TMMOB Bursa: Emeğimize, mesleğimize, ülkemize sahip çıkıyoruz

TMMOB, 19 Eylül 1979 İş Bırakma Eylemi’nin 47. yılında mühendis, mimar ve şehir plancılarının çalışma hayatındaki sorunlarına dikkat çekti.

Haber Giriş Tarihi: 18.09.2026 23:27
Haber Güncellenme Tarihi: 18.09.2026 23:39
Haberyazilimi.com

BAOB Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’nda yapılan açıklamada, 19 Eylül’ün mirasını büyütüyoruz; emeğimize, mesleğimize, ülkemize sahip çıkıyoruz denildi.

Yapılan açıklmayı TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut okudu.

Bundan tam 47 yıl önce meslektaşlarımızın yaşadığı hak kayıplarını ve ücret adaletsizliklerini protesto etmek için TMMOB’nin çağrısıyla gerçekleştirilen iş bırakma eyleminde; maden ocaklarından enerji santrallerine, fabrikalardan şantiyelere, kamu kurumlarından limanlara kadar pek çok iş yerinde üretim durdurulmuş, mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütlü gücü ülkenin dört bir yanında görünür hale gelmiştir diyen Korkut, “Bizler için 19 Eylül İş Bırakma Eylemi, ülkesi için düşünen, planlayan ve üreten mühendis, mimar ve şehir plancılarının kendi öz güçlerinin farkına vardığı; mesleki haklarımız ile halkımızın ortak çıkarları arasındaki ayrılmaz bağın güçlü biçimde ortaya konulduğu tarihsel bir dönüm noktasıdır. Nasıl ki 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi ülkemizde işçi sınıfının örgütlü gücünü dosta düşmana gösterdiyse, 19 Eylül 1979 İş Bırakma Eylemi de mühendis, mimar ve şehir plancılarının emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu tarihe yazmıştır” dedi.

47 yıl sonra sorunlarımız sürüyor, mücadelemiz büyüyor

Aradan geçen 47 yıla rağmen mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşadığı pek çok temel sorun bugün daha da ağırlaşmış durumdadır ifadelerini kullanan Korkut, “Derinleşen ekonomik kriz, yüksek hayat pahalılığı, düşük ücretler, işsizlik ve güvencesizlik meslektaşlarımızın yaşam koşullarını her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır. Bu tablo tesadüf değildir. Üretimden, sanayileşmeden, kamusal planlamadan ve toplum yararından uzaklaşan ekonomi politikaları; meslek alanlarımızı daraltırken emeğimizi de sistematik biçimde değersizleştirmektedir. Kamusal yatırımların geriletilmesi, özelleştirme ve taşeronlaştırma politikaları, planlama ve denetim süreçlerinin piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi hem meslektaşlarımızın çalışma koşullarını hem de toplumun nitelikli ve güvenli kamu hizmetlerine erişimini olumsuz etkilemektedir. Yıllardır vurguluyoruz; ülkemizin sorunları ile mühendis, mimar ve şehir plancılarının sorunları birbirinden ayrı değildir. Meslektaşlarımızın işsizliği ülkenin üretim kapasitesinin gerilemesi; kamudaki teknik personel yetersizliği kamusal hizmetlerin zayıflaması; mesleki denetimin tasfiyesi halkın can ve mal güvenliğinin tehlikeye atılması; şehir plancılarının bilimsel bilgisinin dışlanması ise kentlerimizin rant politikalarına teslim edilmesi anlamına gelmektedir” dedi.

Hep beraber mücadele edelim

TMMOB’ye ve bağlı Odalarımıza yönelik her türlü yetki kısıtlaması; yalnızca meslek örgütümüzün yetkilerine değil, toplumun kamusal ve bağımsız denetim hakkına yönelik bir müdahaledir vurgusu yapan Korkut, “Meslek Odalarının kamusal denetimdeki rolünün zayıflatılması; plansızlığın, denetimsizliğin ve rant politikalarının önünü açmaktadır. Geldiğimiz noktada sorunlarımızın çözümünün, ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullardan bağımsız olmadığını biliyoruz. Emeğimizin, mesleğimizin ve geleceğimizin değersizleştirilmesine karşı haklarımızı ancak yan yana gelerek, örgütlenerek ve birlikte mücadele ederek kazanabiliriz. Çünkü mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleki hak ve çıkarlarını korumak, aynı zamanda toplumun geleceğini korumaktır. Bizler mesleğimize ve meslektaşlarımıza sahip çıkarken; güvenli kentlere, sağlıklı bir çevreye, nitelikli kamu hizmetlerine, ülkemizin üretim kapasitesine ve halkımızın ortak geleceğine de sahip çıkıyoruz. Herkes bilsin ki TMMOB, mesleğini bilimden, teknikten, üretimden ve toplumdan yana kullanan mücadele geleneğinden bir adım geri atmayacaktır. Ülkemizin ihtiyacı; özelleştirmelerle kamuyu tasfiye eden, emeği ucuzlatan, bilimi ve planlamayı dışlayan politikalar değil; üretimi ve sanayileşmeyi esas alan, kamusal hizmetleri güçlendiren, emeğin hakkını koruyan, bilimsel ve demokratik bir anlayıştır. 19 Eylül’ün bize bıraktığı en önemli miras örgütlü mücadelenin gücüdür. Bundan 47 yıl önce iş bırakarak taleplerini bütün ülkeye duyuran meslektaşlarımızdan aldığımız güçle bugün de emeğimize, mesleğimize ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.