazı ilçelerde özellikle Gürsu’da faaliyetler artmış durumda. İmam Hatip okulları adeta arka bahçe gibi kullanılıyor.

“Bunu bireysel psikopatlık diye geçiştiremezsiniz”

Maraş ve Urfa’daki şiddet olaylarının ardından Ankara’da MEB önünde yaşam nöbeti tuttuklarını söyleyen Derviş Erdem, şiddetin yapısal nedenlerine dikkat çekti. Bu şiddet olaylarla birlikte genel merkezimiz ilk önce bir günlük iş bırakma kararı almıştı. Bir günlük iş bırakmayla birlikte biz bütün illerde eylemler yaptık. Eylemlerin bittiği saatlerde Kahramanmaraş'ta yeni bir saldırının olduğu haberi geldi ve genel merkezimiz acilen Perşembe ve Cuma da iş bırakma kararı alıp Ankara'da bir yaşam nöbeti başlattılar. Bizler tüm illerden giderek 4 gün boyunca Ankara'da gece gündüz yağmur yağmasına rağmen yaşam nöbeti tuttuk ve cumartesi günü bir panele de dönüştürdük. Oradan da işte şiddetsiz eğitim istiyoruz deklarasyonu çıktı ve bir gün sonra pazar günüde Milli Eğitim Bakanlığı'nın önüne o deklarasyonumuzu asarak eylemi sonlandırdık.

Bunu bireysel psikopatlık diye geçiştiremezsiniz diyen Erdem, "Arkasında ÇEDES’ler, okulların imam hatiplere dönüştürülmesi, yardımcı personel ve güvenlik eksikliği, rehber öğretmen azlığı, sürekli değişen müfredat var. Toplumsal kutuplaşma ve siyasilerin üslubu da okullara yansıyor” dedi.

Uzman çavuşların okullara güvenlik görevlisi olarak getirilmesi önerisini de kesin bir dille reddeden Erdem, “Okullarda pedagoji bilmeyen, travması olan kişilerin bulunması kabul edilemez” diyerek karşı çıktı.

“Birlikte durmazsak üzerimize daha ağır gelecekler”

Son olarak emekçilere seslenen Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Derviş Erdem, "Emekten, demokrasiden, insan haklarından, eşit yurttaşlıktan, laiklikten ve barıştan yana olan; emeğiyle geçinen, geçinmek isteyip de iş bulamayan tüm işçileri, emekçileri, öğretmenleri, gençleri, kadınları, öğrencileri 1 Mayıs’ta alanlara bekliyoruz. Birlikte durmazsak üzerimize daha ağır gelecekler” dedi.

İhsan Çelepkolu