Genel Sağlık-İş Bursa Şubesi'nden Aile Hekimliği Sisteminde yapılan değişikliklere tepki

Aile Hekimliği Sisteminde son dönemde yapılan değişikliklere tepki gösteren Bursa Genel Sağlık-İş Şube Başkanı aynı zamanda SAHADER temsilcisi Hatice Şeker Erdoğan, mevcut uygulamaların, bilimsel gerçeklikten uzak olduğunu ifade etti.

Haber Giriş Tarihi: 22.04.2026 15:48
Haber Güncellenme Tarihi: 22.04.2026 15:48

Aile Hekimliği Sisteminde son dönemde yapılan değişikliklere tepki gösteren Bursa Genel Sağlık-İş Şube Başkanı Hatice Şeker Erdoğan, mevcut uygulamaların, bilimsel gerçeklikten uzak olduğunu ifade etti.

Aile Hekimliği Sisteminde son dönemde yapılan değişikliklere Genel Sağlık-İş Bursa Şubesi tepki gösterdi.

Genel Sağlık-İş Bursa Şube Başkanı Hatice Şeker Erdoğan tarafından yapılan açıklamada, “Aile hekimliğinde son dönemde yürürlüğe konulan düzenlemeler, sahada görev yapan sağlık emekçilerinin çalışma koşullarını ağırlaştırmakta, hizmetin niteliğini düşürmekte ve sistemin sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit etmektedir. Mevcut uygulamalar, bilimsel gerçeklikten uzak, planlama bütünlüğünden yoksun ve sağlık hizmetinin özüne aykırı bir anlayışın ürünüdür. Bir hastaya ayrılması gereken süre ile günlük bakılması zorunlu tutulan hasta sayısı arasında açık bir çelişki bulunmaktadır. Günlük en az 60 hasta bakma zorunluluğu devam ederken, her hasta için uzun süreli değerlendirme ve ölçüm yapılmasının istenmesi, sahada uygulanabilir değildir” denildi.

“Çalışma barışını bozmakta”

İzin süreçleri, performans kriterleri ve sözleşme koşulları üzerinden kurulan baskı mekanizması, sağlık çalışanlarını güvencesizliğe itmektedir diyen, “Şeker Erdoğan “Hekimlerin izin kullanabilmesi fiilen zorlaştırılmakta, izin sırasında oluşan hasta yükü katlanarak artmakta ve bu durum çalışma barışını bozmaktadır. Hasta memnuniyeti adı altında uygulanan değerlendirme sistemi ise bilimsel ölçütlerden uzak olup, sağlık hizmetini popülist taleplerin gölgesinde bırakmaktadır. Bunun yanı sıra, aile hekimliği çalışanlarının özlük haklarına ilişkin ciddi eşitsizlikler de devam etmektedir. Sağlık sisteminin diğer alanlarında görev yapan personel için doğum izni 24 haftaya kadar uzatılmışken, aile sağlığı merkezlerinde çalışan personelin bu haktan yararlandırılmaması açıkça eşitlik ilkesine aykırıdır. Aynı sağlık hizmetini sunan çalışanlar arasında farklı uygulamalar yapılması kabul edilemez. Yeni yayınlanan tabela ve kıyafet yönetmeliği ile getirilen düzenlemeler ise hizmetin özüne katkı sunmayan, şekilci bir birlik anlayışını dayatmaktadır. Aile sağlığı merkezlerinin büyük bölümünün kiralık binalarda hizmet verdiği gerçeği ortadayken, bu binalara yapılacak giydirme ve tabela değişikliklerinin yaratacağı ek maliyetin nasıl karşılanacağı belirsizdir. Kamuda tasarruf söylemiyle hareket edildiği iddia edilirken, bu tür zorunlu harcamaların sağlık çalışanlarına yüklenmesi ciddi bir çelişkidir” dedi.

"Aile hekimliği sistemi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin temelidir"

Genel Sağlık-İş Bursa Şube Başkanı Hatice Şeker Erdoğan açıklamanın devamında şu ifadeleri kullandı; “Uyarma cezası alan personelin mevcut uygulamaya göre bir dönem boyunca ek ödemeden yararlanamaması, disiplin yaptırımlarının çalışan gelirine doğrudan yansıyan ilk basamaklarından biridir. Mevcut gelirlerin korunmaması bir yana, küçük gerekçelerle dahi ücret kesintilerine gidilmesi, disiplin süreçlerini bir düzenleme aracı olmaktan çıkarıp cezalandırma mekanizmasına dönüştürmektedir. Bu durum sağlık çalışanları üzerindeki baskıyı artırırken, Bakanlığın yaklaşımının sağlık hizmetini güçlendirmekten ziyade çalışanı kontrol altına almaya yöneldiğini göstermektedir. Aile hekimliği sistemi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin temelidir. Bu sistemin ayakta kalabilmesi için, sahadaki gerçekliklere uygun, bilimsel, adil ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Sağlık emekçilerinin haklarının gözetilmediği, çalışma koşullarının iyileştirilmediği hiçbir düzenlemenin başarı şansı yoktur. Yetkilileri, sahadan gelen bu haklı uyarıları dikkate almaya, sağlık hizmetini nitelikli ve erişilebilir kılacak gerçekçi adımlar atmaya davet ediyoruz.”