Türkiye’de ilk kadın işçileri grevi

Raif
Raif Kaplanoğlu Araştırmacı-Yazar

Bursa, Türkiye’nin en eski tekstil sanayii merkezidir. Daha el tezgahlarla üretimin yapıldığı merkantilist dönemde bile Bursa’da yüzlerce tezgah vardı. Bu tekstil sektöründe de Bursalı kadınların çok büyük emeği ve katkısı olup, halen de bu katkıları sürmektedir. Sayın A. Kurt’un bulduğu bir belgeye göre 1678 yılında Bursa’da toplam 387 adet mancınık tezgahının 157’sinin kadınlara ait idi. Bursalı kadınlar, bu ipeği evde üretip çarşı pazarda kendileri satışa sunuyordu. Hatta esnaf dernekleri kadınları engellemeye kalkışınca kadınlar, mahkeme desteği altında vergiden muaf olarak faaliyetlerini sürdürebilme hakkını almıştır. Bursa’da kadınlara ait işlere bakmak üzere de devlet tarafından kamu görevlisi kadın işe almış. Haim Gerber’in bulduğu belgelere göre ise zenaat sahibi bazı kadınların, mahkeme kararıyla esnaf loncalarına bile üye olması, ülkemizde görülmemiş bir olaydı. Bursalı kadınlar kendi emekleri sonunda kazandıkları paralarla vakıf kurup sosyal faaliyetlere katılmıştır. Nitekim 16. yüzyılda Bursa’da faaliyette olan 303 vakfın yüzde 51’inin kurucusu kadınlar olması bunun kanıtıdır. 

Daha önce, Slevne ve Samakov gibi Osmanlı Devleti’nin Avrupa topraklarında çalışan kadınların, makineler yüzünden işinden kaybedilme korkusuyla makineleri bozma girişimleri olmuşsa de, bunlar fabrika işçilerinin grevleri değildi. Türkiye’de kadınların yaptığı ilk grev, 1910 yılında Bursa’da gerçekleşti. 

Bursa fabrikalarında kadın işçiler çalışıyor

Her ne kadar eve ekmeği erkek getirir dense de, son 30-40 yıla kadar Bursa’daki fabrikalarda çalışan işçilerin yarıdan çoğu kadın işçilerden oluşuyordu. 1913 yılı sanayi sayımına göre Bursa’daki 41 ipek fabrikasında çalışan toplam 2.316 işçinin yüzde 95’i kadın idi. Sanayinin ilk kurulduğu 1860’lı yıllarda da Bursa’daki işçilerin neredeyse tamamı kadın ve kız idi. 1862 yılındaki bir İngiliz konsolosun raporuna göre Bursa’daki bazı büyük işletmelerde ortama 300 kadar işçi çalışmaktaydı. Bu tarihte, Bursa’da toplam 9.000 işçi olup, bunun yüzde doksanbeşi kadın idi. Bu işçi sayısı 50-60 bin nüfuslu Bursa’nın çalışan nüfusunun üçte biri kadardır. Gerçi, kadın işçilerin önemli bir bölümü köylerden gelse de, Bursa’daki çok sayıda kadın ve kız da fabrikalarda işçi olarak çalışmaktaydı.

İştirak gazetesine göre, bu tarihte Bursalı kadın işçiler ancak günde beş kuruş alabilmekteydi. Hatta çoğu ancak 2-3 kuruş kazanıyordu. Çalışma saatleri ise oldukça ağırdı. Günde 14 saat çalışan işçiler, sabah gün ışımadan işe başlarlar, gece karanlığına kadar çalışırlardı. Bu durum, işçilerin hemen hemen hepsinde ciddi rahatsızlıklara neden olmaktaydı.

Gezginlere göre Bursa’daki kadın işçiler

Gezgin ve konsolosluk raporlarındaki verilerine bakarak fab­rikalarda kadın işçilerin çalışması, Bursa’nın toplumsal yaşamında büyük değişikler yaratmıştır. Ancak gezginlerin belirttiği gibi ilk aşamada kadın işçilerin yüzde 95’i Rum ve Ermenidir. Aralarında pek az Türk kadını vardır. Gezginlerin ifadesine göre Bursa’daki resmi makamlar da Türk kadınlarının fabrikalarda çalışmalarını mümkün olduğu kadar engellemeye çalıştığı anlaşılmaktadır. instagram takipçi hilesi

George Perrot, 1860’lı yıllara gelindiğinde Bursa’da, Pauvlaki’nin Cilimboz deresinin üzerinde açtığı fabrikasındaki kadın işçileri eğitmek üzere, Fransa’dan Madam Brotte getirtmiştir. Perrot daha sonra şunları yazmaktadır: “Türk kadınları, sıcaklık tarafından etkilenmeden, aynı zamanda hareketlerini engelleyen bir örtü giymezler. Onun içindir ki, söz konusu örtüyü çıkarma alışkanlığını edinerek, öteki kadınlar gibi yüzleri açık çalışmaya başladılar. Buna rağmen fabrikatörler ile ustabaşları sürekli atölyeleri dolaşıyor ve sık sık yabancılar da içeri giriyorlar”.

19. yüzyılın ikinci yarısında Bursa’ya gelen Hayrullah Efendi bu konuda şunları yazmaktadır: “Muradiye tarafında yüzden çok koza fabrika bulunup, bu fabrikalarda Müslüman ve Hıristiyan kızları karışık olarak çalışırlar. Ustaları dahi kadın olduğundan iki millet arasında bu ilişki muhabbet ile sürmektedir. Fakat bu kızlar başlarına birer ince tülbent örtüp tümü kız-erkek birlikte çalıştıklarından, ustabaşı olan Frenk ile yüz-göz olunca, söz konusu tülbentlerin kalkacağına kuşkusuzdur”.

Greve doğru 

Bursa’daki ipek ve halı fabrikalarında hizmet eden kadın işçiler, yılın sonuna kadar düzenli olarak çalışmamaktaydı. Aralıklarla ve düzensiz olarak yılda ancak 100 gün kadar çalışmakta idiler. Bu nedenle, zaten fakir olan bu işçiler, geçimini sağlamak amacıyla 1 kuruştan dört kuruşa kadar olan günlük ücretlerini arttırmak istiyordu. Bir de mesai saatlerinin çok uzun ve belirsiz olması işçilerin en çok şikayet ettiği konulardı. Tüm bu kötü koşullara karşın, Bursa’daki ipek fabrikalarında çalışan kadın işçilerden temettü adıyla yeni bir vergi alınmaya başlaması tepkileri arttırmıştı. Bu vergiye dair şikayetler İl Meclisinde ayrıntılı bir biçimde tartışılarak, çözüme ulaştırılması amacıyla Hükümete iletilmişti. 

Bu kötü koşulların sürmesi üzerine, Bursalı işçiler 1909 yılında Başbakanlığa müracaat ederek, çalışma saatleri ile ücretlerinin bir düzene bağlanmasını istemişlerdi. Başbakanlık bu konuda yaptığı inceleme sonucu, şikayetleri abartılı bulmasına karşın, işçileri teskin etmek için bir İpek İşçileri Talimatnamesi’nin hazırlanmasını valilikten ister. Bu nedenle işçiler, bu duruma bir yıl daha katlanmak zorunda kalmıştır. Toplum ve sağlık açısından bazı ciddi sonuçlar yaratabilecek bu tehlike nedeniyle 1910 senesinin ilk aylarında, mesai saatleri ve verilen ücretlerle ilgili olarak Bursa İl Meclisi tarafından Ti­caret Bakanlığı ve oradan da Danıştay’a incelemek üzere bir talimat gönderil­mişti. Ancak Danıştay’a göre mesai saatlerin­de herhangi bir kısıtlama yapmak, ya da ücretleri artırmak gibi değişikliklerin, Osmanlı Devleti gibi ye­ni gelişmekte olan bir ülke için zararlı olacağı gerekçesiyle işçilerin tüm istekleri reddedilmişti. Devletten yardım umudunu yitiren işçiler, haklarını başka bir yoldan aramaya başladılar; devlet tarafından benzeri gerekçelerle yasaklanan bir yönteme, greve yöneldiler.

Tüm bu girişimlerden sonra da bir sonuç çıkmayınca, “koza fabrikalarının tüm işçileri adına” 3 Ağustos 1326/1910 tarihinde verilen bir dilekçe grev çağrısı yapılır. Dilekçede: “Fabrikatörlerin üç-beş kuruşa kadar yevmiye vererek, günde 16 saat çalıştırılmakta olmalarından dolayı işçilerin sağlıklarının bozulduğu belirtilerek, uygun bir ücret verilene ve mesai saatlerinin bir düzene girmesine kadar greve karar verdiklerini” belirtilerek hemen greve gidilmiştir. 

Fransızca ve Almanca olarak yayımlanan Osma­nischer Lloyd gazetesi de özel bir haber yaparak bu grev­den söz etmişti. Grev önce, o tarihte Bursa’ya bağlı Bilecik ve Küplü gibi yerler­de başlamıştı. Oradan “bazı kişilerce” verilen konferans ve yazılan yazıların yardımıyla Bursa’da­ki iplik fabrikalarına da yayılmıştır. Grevin arka­sında Hınçak(yan) adlı bir Ermeni cemiyetinin ol­duğu öne sürülmüştü. Setrak adında bir kişi grev­cileri teşvik etmekle suçlanmış ve hakkında bir tu­tuklanma kararı alınmıştı.

Grevcilerin sayısı değişik kaynaklarda farklı ola­rak verilmiştir. Stamboul’a göre 48 fabrikada 2.500 işçi vardı. Osmanischer Lloyd gazetesi ise, ilk önce iplik fabrikasında çalışan 3.000 kız ve kadının greve gir­diğinden bahsediyordu. Ancak bu 3.000 kişiye, ha­len faaliyetini sürdüren olan fabrikalarda çalışan iş­çilerin de yakın bir zamanda katılacağı beklenmek­teydi. İşbaşı yapmak isteyen grevciler tarafın­dan engellenmiş, bunun üzerine çıkan kavgalar sı­rasında pencereler kırılmış ve birkaç kişi de tutuk­lanmıştı. Çalışmakta ısrar eden işçiler polis tara­fından korunarak işe gidebilmişlerdi. Ayrıca grev olmayan her fabrikanın kapısında iki tane jandar­ma bekletilmekteydi. Böylece çalışmak isteyenle­rin işlerine devam edebilmesi sağlanmıştı. Grev sadece sahibi Osmanlı olan fabrikalara yayılmış, yabancıla­rın sahip olduğu yerlerde ise işe devam edilmişti. 

Bursa’daki il grevin sonucu

Bursa’daki grevcilerin işverenlerden dört istekleri daha vardı: Çalışma saatleri azaltılırken ücretlerinin yükseltilmesini istemişlerdi. Ücretlerine yüzde 20-­25’1ik bir zam ve ayrıca en az bir saatlik öğle ye­meği molası istemişlerdi. Ücret artışı aylık olarak 10 kuruş o1acaktı (Buna göre aylık maaşlar aşağı yukarı 40-50 kuruştu). Ayrıca iş düzeninde yapılacak bir değişiklik, işe alınmalarında kolaylık gösterilmesi ve sertifika gös­termeksizin çalışabilmeleri gibi istekleri de vardı. Hasadın kötü olması ve dolayısıyla hammadde yetersizliği nedeniyle fabrikatörler bu istekleri reddettiler. Ayrıca fab­rikatörler bu istekleri kabul ederlerse, başka yerler­deki fabrikalarla rekabet edemeyeceklerini öne sürmüşlerdi. Devlet de, ücret artırımı ve mesai saatlerinin azaltılmasını sadece Bursa için değil, tüm Osmanlı ülkesi için, ya da hiç olmazsa bütün Hüdavendigar Vilayeti için kabul ederse, Bursa’daki fabrikatörler de buna razı olacağı bildirildi. Fabrikatörlerin bir sendika, ya da bir grev komitesi­ni tanımayacaklarını belirtmeleri ve dolayısıyla grevcilerin isteklerini konuşmayı reddetmeleri üze­rine, grevciler ümitlerini resmi makamlara bağladı­lar. Başlarında liderleri olduğu halde grevci işçiler belediyeye yürümüş, fakat Belediye Başkanı tarafından kabul edilmedi. Sadece bir veya iki temsilci gönderilmesi şar­tıyla belediye isteklerini dinlemeye razı olacağı bildirildi. Ondan sonra işçiler, Valiliğe gidip Hükümetten yardım ve destek istediler. Bunun üzerine Hüdavendigar Vilayeti Ticaret Bakanlığına bir telgraf gönderip işçilerin çalıştığı kötü şartları bir daha be­lirterek daha önce Danıştay’a gönderilen tali­matın tekrar tetkik edilmesini istedi.

Aslında 8 Mart Kadınlar günü, Amerika’daki kadın işçilerin eylemleri sonucu ilan edilmişti. Türk tarihindeki ilk kadın grevi olan 1910 yılındaki Bursa grevleri de, Bursa’daki kadınlar için olduğu kadar tüm ülkemizdeki kadınlar için önemli bir gün. Bu yıl düzenlenecek Çalışan Kadınların Haftasında, tüm bu gelişmelerin saygıyla anılacağını umuyorum.

escort izmir

izmir escort

izmir escort bayan

türk porno

porno izle

escort antalya

antalya escort

tiktok takipçi paketleri

buca escort

fake taxi

escort eskişehir

unf yapanları gör

instagram takipçi

tiktok jeton yükle

bsr sperrmüllabholung

erotik berlin dubai escorts Seks hikayeleri Seks hikayeleri porno izle bit ly