Türkiye ve Bursa’da işçi sınıfı tarihi: Proleterleşme süreci

İşçi Sınıfı Tarihi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ciddi mücadelelerin tarihi olmuştur. Tarihin tozlu rafları arasında başlayan mücadele bugün halen çeşitli şekillerde sürmekte ve geleceğe taşınmaktadır. Aslında yaşananlar bizzat insanlığın tarihidir. Bu tarihe tanıklık etmek için gerçekleştirdiğimiz üç bölümlük röportaj dizisinde Araştırmacı Yazar Elçin Arabacı ve Araştırmacı Yazar Raif Kaplanoğlu ile Türkiye ve Bursa’da işçi sınıfı tarihini ele aldık. İlk fabrikanın İstanbul’un fethinden çok önce kurulduğu Bursa, işçi mücadelesinde her dönem önemli bir yer tutmuştur. Bu röportaj dizisinde de mücadelenin en başından başlayıp, okurlarımıza özel bir bilgi seli oluşturmayı amaçladık. İlk bölümde Araştırmacı Yazar Elçin Arabacı ile proleterleşme sürecini konuştuk. 

Bursa’da üretimin en önemli tarihi: 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması

İşçi sınıfından ve işçi hareketinden bahsedebilmek için Bursa’nın sermayedar sınıfından ve emek pazarının varlığından da bahsedebilmemiz gerekiyor. Öncelikle sermayedarlar ve emek pazarı oluşuyor. Sonrasında sınıf bilincinin oluşmasıyla işçi hareketleri başlıyor. 

İşçi, emeğini kendi ürettiği malda hak sahibi olmayan, emeğini kiralayan, bunun karşılığında da para kazanan insandır. Bursa, Osmanlı’da sanayileşmenin başını çeken kentlerden bir tanesidir. Fakat bu süreç içerisinde kime işçi denildiği, kime esnaf denildiği Türkiye’deki emek tarihçileri açısından sonuca ulaştırılamamıştır. Bursa’daki fiyatür, fabrikalarda herhangi bir loncaya bağlı erkek işçiler olduğu için onu sınıflandırmak daha kolaydır. Ancak tütün fabrikalarında veya başka fabrikalarda çalışan işçilerin hâlâ kayıtlarda esnaf olarak yer aldığı görülmektedir. 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması bu anlamda Bursa’daki üretici sınıflar açısından son derece önemlidir. Bursa’da pek çok önemli iş kolunda üretim yapılmaktadır. Özellikle ipek sanayi ve ipek iplik ve ipek dokumacılığı açısından önemli kentlerinden bir tanesidir. Bu nedenle çok sofistike bir lonca üretimi var.

Üretimde temel nokta: İpekçilik ve dokuma

Bursa’da ipekli dokumanın çok çeşitli olduğu ve her birinin ayrı loncalarla temsil edildiği bir üretim yapısı var. İpeğin ipliğinin kırmızıya boyanmasının bile ayrı bir loncasının olduğu söyleniyor. 1938’de buharlı sanayi, el dokuma sanayinin üstünden bir buldozerle geçiyor. Bu durum İngiltere konsolosunun raporlarında çok açık olarak görülmekte. Bursa’da buhar gücüyle üretim çeşitli kaynaklarda 1933-1946 arasındaki tarihlerde başlıyor. Bursa’da birdenbire açılan ipek fabrikalarından sonra el tezgahlarındaki üretim olumsuz olarak etkileniyor. Kurulan ipek fabrikaları 1860’lara kadar Bursa ve çevresinde üretilen ham maddenin yaklaşık yüzde 90’nını vakumluyor ve esnafın hammaddesi kalmıyor.

Bursa kapitalistleşme sürecini çok hızlı yaşamıştır

İpek ve ipek üretim loncalarında çalışan, kendi üretim aracına sahip olan esnafın bir proleterleşme sürecine girdiğinden bahsedebiliriz. Ama Bursa’da işçi sınıfı deyince   evvela akıllara fabrika işçisi geliyor. Ancak çok farklı iş kollarından bahsetmek mümkün. Bunun başında tarım işçileri geliyor. Bursa çok hızlı kapitalistleşme süreci yaşamıştır. 1840 başlarından yüzyılın sonuna doğru çok süratli, doğru düzgün işçi sağlığını koruyan nizamnamelerin olmadığı buna paralel olarak da iş kazalarının, iş cinayetlerinin yaşandığı görülmüştür. Sağlık koşullarının gözetilmediği vahşi kapitalizmin yaşandığı bir süreç yaşanmıştır. Bu süreç Bursa’da ipek ipliği dokuması ve tarımsal üretimin kapitalistleşmesi olarak iki alanda yürüyor.

Grev mücadelesinde ilk kırılma: 1910 

Bursa’da 1910’daki grevle başlayan bir süreç ve ardından devam eden işçi mücadelesi işçilerin çalışma koşullarında nispeten tedbirler alınmasını sağlıyor. Fabrikalarda doktor bulundurulması vs. bu mücadelelerin kazanımlarıdır. Bu anlamda Bursa, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihinde işçi hareketleri açısından birçok ilke imza atmış kentlerden bir tanesidir. Bu süreçte sendikal örgütlenmenin önünde birçok engel vardı. Hatta grevler yasal değildi. İlk grev Osmanlı’da 1872’de Beyoğlu tersanecileri tarafından gerçekleştiriyor. 

“1908 Devrimi bir kırılmadır

1908 devriminden sonra özgürlük ortamında grevler yaygınlaşıyor. Bursa’daki ipek fabrikalarındaki işçiler, grev yasağına rağmen 1910’da ağustos ayında ardından sonbaharda onun ardından da sonraki sene bir daha greve gidiyorlar. 

“1910 Bursa Grevi ile işçi mücadelesi boyut değiştirdi

Bursa’da fabrika işçilerinin nasıl yaşadığına dair belgeler genelde devlet tarafından yayınlanan, devlet ağzından kaleme alınan materyallerdir.  Bunlar nispeten yanlı belgelerdir. Ama Bursa’da 1910’daki grevde Bursa’daki işçilerin Sosyalist İştirak Gazetesi’nde yayınladıkları ve Sultan Mehmet’e gönderdikleri mektuplar vardır. Mektuplarda çalışma koşullarını açıkça dile getiriyorlar. 

Maling Raporu ve işçi hareketinin küreselleşmesi

1869’da İngiliz Konsolos Maling’in yazdığı raporlar Bursa’daki işçi sınıfını anlatan önemli kaynaklardandır. İngiltere 1869’da nüfusu çok hızlı artan bir yapıya sahipti ve dünyaya işçi ihraç ediyordu. Osmanlı Devleti’ne de işçi ihraç edebilir miyiz? Diye konsoloslara haber salmış. Manastır, Selanik, Beyrut gibi çeşitli vilayet merkezlerindeki konsoloslar kendi bulundukları eyaletteki işçi sınıfının koşulları ile ilgili raporlar hazırlamışlardır. Bursa’da da o dönemin konsolosu Maling, 1869’da işçilerin şartlarına dair ayrıntılı bir rapor yazıyor. 1910’da grev yapan işçilerin talepleri ile Melnik Raporu’nu karşılaştırdığımızda çok fazla taraf tutar olduğunu görüyoruz. Dönemin konsolosları aynı zamanda tüccarlık da yaptıkları için işçi ücretlerini, kaç saat çalıştıklarına da raporlarında detaylı yer vermiştirler. Maling Raporu’nda Bursa’daki işçilerin diğer illerdeki işçilerden daha yüksek ücret aldığı yer almıştır.

BursaMuhalif.com/Ezgi Bulut

escort izmir

izmir escort

izmir escort bayan

türk porno

porno izle

escort antalya

antalya escort

tiktok takipçi paketleri

buca escort

fake taxi

escort eskişehir