AKP’nin vergi politikası iklim krizini tetikliyor

“Enerji, maden ve inşaat ekonomilerinin fosile dayalı, fosil ekonomisinden aldığı katma değer ve ÖTV gibi değerlerle sürdürmeye çalışan bir iktidar anlayışı var. Bu nedenle de AKP iktidarı hiçbir şekilde Türkiye’nin elektrik tüketiminin, petrol tüketiminin azaltılmasını istemiyor aslında.”

Türkiye için özellikle iklim krizinin ayyuka hale geldiği 2021 Yaz aylarında müsilajla başlayan süreç hem sel felaketleri hem de orman yangınları ile ülkenin dört bir yanını sarmış durumda. Üzerine beklenilenin üzerinde hava sıcaklıkları da eklenince, ılıman kuşakta yer alan Türkiye, bir taraftan çölleşirken, aşırı meteorolojik olayların yaşanmasıyla ortaya çıkan sorunların sebebini tartışıyor. Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Özdağ bu artan aşırı meteorolojik olaylar ve orman yangınlarına dair sorularımızı cevapladı.

Tüm dünyada yangınlar baş gösterdi, Akdeniz kıyılarında daha da belirginleşen bu yangınların sebepleri arasında neler var? Özellikle iklim krizi gösteriliyor, siz ne düşünüyorsunuz?

memo5
Mehmet Özdağ

İklim değişikliğinin en önemli sebebi fosil yakıt. Dünya genelinde kullanılan doğalgaz, kömür ve petrol gibi fosil yakıtların kullanılıyor olması iklim krizini tetikleyen ana unsurlardan biri. Türkiye’deki kömür ve doğalgaz santrallerinin kullanımı da çok ciddi boyutta, şu anda elektrik üretimimizin yüzde %64’ü termik kaynaklardan sağlanmış durumda. 2021 yılının geride bıraktığımız 7 ayı boyunca doğalgaz ve ithal kömürün elektrik üretiminde %48 oranında kullanıldığını görüyoruz.

Elektrik üretiminde de 2020-2021 yılında meteorolojik kuraklık nedeniyle hidroelektrik santrallerinde gelir düşüklüğü üretim düşüklüğü söz konusu, dolayısıyla iklim değişikliği meselesi bir yıllık, iki yıllık bir sorundan kaynaklanmıyor. Yani 100-150 yıllık bir geçmişi olan bir süreçten bahsediyoruz. Şu an sorunu 100-150 yıldır uygulanan fosile dayalı ekonomilerden dolayı yaşıyoruz. Türkiye’de bundan en çok nasibini alan ülkelerden bir tanesi. Bizi ilgilendiren tarafı şu, Avrupa ve gelişmiş ülkeler fosil yakıt kullanımı en aza indiren sınırlamalar getiren birtakım uygulamalara gidiyor. Örneğin Yeşil Mutabakatı gibi birtakım mutabakatlar Avrupa Birliği’nde 2019 yılında uygulamaya konuldu. 16 Temmuz 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı kararıyla Yeşil İklim Mutabakatı yayınlandı. Fakat bu mutabakatta Türkiye herhangi bir kömür santrali ya da doğalgaz santralini kapatmaktan bahsetmedi. Bu çok vahim bir şey. Bir mutabakat yayınlıyor ama bu santralleri kapatmaya yönelik bir proje ve çalışma yok. Dolayısıyla Türkiye fosil yakıt kullanımını artırarak bunu sürdürmeyi hedefliyor. 

Yeşil Mutabakat Genelgesi 16 Temmuz 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı kararı olarak yayınlandı ancak Türkiye halen Paris İklim Anlaşmasını onaylamadı sizce neden?

Paris İklim Antlaşması 2015 yılında küresel ısınmayı bir buçuk derece tutabilme gibi bir hedefle yola çıkılmıştı. 2016 yılında yürürlüğe Paris İklim Antlaşması’nın parlamentolarında onaylamayan 6 ülkeden birisi de Türkiye.

TBMM’de şu anda iklim kanunu gündemde, TBMM müsilaj komisyonu çalışmalarına başladı. TBMM‘de ayrıca iklim değişikliği araştırma komisyonu mart ayından beri çalışmalarını sürdürüyor. Bu komisyonlarda Türkiye’nin Paris İklim Antlaşması’nı TBMM’de onaylatarak imzacı ülke olması yönünde görüşler ağırlıkta. Bunu Avrupa Birliği ile iş yapan sanayici ve iş çevreleri istiyor. Fakat Enerji Bakanlığı’nın Paris İklim Antlaşmasına pek olumlu bakmadığını biliyoruz. Hatta Meclis tutanaklarından gördüğümüz kadarıyla Dış İşleri Bakanlığının da Paris İklim Antlaşmasının TBMM’de onaylanması için olumlu görüşleri var. 

Türkiye niye Paris İklim Anlaşması’nı TBMM’de onaylamaktan imtina ediyor diye sorabilirsiniz. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin temel amacı, sera gazı salınımlarını ve birikimlerini önce sınırlamak, sonra tamamen kaldırmaya çalışmak. 1994 yılında Rio toplantısında Türkiye gelişmiş ülke statüsünde Ek1 ve Ek2 listesinde yer aldı. Ancak E2 listesi diğer ülkelere maddi yardım etmesi beklenen ülkeler, Ek I listesi ise Ek II’yi de içine alan ancak diğer ülkelere mali destek yükümlülüğü getirmeyen ancak diğer ülkelerden de mali destek alınmasını kısmen engelleyen liste. Türkiye kendi talebiyle girdiği EK2 listesinden çıktı ancak halen Ek1 listesinde. Bu nedenle Türkiye Ek1 listesinden de çıkarak BM Yeşil İklim fonlarından yararlanmak istiyor. Ancak bunun sağlanması için diğer Ek3 ülkelerinin onayı gerekiyor, bu da mümkün görünmüyor. 

Türkiye bunu bir koz olarak kullanıp yeşil iklim fonundan faydalanabilmek için Paris İklim Anlaşması’nı onaylamıyor. 

Paris İklim Anlaşması demek termik santraller kapatılacak demek değil

Ancak Paris İklim Anlaşması’na imza atılması demek Türkiye’nin mevcut emisyonları azaltacağı anlamına gelmiyor. Türkiye esnaf kurnazlığıyla Paris İklim Anlaşması’nda taahhütlerde bulundu. Çünkü 2015 yılında Türkiye Paris İklim Anlaşması’nda aslında tabiri caizse bir hile yaptı. Şöyle bir hile, Türkiye mevcut emisyonlarını hemen hemen iki kat yüksek gösterdi. 2019 yılı Türkiye’nin toplam emisyonu 506 Milyon ton, Paris İklim Anlaşması’nda taahhüt ettiği ise 929 Milyon ton!

Yani Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması demek herhangi bir şekilde bir tane bile termik santralin kapatılmaması demek. Bizim kamuoyunda da şöyle bir algıda var. Türkiye Paris İklim Anlaşması’na imza atarsa çevreyi kirleten termik santraller kapatılacak gibi bir algı var. Bu tamamen yanlış. Böyle bir şey yok.

Ne kadar çok petrol tüketirsen o kadar çok vergi verirsin

AKP iktidarı fosil ekonomisine dayalı bir kamu maliyeti kendi sermaye grubunu tamamen fosile dayalı bir ekonomik çerçeve içerisinde. Enerji, maden ve inşaat ekonomilerinin fosile dayalı, fosil ekonomisinden aldığı katma değer ve ÖTV gibi değerlerle sürdürmeye çalışan bir iktidar anlayışı var. Bu nedenle de AKP iktidarı hiçbir şekilde Türkiye’nin elektrik tüketiminin, petrol tüketiminin azaltılmasını istemiyor aslında. Biz ne kadar çok petrol tüketirsek ne kadar çok kömür doğalgaz tüketirsek o kadar vergi veriyoruz, o kadar ÖTV veriyoruz. Yani bunda kamu maliyetini finanse ediyoruz aslında. O yüzden de enerji verimliliğini konuşmuyoruz bu yüzden yenilenebilir enerji kaynaklarının demokratikleştirilmesi ve tabana yayılmasını konuşmuyoruz.

Yangınların bu denli artışının temelinde iktidarın politikalarının yattığını söylüyorsunuz, acilen yapılması gerekenler sizce neler? 

AKP’nin enerji politikasını bu anlamda tekrar tekrar gözden geçirmesi gerekiyor. Yaşadığımız orman yangınları sık gelişmeler değil. Senenin bu zamanlarında orman yangınları çok doğal olarak beklenen bir art niyet ya da kundaklama aramaya olmaksızın yaşanan olaylar. Bu beklenen olaylar doğa olayı ama bu doğa olayları bizim için faciaya dönüşüyor. 16 Temmuz 2021 tarihinde TBMM’de kabul edilen yeni turizm yasasının ardından 28 Temmuz’da yüzlerce yerde yangın çıkmasının bile bu yangınların aslında doğa olayı yerine başka bir şeye işaret ediyor. Bu yangınların söndürülmesindeki kamu yönetimi aciziyeti yerel yöneticilere destek verilmemesi bize başka bir şey düşündürüyor. Uluslararası destek çağrılarının vatana millete karşı bir suç gibi gösterilmesi başka bir şey gösteriyor bize. 

Yaşadığımız olaylar tabii ki de iklim değişikliği sonuçları, daha da kötülerini de yaşayacağız. Her yıl bir önceki yıla göre aşırı bir meteorolojik olay yaşayacağız. O yüzden Türkiye’nin bu yaşadığı faciadan ders çıkartıp önüne bakması gerekiyor. Buna göre Meclis’te onaylanan yasaların gözden geçirilmesi, TBMM’nin acilen olağanüstü toplanması gerekiyor. Türkiye gerçekten olağanüstü bir facia dönemi yaşıyor. Bunun için en iyi kararı verecek yer TBMM’dir. Yapılanları sarayda kapalı kapılar ardında yazılmış kararnameler, yönetmelikler, halkın bilgisi dışında yazılmış metinler Resmi Gazete’de yayınlandığında görüyoruz. TBMM’de iktidarın kanunları bile olsa konuşanları mevcut bir komisyonda olanları TBMM sitesinde kamuya açık bir şekilde okuyabiliyoruz, gerekirse sosyal medyadan hesap sorabiliyoruz. Buradan da çağrıda bulunuyoruz, TBMM’nin yangın için olağanüstü toplanması gerekiyor.

BursaMuhalif.com/Haber Merkezi

rolex replica watches implemented guidance to game church.