Bursa Barosu: Bu yıl ülkemizde 350 kadın öldürüldü

Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle basın açık açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Ülkemizde kadınlar maalesef sadece kadın olmaları sebebiyle öldürülüyor. Resmi olmayan verilere göre sadece bu yıl ülkemizde 350 kadın öldürüldü.” denildi.

5 Kasım 1960’da Mirabel kız kardeşlerin Dominik’te diktatörlüğe karşı verdikleri özgürlük mücadelesinin 61 yıl sonra günümüz hala devam ettiğini ifade eden Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Müge Kaya, dünyanın her yerinde kadınların cinsiyete dayalı ayrımcılığa ve şiddete karşı mücadele sürdürmekte olduğunu söyledi.

Günümüzde kadınların sadece kadın olmaları sebebiyle en temel insan hakkı olan yaşam haklarının ihlal edildiğine dikkat çeken Kaya, kadınların aile içinde ve kamusal alanda yaygın ve sürekli olarak ayrımcılığa ve şiddete maruz kaldıklarını ifade etti.

Bir yılda 350 kadın öldürüldü

Resmi olmayan verilere göre sadece bu yıl ülkemizde 350 kadının öldürüldüğünü aktaran Kaya, “Biz hukukçular, kadının fiziksel bütünlüğüne, bireysel özgürlüğüne, temel insan haklarına yönelik her türlü şiddeti, ‘kadına yönelik şiddet’ olarak nitelendiriyoruz. Kadınlar aile içinde, işyerinde, sokakta, otobüste, okulda taciz ve şiddete maruz kalmakta, bu olaylar her geçen gün artmaktadır. Kadınların kendi hayatlarına ilişkin kararları alması engellenmekte, yaşam alanı tanınmamakta ve kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi bir tarafa, çağdışı bir anlayışla kadına yönelik şiddet cezasız bırakılarak adeta teşvik edilmektedir.” dedi.

Ülkemizdeki siyasi iradenin, zihniyet değişimini sağlayacak politikalar oluşturmadığını belirten Kaya, “Kadınların insan haklarını koruma altına alan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiş olması da, çağdaş dünyada utanç nedenimiz olmuştur. Yetmiyormuş gibi Türk Medeni Kanunu ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kadın hakları kazanımlarını ortadan kaldıracak düzenlemeler yapılacağı sık sık gündeme getirilmektedir. Laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılması, toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı açıklamaların desteklenmesi, kadını özgür birey olarak görmeyen, kadının haklarını ve insanca yaşamını sınırlandıran zihniyeti besleyen politik uygulamalar vb. nedenlerle, kadınların şiddete maruz bırakılmasının önü açılmaktadır.” şeklinde konuştu.

İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe konulmalı

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinin öncelikli koşulunun, Medeni Kanun başta olmak üzere 6284 sayılı kanunun gereklerinin yerine getirilmesi ve Türkiye’de imzalandığı için “İstanbul Sözleşmesi” olarak adlandırılan sözleşmenin yeniden yürürlüğe konularak hükümlerinin uygulanması olduğunu belirten Kaya, yasaların yapım ve uygulama aşamalarında devletin mutlaka barolarla işbirliği yapması gerektiğini vurguladı.

Eğitim sisteminden, medyada kullanılan dile, kadının istihdamına kadar her alanda, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılıkla mücadele etmenin devletin temel politikası haline getirilmesi gerektiğine dikkat çeken Kaya, etkisi kalmamış içi boş kürsü söylevlerine kadınların kanmadığını söyledi.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, her gün olduğu gibi, kadınların Cumhuriyet, Anayasa, yasalar ve uluslararası sözleşmelerle elde ettiği kazanımları ihlal edecek veya ortadan kaldıracak düzenleme ve değişikliklerin karşısında olmaya devam edeceklerini ifade eden Kaya, “Yasaların eksiksiz uygulanması konusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının uygulamalarını takip etmeyi, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılıkla mücadeleyi sürdüreceğimizi kamuoyuna duyururuz.” diyerek söylerini tamamladı.

BursaMuhalif.com/Haber Merkezi