EMEP Genel Başkanı Aslan, enflasyon rakamlarını değerlendirdi: 'Tüm ücretlere ek zam yapılsın'

Haziran ayı enflasyon rakamlarını değerlendiren EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, asgari ücretlinin ve emeklinin aç kaldığını vurgulayarak, “asgari ücret yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın, tüm ücretlere ek zam yapılsın” talebini yineledi.

Haber Giriş Tarihi: 03.07.2026 20:31
Haber Güncellenme Tarihi: 03.07.2026 20:31

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, açıklanan haziran ayı enflasyon verileri ve işçi emekçilerin ek zam taleplerine ilişkin çağrı yaptı. “Asgari ücret yoksulluk sınırının üzerine çekilsin, tüm ücretlere ek zam yapılsın” talebini yineleyen Aslan, asgari ücretlinin sadece karnını doyurmak için harcama yapsa bile bir hafta aç kaldığını vurguladı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) haziran ayı enflasyon verilerine ilişkin konuşan Aslan, “Enflasyonu Erdoğan-Şimşek planına uydurmaya çabalayan TÜİK’in açıkladığı verilere göre haziranda enflasyon yüzde 0,99; yıllık enflasyon ise yüzde 32,11 oldu. ENAG tarafından hesaplanan haziran enflasyonu ise yüzde 1,94 ile TÜİK’in aylık enflasyonunun yaklaşık iki katı. Haziran ayı milyonlarca memur ve emekli için aynı zamanda enflasyon farkının belirleneceği tarih. TÜİK’in düşük açıkladığı aylık enflasyon verisi ücret gasbı açısından da ayrıca önem taşıyor” dedi.

“Enflasyon farkı kaybı karşılamıyor”

TÜİK’in verilerine göre memur ve emekli aylıklarına yansıtılacak enflasyon farkının yüzde 17,76 olmasına dikkat çeken Aslan, “Ancak yoksulluk sınırının altındaki memur maaşları ile açlık sınırının neredeyse yarısı düzeyindeki emekli aylıkları göz önüne alındığında emekli ve memurların yaşadığı enflasyonun TÜİK’in açıkladığından çok daha yüksek olduğu görülmektedir. Nitekim emekli ve memurlar gelirlerini ancak gıda, giyim, kira, ulaştırma ve enerji kalemlerine ayırabilmektedirler. ‘Gıda ve alkolsüz içecekler’, ‘Taze meyve ve sebze’, ‘Kira’, ‘Ulaştırma hizmetleri’ gibi alt kalemlere baktığımızda TÜİK’e göre bile fiyat artışlarının yüzde 30’lara vardığı görülmektedir” ifadelerini kullandı.

“Milyonlarca emekli ayın 11 günü aç”

Enflasyon farkının yansıtılması ile 20 bin TL olan en düşük emekli aylıkları 23 bin 552 TL; en düşük memur maaşı ise 70 bin 258 TL oldu. Aslan, sendikaların yaptığı hesaplamalara göre haziran ayı açlık sınırının 36 bin 42 lira, yoksulluk sınırının ise 118 bin 404 liraya dayandığını hatırlatarak, “Yani emekli aylığı ile geçim sağlayan bir aile bir ayın 19 gününde karnını doyurabilir. Asgari ücrete mahkum edilen milyonlar, gıda haricinde başka hiçbir harcama yapmasa ayın son haftasını aç geçiriyor. Memur ailesi ise memur maaşı ile bir ayın 18 günü geçim sağlayabiliyor. TÜİK’in hesaplamalarına dayanan enflasyon farkı ile eve et girmiyor, çocuklar süt içemiyor, kira ödenmiyor. Yandaş müteahhitlere gidilmemiş yol, geçilmemiş köprü, yapılmamış muayene için yüz milyarlarca lira ödeme yapan; NATO’nun eli kanlı katillerine kırmızı halı sermek için milyarlarca lira harcayan; yerli-yabancı maden, enerji ve sanayi şirketlerine teşvikler yağdıran; holdinglere trilyonlarca lira faiz ödeyen; yabancı finans tekellerine 20 yıllık vergi muafiyeti getiren Saray rejimi işçi, emekçi ve emeklilerin yaşadığı ağır tablo karşısındaki ek zam ve insanca yaşanacak ücret talebi karşısında üç maymunu oynuyor” diye tepki gösterdi.

“Saray düzeninin ucuz emek rejimine mahkum değiliz”

İktidarın “Ücret artışları enflasyona sebep olur” söylemlerinin yalan olduğuna dikkat çeken Aslan, “Milyonlarca emekçinin ücret artışları talebini bastırmaya çalışan Erdoğan-Şimşek programı Türkiye’yi yerli ve yabancı patronlar için ‘ucuz emek cenneti’ yapmak istemektedir. Enflasyonun sebebi ücret artışları değil, holdinglerin fahiş kârlarıdır. ‘Enflasyonla mücadele’ adı altında milyonlarca emekçiyi her gün daha fazla yoksullaştıran Saray düzeni enflasyonla değil, işçi sınıfı ve emekçilerin insanca yaşam hakkına karşı mücadele yürütmektedir. Şimşek programı Saray rejiminin sınıfsal tercihlerine ilişkin açık bir göstergedir. Saray rejiminin varlık sebebi, onun yoksulluk sınırının üzerinde insanca yaşanacak ücret talebini karşılamasının önündeki en temel gerekçedir. Ancak hayatı var edenler olarak bizler, bu ülkenin işçileri, emekçileri Saray düzenine ve onun ucuz emek rejimine mahkum değiliz. Türkiye’nin dört bir yanında ücret artışı için süren grevler ve sendikal hakları için verilen direnişler taleplerimizi nasıl kazanabileceğimizin ip uçlarıdır. Ancak bugün ihtiyacımız bu mücadelelerin yaygınlaştırılması ve birleşik bir hatta ilerletilmesidir. Ayın yarısını aç diğer yarısını tok geçiren emeklileri, ay sonunu görebilmek için en temel ihtiyaçlarını erteleyen işçi ve emekçileri bu sorumluluğun parçası olmaya çağırıyoruz. “Birleşe birleşe kazanacağız” diyerek mücadele çağrısı yaptı.