Bursa meyhaneleri – Raif Kaplanoğlu

Raif
Raif Kaplanoğlu Araştırmacı-Yazar

Bursa’da, 6-7 asırdır süren canlı bir meyhane kültürü vardır. 1970’li yıllara varlığını sürdürmüş olan Balıkpazarı ve Setbaşı Meyhane sokakları artık yok. Ancak Arap Şükrü Sokağı Meyhaneleri, yedi asırlık bir kültürü yaşatıyor. 

Bir dinsel ritüelin parçası olarak ortaya çıkışmıştı içki. Aslında bir bakıma, ilk meyhaneler de tapınaklar, ibadetgâhlardı. Bursa meyhaneleri de, işte bu binlerce yıldır süregelen bir âdâbı ve terbiyeyi yaşıyor, yaşatıyor.

Geçen haftaki yazımızda, kendimde gördüğüm iki önemli hatadan söz etmiştim. Dostlarım, çok yakındıkları bir hatamdan dolayı beni uyardı. Dostlarıma göre benim en önemli kusurum, içki içmemem… Gerçekten de, nedenini anlayamadığım bir biçimde, hayatımda hiç içki içemedim, bira dahi. Gerçi birkaç kez tatmıştım ama, çok acı gelmişti bana. Önceleri dostlarımın bu acı nesneyi içmelerine bir anlam veremedim doğrusu. 

Hiç içki içmedim ama, dostlarım sayesinde, ömrümün bir bölümünü meyhanelerde geçindim. Birçok dostumu ancak içki sofrasında gerçekten tanıdım. Çünkü çoğunlukla, bir dostun yüreğindekilerin tümü ancak içki sofrasında açığa çıkıyor. Samimi ve içten oluyor insan. Yani, içi-dışı bir oluyor meyhanede insan. Dostlarım hiçbir zaman benim yüreğimi tümüyle göremedi. Hep birşeyleri sakladığımı düşündüler. Ben de, içimde biriktirdiklerimi, dostlarım gibi boşaltamadığım için, hep sıkıntılar gördüm, yaşadım.

“Meyhane kasvetli görünün dışarıdan amma
Bir letâfet, bir başka nezâfet vardır içinde” (Nedim)

Meyhanede oturup sohbet etmek, içki içmek çok ayrı bir kültürdür. Çünkü meyhanelerde ‘mey’ alınır. Mey’i de ancak olgunlar içebilirdi. Ham olanlarla meyhaneye gitmek, bir kişi için afedilmez hatadır. Meyhaneciler de, kimin ne kadar içki içebileceğini bildiği için, adam seçerler. Özellikle ‘ham’lar meyhanelere alınmaz. Meyhanelerde herşey âdâbına göre yapılır, bu âdâba uymayanlar yaka paça dışarı atılır. İlk gençlik yıllarımda, ‘ham’ kişilerle gittiğim meyhanelerde yaşadığım kötü deneyimlerim, içkiye karşı önyargılarımın oluşmasında etkili oldu. Belki de, kendime güvenemeyip, ‘ham’ bir kişi olma endişesi beni içkiye uzak durmamı sağladı. 

Dionysos’tan Arap Şükrü’ye

Bursa ve çevresinde çok eski yıllardan beri meyhanelerin varlığı biliniyor. Hatta İznik’in ilk adı Nikaia, şarap tanrısı Dionysos’tangelmekteydi. İznik ve çevresinde, şarap tanrısı adına yüzlerce yıl törenler düzenlendi. 

Tirilye/Trigleia ve Misi köyünde üretilen şaraplar her dönem çok ünlüydü. 1332 tarihli Ceneviz arşivlerinin belgelerinde Tirilye şarapları kayıtlıdır. 1352 yılında, Cenevizlerin Orhan Gazi’ye sundukları armağanlar arasında 44 metrelik Tirilye şarabı da vardı. 

İlk Bursalı sultanlar olan Osman Gazi, Yıldırım Bayezıt ve Emir Süleyman’ın çok iyi içkici olduğu kaynaklardan anlaşılıyor. Hatta bugünkü Nalıncılar Hamamı, yakın zamanlara kadar Hamamlı Meyhane olarak anılmaktaydı. Burada Emir Süleyman’ın âlemleri ve içki sohbetleri abartıyla anlatılır.

Bursa’da çok eski yıllardan beri meyhaneler vardı. Gerçi şarapları gayrimüslimler üretmekte ve meyhanelerin sahibi de gayrimüslimler olmasına karşın  müşterilerin önemli bir bölümü Türk idi. Meyhaneler ise Yahudilik ile, Ermeni Mahallesi olan Sedbaşı’nda idi. Yahudilik’te, bugünkü Çatalfırın civarında, diğeri bugünkü Zafer Çarşısı’nın bulunduğu yerdeki Balıkpazarı’nda, bir diğeri de Sedbaşı’nda ise Mahfel’in hemen yanındaki sokakta olmak üzere üç meyhane sokağı vardı. 

Bursa meyhanelerde çeşitli eğlenceler düzenleniyordu.  Ancak içki nedeniyle olaylar çıkınca, önce III. Murad 1574 yılında, sonra da IV. Murad  zamanında Bursa’da Müslümanların içki içmesi, gayrimüslimlerin Müslümanlara içki satışı sert bir şekilde yasaklandı.  Tüm yasaklara karşın her dönemde, Bursa’da din adamlarına varıncaya kadar çok sayıda kişinin içki içtiği kayıtlardan anlaşılıyor. Ünlü Bursalı şairlerden Hicri’nin (öl.1558), büyük bir bilgin olmasına karşın meyhaneden çıkmadığını tarihçiler hayretle yazarlar. 

İnegöl, Mudanya, Gemlik başta olmak üzere kasabalarda da meyhane buluyordu. Belgelerden, Balıkpazarı’nda bulunan meyhanelerin Ramazan ayında bile işletildiği anlaşılmaktadır. 

Bursa’da meyhane kültürü

Bursa’da çok eski bir meyhane kültürü vardı. Bu kültür, meyhanede yenen mezelerden tutun, ikrama ve servise kadar farklı bir yaşam biçimidir. Hele hele Müslümanların çok azının tanıdığı, bildiği bir kültürdür. 

Bursa Kadı Sicillerine göre meyhanelerde kadınların şarap servisi yaptıkları anlaşılıyor. Ancak baskılar nedeniyle bu kadın saki’lerin çalıştırılmaması konusunda Setbaşı meyhanecileri, kendi aralarında ilginç bir karar aldıkları anlaşılıyor. Buna göre meyhanelerde kadınların şarap satmaları halinde, İslam dinine geçeceğine dair yemin etmişlerdir. 

1890 yılında, Setbaşı meyhanelerine ilk kez gelen dindar bir Bursalı, “Bir Sufi” imzalı yazısıyla, bu tarihteki Bursa meyhanesinin fotoğrafını veriyor bize: 

“Geçen akşam, Sedbaşı’ndaki bir gazinoya gelmiş olan Arab sazendeleri dinlemek için gitmiştim. Akşamcılar gazinonun bahçesini bastılar. Çevremize kurulan masalara oturdular. Bunların önlerinde kırmızı renge boyanmış birer teneke kutular içinde, su içine konulmuş birer şişe rakı  ve hiç görmediğim deniz mahsulatından vs.den oluşan bir takım adabe bulunuyordu ki, bunlara “meze” tâbir ettiklerini arkadaşım haber verdi. Teneke kutulara konulan suları kafi olmamış olmalıdır ki, o sırada her masa başında bulunanlar meyhaneciden kar (buz olmalı) istemeğe başladılar. Meyhaneci o emre uyarak hemen karcı geldi. 

Dikkat ettim, gelen kar tahminen 7-8 okka vardı. Karcı, okkası 10 paraya satılan karın, dirhemini 10 paraya denilebilecek derecede malını satmaya başladı. Yavaş yavaş şişeler boşanıp tekrar dolmağa ve en doğrusu akıl ve efham zail olmağa (zihinler açılmaya) başlayınca, her masa başında  tuhaf tuhaf sohbetler işitilmeye başlandı. Bazı taraftan (müstehcen sözler söylendiğini)görmekle, mecburen şu alem-i müteessifeyi (üzüntü dünyasını) terke mecbur oldum. Asıl tuhaflık şurasıdır ki tezgah başına, yani hesap görülecek yere geldiğinde elinde, her iki tarafı hesaplarla dolmuş bir plaka tutuyordu. 

“Hesap ne kadar dedim” 

Yazılı tahtayı evirdi-çevirdi, sonra ismimi sordu. Buna dair bir işaret göremeyince adeta hiddetlice, garsonları çağırdı. Bunlardan biri, benim sadece bir kahve içtiğimi öğrenince meyhanecinin hiddeti görülmeliydi. 

-Efendi benimle eğleniyor musunuz? Madem ki bir kahve içecektiniz, …. Allah bunları islah etsin, amin.”

Bir başka gazetede ise “Bursa’da çıkmaz sokaklarda bile meyhane olduğu” yazıyor. 

Bursa’da meyhane yasakları

Müslümanlar, meyhanelerin kapatılması için defalarca şikayet etmesine, Sultan’ın da kapatma kararı almasına karşın Bursa meyhaneleri bir türlü kapanmamıştır. 

1533 yılında daha önce kapalı olan Setbaşı’ndaki Yorgi’nin Meyha­nesi tekrar açılması üzerine yeniden kapanması emri gelmiştir. 1535 yılındaki bir kayıtta da Yazıcı oğlu Yani’nin, komşu kapısının önüne açtığı meyhane şikayet konusu edilmiştir. 

1573 yılının martında da, Setbaşı Mescidi’nin etrafındaki meyhanelerden şikayet gelmiş, Ezan okumak için minare çıktığında müezzine, meyhanedekilerin kadeh kaldırıp şerefine içmeleri nedeniyle, mescide yakın olan meyhanelerin kapatılması emredilmiştir.

1576 tarihli bir mühimme kaydına göre, Setbaşı Mahallesi’ndeki meyhanelerin, 1584 yılındaki kadı siciline göre de iki Rum’un mahalle ortasında açılan meyhanelerin kapanması için emir gelmiştir. 1617 yılında da başka bir şiddetli ferman gelmiştir. 

11.9.1647 tarihinde yazılan bir fermanda da Bursa meyhaneci aileleri, özelikle Fledar, Tepecik, Demirtaş, Kelesen köylerinden şarap getirdikleri, 30.4.1681 tarihinde yapılan bir şikayette, Müslümanlara şarap ve rakı satılması nedeniyle Bursa’daki meyhanelerin kaldırılması emir olunmuş. 1750 yılında ise ordunun savaşa giderken Bursalı yedi bozacı da katıldığı, bunun için de öteden beri Bursa meyhanecileri bozacılara yamak oldukları anlaşılmaktadır. 

Meyhane bir terbiyedir

Bursa’da, 6-7 asırdır bir biçimde süren meyhane kültürü var. 1970’li yıllara varlığını sürdürmüş olan Balıkpazarı ve Setbaşı Meyhane sokakları artık yok. Ancak Arap Şükrü Sokağı Meyhaneleri, yedi asırlık bir kültürü yaşatıyor. 

Aslında içki, tarihin ilk devirlerinde dinsel törenlerde kullanılan ve tanrıya ulaşmak için bir aracıydı. Eski Türklerde Şaman törenlerinde içilen kımız, İlk Çağ’ın hemen tüm dinsel yaşamlarında kullanılan şarap, bugün bir ölçüde Hıristiyan ayinlerinde de yaşıyor. Bizim esnaf teşkilatlarımız olan fütüvvet/Ahi ocaklarının ilk dönemdeki törenlerinde de şarap içilmekteydi. Bugün ülkemizde yaşayan milyonlarca Alevi-Bektaşi topluluğun içtiği de alkol değil, bir “dolu”dur. Bursa’da, özellikle Melami-Bektaşi tekkeleri ve şeyhlerinin de yakın zamanlara kadar şarap içtiklerini biliniyor. 

Bir dinsel ritüelin parçası olarak ortaya çıkışmıştı içki. Aslında bir bakıma, ilk meyhaneler de tapınaklar, ibadetgâhlardı. Bursa meyhaneleri de, işte bu binlerce yıldır süregelen bir âdâbı ve terbiyeyi yaşıyor, yaşatıyor. Tıpkı Nesimi’nin o ünlü dizesindeki gibi:

“Gâh giderim Medreseye ‘hu’ çekerim aşk için
Gâh giderim Meyhaneye ‘mey’ içerim aşk için” 

escort izmir

izmir escort

izmir escort bayan

türk porno

porno izle

escort antalya

antalya escort