
Son günlerde ülke genelinde artan gıda zehirlenmeleri sonrası aileler endişeli. Görüştüğümüz aileler bizler ev ekonomisini dengede tutmak için her şeyin uygununu arıyoruz. Çocuklarımızda bundan etkilenip kaliteli değil ucuz olana yöneliyor diyor.
“Gençler bizim geleceğimiz diyorlar ama gençlerimizi zehirliyorlar”Asgari ücretin hiçbir şeye yeterli olmadığı, alım gücünün her sene git gide düştüğü bir ülkede yaşam mücadelesi veriyoruz diyen Aroma işçisi, “Benzin fiyatları bir yandan tüm imalat kalemleri açıklanan enflasyon oranlarının kat ve kat fazlasında pahalılaştığı için kalite/fiyat dengelemesinde ne yazık ki kaliteli bir şeyi uygun fiyata bulmak hiç mümkün olmuyor. Her ürünün kalitesine göre fiyatı var aynı bisküvi bir markette başka başka bir markette başka oluyor. Bunun nedeni kalitesine göre insanlarında alım gücüne göre şekilleniyor bu ürünlerin fiyatı. Bazen yedim demek için yiyoruz ya da karnımız doysun yeter içeriğine kalitesine bakmıyoruz daha doğrusu bakamıyoruz. Bakmaya kalksak alamayız. Son günlerde Bursa'da okullarda gıda zehirlenmeleri yaşandı. Bunun sebebi de bu. Kalitesiz ürünlerin satılması besin değeri olmayan içinde ne var bilinmeyen tarihi geçmiş ürünler. Biz ev ekonomisini dengede tutmaya çalışırken çocuklarımıza verdiğimiz harçlıklarda da çocuklar kendi ekonomisini dengede tutmaya çalışıyor. Fiyatına göre hareket ediyor. Gelişim çağındaki bir çocuk bunu mu düşünmek zorunda. Bugünlerde asgari ücret görüşülecek bu sadece ücret görüşmesi değil çocuklarımızın nitelikli yemek yiyebilme görüşmesi bir anlamda da. Ben öyle bakıyorum olaya. Benim çocuğum neden kaliteli ürün alamıyor, ya da okulunda neden devlet tarafından yemek verilmiyor. Lafa gelince gençler bizim geleceğimiz diyorlar ama gençlerimizi zehirliyorlar” dedi.
“Kaliteli gıda almaya kalksak ayın 20 günün aç geçiririz”Ucuz gıdaya yönelmenin en büyük sebebi insanların ekonomik durumlarının olduğunu belirten Tek Gıda İş üyesi gıda işçisi, “Biz evde sürekli şu markette bu daha ucuzmuş, burada bu daha ucuzmuş konuşmasını yapıyoruz dolayısıyla çocuklarda bundan etkilenip otomatik olarak ucuz gıdaya yöneliyor. Yaşadığımız mahalle, ilçe ekonomik durumu gösteriyor. Buralarda var olan okulların kantinleri de bu şartlara göre ürün getiriyor ya da elinde kalan tarihi geçmiş ürünleri satıyor ve zehirlenme vakaları artıyor. Biz yaşamımızda önce kılık kıyafetten kısıyoruz sonra gıdada en ucuza yöneliyoruz. Bizde daha kaliteli ürünler alıp yemek isteriz ama almaya kalksak ayın 20 günün aç geçiririz. Bütün sorun ekonomik mesele. Durumumuza göre hareket ediyoruz okul kantinleri de buna göre merdiven altı üretim olur besin değeri düşük olan ürünler getiriyor. Bir örnek vereyim kızım geçtiğimiz yıl baba kantinden tost alıyorum ama içinde kaşar yok boş diyordu. Bir gün bende okula gittim ve kantinden iki tane kaşarlı tost aldım gerçekten de öyle kağıt gibi kaşar koymuş boş ekmek yiyoruz gibi. Ama bunu özel okul kantininde yapmazlar çünkü paraya göre eğitim olduğu gibi paraya göre de gıda veriliyor. Kantinlerin yeterince denetlenmemesi baştan savma yapılan işler bu sonuçları doğuruyor dedi.
“Düzgün yiye bileceğimiz yemek yok”Korkusunun işyerinde böcek ilacının özelikle mutfakta kullanılması olduğunu belirten dokuma işçisi, “Geçen pazar günü iş günü bitişi ilaçlama yapıldı. Sadece tabaklar bir masa üstüne toplandı üstüne bez örtüldü. İlaç her şeye sinmiştir. Zaman zaman giyinme dolaplarımız da ilaçlanıyor. Denetleme yok çoğu zaman evden ekmek zeytin domates benzeri şeyler götürüp yiyoruz. Biz işçilerin hayatı çok ucuz üç kuruşa bir yıl zam yapılmaksızın çalıştık. Şimdi de işten çıkışlar var, biz işten ayrılalım diye mobbing uyguluyorlar zam zamanı hep yaptıkları gibi. Biz işçiler neredeyse bu duruma alıştık. Düzgün yiye bileceğimiz yemek yok, bazen yendiğimizde mide ve karın ağrısı çekiyoruz. İşten çıkarılırım korkusuyla kimse ses çıkarmıyor” dedi.
“Denetimsizlik bu sonuçları doğuruyor”Son günlerde çok fazla gıda zehirlenmeleri haberinin geldiğini söyleyen işçi emeklisi bir kadın, “Gıdaların işlenmesi, saklanması, hazırlanması, sırasında çok hatalar yapılıyor. Hijyen eksiklikleri, yeterince pişmemiş gıda tüketimi, uzun süre saklanması, ambalaj hatalı ürünlerin kullanılması. Patronların kar hırsı, çalışanlar üzerinde baskısı ve baskı sonucu çalışanların dikkat dağınıklığı yaşaması, koşulların ağır olması sebepleri çok. Ama işverenlerin, kar hırsı fazla kazanç elde etmek için yaptıkları hileler herkesin hayatına sebep oluyor. Ekonomik koşulların zorluğu tüm insanları yıpratıyor, beslenme sıfır seviyede bütün bunların başında şu an yaşadığımız koşullar. Devletin denetimsizliği tarım ilaçlarının daha hızlı ürün almak adına denetimsiz kullanımı, tüm bu ihmaller kötü sonuçlar doğuruyor” ifadelerini kullandı.
Uğur ÖKDEMİR