Bursa’da Şarapçılık– Raif Kaplanoğlu

Raif
Raif Kaplanoğlu Araştırmacı-Yazar

Bursa ve çevresinde çok eski yıllardan şarap yapılıp içildiği biliniyor. Hatta İznik’in ilk adı Nikaia, şarap tanrısı Dionysos’tan gelmekteydi. İznik ve çevresinde, şarap tanrısı adına yüzlerce yıl törenler düzenlendi. Nikaia’nın ürettiği en önemli ürün olan üzüm ve şarabın tanıtılması ve değerlendirilmesi için, kentin kurucu, şarap veren bağların koruyucusu tanrı Dionysos onuruna şenlikler düzenlenmekteydi. İznik’in en eski adı olan Helikore de, sarmaşığı, asması, bağı bol anlamına gelmektedir.

Reinhold Lubenau da, 16. yüzyılda İznik’te artık eski o güzel şarapların olmadığını yazıyorsa da günümüze kadar İznik’te üzüm yetiştiriciliği önemini korumuştur. Yakın zamanlara kadar da Dionysos onuruna yapılan şenlikleri anımsatan ‘İznik Üzüm Bayramı’ yapılırdı. Bithynia’da yetiştirilen üzümler ve bağlar da, çok eski devirlerden bu yana çok ünlüydü. İznik, Mudanya ve Misiköy en önemli üzüm ve şarapçılık merkezleriydi. Özellikle İznik üzümleri Helen- Roma döneminden beri çok ünlü olup, şiirlere konu olmuştur.

Aslında içki, tarihin ilk devirlerinde dinsel törenlerde kullanılan ve tanrıya ulaşmak için bir aracıydı. Eski Türklerde Şaman törenlerinde içilen kımız, İlk Çağ’ın hemen tüm dinsel yaşamlarında kullanılan şarap, bugün bir ölçüde Hıristiyan ayinlerinde de yaşıyor. Bizim esnaf teşkilatlarımız olan fütüvvet/Ahi ocaklarındaki ilk dönemler törenlerinde de şarap içilmekteydi. Geyikli Baba ve müritlerinin de şarap içtiği belgelerden anlaşılmaktadır.Bugün ülkemizde yaşayan milyonlarca Alevi-Bektaşi topluluğun içtiği bir alkol değil, bir “dolu”dur. Bursa’da, özellikle Melami-Bektaşi tekkelerde de yakın zamanlara kadar şarap içtiklerini biliniyor.

Tirilye/Trigleia ve Misi köyünde üretilen şaraplar her dönem çok ünlüydü. 1332 tarihli Ceneviz arşivlerinin belgelerinde Tirilye şarapları kayıtlıdır. 1352 yılında, Cenevizlerin Orhan Gazi’ye sundukları armağanlar arasında 44 metrelik Tirilye şarabı da vardı.

İlk Bursalı sultanlar olan Osman Gazi, Yıldırım Bayezıt ve Emir Süleyman’ın çok iyi içkici olduğu kaynaklardan anlaşılıyor. Hatta, bugün Nalıncılar Hamamı, yakın zamanlara kadar Hamamlı Meyhane olarak anılmaktaydı. Burada Emir Süleyman’ın âlemleri ve içki sohbetleri abartıyla anlatılır.

1432 yılında gelen gezgin Bertrendon de la Broquiere, “Bursa’da ihtiyaç sahiplerine Allah için ekmek, et ve şarap dağıtan 3-4 imaret olduğunu” yazması, çok ilginç ve değerlidir. Bu yıllarda, Türk yasalarında şeriatın geçerli olmadığı ve bu nedenle şarap içmenin yasak olmadığı anlaşılmaktadır.

Bursa’da Bağcılık

Bursa’nın en zengin ürünlerinden biri olan üzüme bağlı olarak şarap, sirke, şıra vb ürünler açısından Anadolu’nun en zengin bölgesiydi. Osmanlı döneminde de; bağcılık ve ona bağlı şarapçılık aynı önemde olmasa da sürmüştü. Bağcılığın gelişmesi konusunda devletin çaba da gösterdiği anlaşılıyor.Nitekim 15-16. yüzyıl belgelerine göre, Bithynia bölgesinde bağcılık yapan 20 kadar köy ve kasaba saptanmıştır. İznik’te 2, Söğüt’te 2, Kirmasti’de 19, Mudanya’da 191, Mihaliç’te 28 hane ‘beylik bağları’na bakıyordu. Ayrıca  Çepni, Hatunköy, (İznik) Kurşunlu, (Gemlik) Demirkapı, (Yenişehir) Yüreğir/Üreğli, (Orhangazi) Depecik, Yunuseli, Eşekyedi/Bigados, Karaman köyleriyle, İnegöl’e bağlı Lala Şahin Çiftiği ve Kalamine, Hamzabey köyleri de bağcı olup, başlıca görevi saraya üzüm ve şıra üretmekteydi.

pekmez 1

Bursa’da şarap üretimi

Bursa’da, en eski belgelerden, Demirkapı Hıristiyanların şarap ürettikleri konusunda bilgiler vardır. Hatta 17. yüzyılda Sasa Çelebi’nin, bu mahallede bir şarap fabrikası kurarak evlerde üretilen şarabın yasaklama­sını sağlamıştır. 1647 tarihinde yazılan bir fermana göre de Bursa’nın özelikle Fledar/Gündoğdu, Tepecik, Demirtaş, Kelesen köylerinden şarap getirdikleri kayıtlıdır. Bu belgelerden, Bursa’nın hemen tüm Hıristiyan köylerinde şarap yapım ve satımı olduğu anlaşılmaktadır.

III. Murad 1574 yılında, sonra da IV. Murad  zamanında Bursa’da Müslümanların içki içmesi, gayrimüslimlerin Müslümanlara içki satışı sert bir şekilde yasaklanmasına karşın, IV. Murat gibi çok katı bir padişah döneminde bile, Bursa’da din adamlarına varıncaya kadar içki içildiği kayıtlardan anlaşılıyor.

Bernard ise Demirtaş köyünün şaraplarını dünyaca tanınmış olduğunu yazıyor.

Her ne kadar Müslümanlar için içki yasağı olmakla birlikte, evlerde kadınlı-erkekli gizli toplantılar düzenlenerek içki içilip zevk alemleri yapıldığına tanık oluyoruz. Bazen de, tıpkı yollarda trafik polisleri gibi, mahallenin imamı ve ileri gelenleri sarhoşların ağzını koklayarak alkol kontrolü yapardı. İçki suçundan dola­yı yakalanma Mahkemeye sevk edilenler ağızları koklanarak, içki kokusu olup olmadığı kontrol ediliyor; eğer varsa iki kişinin şahitliği ile ceza veriliyordu. Şarap içmenin cezası da ta’zir, yani dayak idi.

Bir misyonerin gözüyle Bursa’da şarapçılık

Amerikalı Hıristiyan misyoner Bayan Schneider, 1848 yılından önce yolladığı mektuplarda Bursa’daki şarapçılığı şöyle anlatıyor:

“Bu şehirde her yıl binlerce fıçı şarap üretilmektedir. Neredeyse bütün Hıristiyan aileleri bu işle uğraşıyor. (Hıristiyan terimini, Müslümanlardan ayrı tutmak için belirtiyorum) Şehirde 12 yada 13 şarap satan dükkan var. Bütün şaraplar (maalesef*) çok ucuza, okkası bir kuruşa satılmakta. Örneğin çeyrek galondan daha fazlası 4 sent, daha yüksek kalitedekiler ise daha fazlaya satılıyor. Şarap, her yerde olduğu gibi; burada da toplumun baş belâsı, yerel huzurun düşmanı, servet gömücüsü, ruhları yok edicidir!..

Üst yada alt düzeydekiler, zengin veya yoksullar onurlu yada onursuzlar, hep bu iyi şeyin karşısındakilere (yani şaraba) padişah gibi saygı gösterirler. Bay Powers’ın yazıldığı gibi, şiddete tepkili bir toplumun pek yakında oluşacağına inanıyoruz. Kur’an da, Müslümanlara mest eden içkiler yasaklanmıştır. Bazı Türkler, vicdanlarını ve sorumluluklarını çiğneyerek gizlice içmekteler. Azı (çok az olmasına rağmen) sarhoş olmaktadır. Türk mahallelerinde, Ermeni ve Rum mahallelerine göre daha az içkisiz bir yaşam vardır. Bu konuda söylenebilecek son sözlerdir bunlar.

Alışkanlıkları hoşgörü ile karşılayabilecek insanlara göre, Bursalı Ermeni ve Rumların bir oturuşta içtikleri şarap şaşkınlık vericidir. Kadın ve erkekler, su içer gibi çanak çanak şarap içebilirler. Bunu yaptıklarında, ev sahibi konuklarına; “Bir tane daha al, henüz bir şey içmedin, bir tek daha al!” diyecektir. Bu ısrar, tekrar, tekrar yinelenir. Bursalılar daha çok, damıtılarak elde edilen rakı kullanmaktadır. Rakı, şaraptan da çok iyi şeylerin düşmanı olarak icat edilmiştir.”

Gezginlere göre Bursa’da şarapçılık

Bursa’ya gelen hemen tüm yabancı gezginler, rahatlık Bursa’da şarap içildiğini yazmaktadır. 1494-1568 yılında Hans Dernschwam, İznik’te şarabı büyük taştan oyulmuş amforalar içinde sakladıklarını yazıyor. Gölün her tarafının ise bağ ve üzümlerle dolu olduğunu  yazıyor. Gezgine göre İznik’te her zaman şarap bulmak olasıdır. 1745 yılında Richard Pockocke’e göre ise Mudanya ve İznik’ten İstanbul’a beyaz şarap ihraç edildiğini yazmaktadır.

1793 yılında İnatz von Brenner, Bursa’nın şarapçılığı hakkında şu bilgileri veriyor: Bursa’da şarap üreticiliğinin pek önemli bir yeri yok. Fakat yine de yapılan üretim Bursa ve çevresine yetecek kadardır. Bursa’nın toprakları yalnız bu üretimin fazlalaşması için değil, üretilen şarabın kalitesini arttırmak için de çok elverişli. Üzerinde durulduğu taktirde, ileriye yönelik olarak hem önemli bir kazanç kolu, hem de kaliteli şarap elde etmek olasıdır. Fakat gerek reayanın bu konuda karşılaştığı baskı, gerekse kendi kültürlerinin böyle bir girişimde bulunmalarına izin vermemesi bunun önündeki en büyük engel”

1842 yılında gelen Ida Preiffer de konuk olduğu evde ikram edilen şarabın ünlü Uludağ Şarabı olduğunu yazıyor.

1855 yılında Bursa’ya gelen Ubicini’ye göre: “Bursa’nın başlıca üretim maddesi ipek ile şarap idi. Ubicini’ye göre  çok az olan Avrupa kolonisinin başlıca işlerinden biri şarapçılıktır.

Paul Lindau, 1897 yılında Bursa’da şarap da üretilen önemli ürünler arasında fakat, son yıllarda oldukça gerilediği ve bağların yerini dut ağaçlarının aldığı söyleniyor. Perrot’a göre ise Gemlik’te şarap üretimi ise tek kelimeyle berbat.

1880 yılında Bursa’ya gelen Mari de Launay da Brenner’i destekler: “Keşiş Dağı’nın beyaz ve kırmızı şarabı çok nefistir. Bu şarap, lezzet açısından Fransızların en güzel şaraplarıyla kıyas edebilecek nitelikte olup, Anadolu’nun diğer yerlerinde üretilen şaraplara benzemez. Bu şarabın en nefisi Keşiş Dağı’nın güney yamaçlarındaki Akçaköy, Dolanca(Doğancı olmalı) ve Kirazlı adlı köylerin bağlarından üretirler. Keşiş Dağı’nın yıllık şarap üretimi bin hektolitreye ulaşır. Eskidikçe güzelleştiğinden dolayı kadri artan ve çoğu zaman taamı yüzülmeksizin saklanabilen bu şarap, uzak yerlere dahi götürülebilir. İstanbul ile Rusya’ya ve hatta İngiltere’ye bile satılır. 1853 yılında Keşiş Dağı şarabının bir şişesi Bursa’da beş franga satıldığı halde, ova bağlarından üretilen şarapların bir kıyyesi iki krş veya litresi 32 santime satılırdı. Keşiş Dağı şarabı hattı zatında nefis olduğu halde ova şaraplarınkinden Güneyıslah’da üretilmesine çalışıldığı cihetle şimdi Keşiş Dağı şarabının şişesi 3-4 frank, diğer şaraplar ve özellikle İstanbul’a gönderilen Mudanya ve Gemlik şarabının litresi 1-2 frank arasında satılmaya başlamıştır. Bursa Ovalarının en ünlü olan ürünlerinden bir de Flader üzümüdür. Çok iri ve beyaz taneli ve salkımlara inci gibi alısı olan bu üzüm irisi yılın mayıs ayına kadar taze olarak saklanabilir”

1894 yılında yayınlanan kitabında Cuinet, o günkü Bursa’da 16.700.000 kg üzüm yetiştiği yazmaktadır. Bursa’da üzüm yetiştiriciliği çok yaygındı. Üzüme bağlı olarak birçok şarap fabrikası vardır. Bu fabrikalarından en ünlüleri de Misi Şarap Fabrikalarıdır. Zaten Trilye ve İznik üzümleri de çok eski devirlerden bu yana ünlüydü.

yeni ses 27.5.1936 sarap

Şarapçılığa Avrupalıların katkısı

Bursa’daki şarapçılık önceleri azınlıklar tarafından ve son derece ilkel koşullarda yapılıyordu. Ancak son derece hoş üzümler yetiştiren bağlardan elde edilen şaraplar çok değerli olduğu için, Avrupalılar, ipekçilikten önce Bursa’da şarapçılık yapmak üzere gelmişti. 1855 Paris Sergisi’nde, Bursa’da ilk fabrikayı kuran Falkheisen’e ipekler için değil, Olimpos Şarapları için madalya verilmiştir. Daha sonra Bursa’da çok sayıda ipek fabrikasın sahibi olacak Bayan Augustine Brotte’un da il işi Hotel Anatolie adlı oteli işletmek ve Bursa şarapları olmuştu.

Bursa’dan çok sayıda şarap üreticisinin 1906 yılı Bursa Sergisi’ne katıldığını görmekteyiz. Eczacı Kurdikyan Efendi, şişesi 25 kuruştan satışa çıkarılan 25 şişe eski şarap ile sergiye katılmıştır. Gemlik’te Burgurcuoğlu Dimitri de,  sergiye gönderdiği 24 şişe şarabın her birini 10 kuruş değerden satışa sunmuştu. Orhangazi Yeniköy Nahiyesi Belediye Reisi Şarapnatyan Markor Efendi, sergiye gönderdiği 19 kg şaraptan 10 kg’ını 51 kuruşa satmış. Yeniköy’den, Monpalya Ziraat Mektebi mezunlarından Karavasyan Efendi de sergiye gönderdiği 21 kg eski şaraptan 2 kg’ını 6 kuruştan satmış. Yine Orhangazi’den gönderilen 40 kg şaraptan 12 kg’ı 56 kuruşa satıldığı anlaşılmaktadır.

Görüldüğü gibi Bursa’daki şarap üretimi neredeyse tümüyle yabancı ve azınlıklara ait gözükmektedir. Ancak şarap üretiminde Türklerin olmadığı da söylenemez. Nitekim Kurtuluş Savaşı ertesinde, Bursa’daki tüm azınlıklar kenti terk ettiği yıllarda, 1926 yılında Bursa’da önemli ölçüde içki sanayi vardı. Bu tarihte Bursa’daki 21 işletmeden 52.098 kg şarap üretilmekteydi. Bursa’nın uzun yıllar en önemli şarap üretim merkezi ise, Keşişdağı/Uludağ şaraplarını üretin Misi köyündeydi. Bu köydeki şaraphaneler yakın zamanlara kadar varlığını korurken, günümüzde yok olmuştur. Bursalılar, eski Uludağ şaraplarının tadı bile unuttu. Bursa, yıllardır ürettiği bir değerini, şarapçılığını yitirdi.

Yazımızı, Bursalı Katibi’nin şarabı yücelten şu şiiriyle son vermek istiyorum:

“Yine ey cam-ı musaffa (şarap dolu kadehte) seni gördük silme

Meclisin revnakınsın (güzelisin) dünyada art, eksilme”

escort izmir

izmir escort

izmir escort bayan

türk porno

porno izle

escort antalya

antalya escort