Son Haberler

Yerel Yönetimler Çalıştayı son buldu

2 Şubat 2014

Sol Cephe Bursa’nın çağrısıyla düzenlenen Yerel Yönetimler çalıştayı, çok sayıda akamisyen, oda yöneticisi ve Bursalı aydınların katılımıyla gerçekleşti. Oturumların ardından sonuç bildirgesi hazırlayan çalıştay, hazırlanan bildirgeyi sundu.

Sol Cephe Yerel Yönetimler Çalıştayı Sonuç bildirgesi şöyle;

“Halkımızı yerel seçimlere aşağıdaki ilkeler doğrultusunda katılmaya çağırıyoruz:

Türkiye bir yandan yerel seçimlere gidiyor, bir yandan da siyasi tarihinde görülmediği kadar çürüme ve çözülme yaşıyor. Gerici ve yağmaya dayalı bir rejimin kurucu iktidar bloğu kendi içinde savaşırken, devlet çözülüyor ve tüm aktörler bütün kirlilikleri ile deşifre oluyor. Yerel seçimlerin bu koşullarda düzen siyasetinin sorunlarını çözmesi imkansız gözüküyor.

Haziran’da gerçekleşen halk ayaklanmasını yaratan kitleleri, sol değerler altında birlikte davranmaya davet eden 24 aydının çağrısı, büyük bir yankı buldu ve Türkiye’nin her yerinde Sol Cephe meclisleri bir halk hareketi yaratmaya başladı.

Bu halk hareketi farklı parti ve çevrelerdeki sol değerlere sahip çıkan insanları bir araya getiriyor, çok sayıda farklı partilere oy veren örgütsüz insanı kapsayarak büyüyor. Böyle bir halk hareketinin yerel seçimlerde bağımsız veya çeşitli partilerin adaylarını desteklemesinin dağıtıcı olacağı açık.

Buna karşılık Sol Cephe halkımızı aşağıdaki ilkeler doğrultusunda oy kullanmaya davet ediyor:

1-AKP eliyle kurulan düzen, piyasa egemenliğine ve kentlerin en hızlı ranta dönüşecek şekilde yağmalanmasına dayalıdır. Kentleri dolduran yüz binlerce, milyonlarca insan bir piyasa unsuru olarak değerlendirilmiştir. Halkımızın oy vereceği belediye başkanı adayları kesinlikle piyasa karşıtı olmalıdır.

2- Piyasa karşıtı bir adayın geçmişi toplumculuğunun en iyi kanıtıdır. Oy verilecek adayın; dürüst, kirli işlere bulaşmamış ve piyasa egemenliği için çalışmamış olduğu bilinmelidir.

3- AKP’nin yarattığı düzen sermayeye bol kazançlar sağlamış olabilir, ama bu emekçiler için bir cehennem anlamına gelmiştir. AVM inşaatının çadırında yanarak, sele kapılan servis aracının içinde boğularak ölen işçileri unutmadık. AKP’nin oluşturduğu düzen, işçilere fiili olarak sendikalı olmayı yasaklamış, onları yoğun bir sömürüye maruz bırakmıştır. Halkımızın oy vereceği belediye başkan adayları emek dostu olduğunu kanıtlamış olmalıdır.

4- AKP’nin kurduğu düzende gericilik piyasanın hizmetindedir. Halkın dini duyguları açıkca istismar edilmiş, dindarlık ayakkabı kutularını ve İsviçre Bankalarındaki hesapları dolduran milyonlarca dolarlık avans ve rüşveti gölgelemek için kullanılmıştır. Oy vereceğimiz adaylar kesinlikle din tacirleri olmamalıdır.

5- Bu yağma düzeni aynı zamanda yurttaşlık hukukunu bozarak da ilerlemiş, halka ya bir sahte peygambere biat etmesi ya da “düşman” olması dayatılmıştır. Kadınların, gençlerin özgürlük sorunu yaşam tarzına yapılan dayatmalarla ağırlaşmış, herkes sürekli gözlendiği ve dinlendiği endişesi ile yaşar olmuştur. Oy vereceğimiz belediye başkanı adayları; kadınların, gençlerin, Alevilerin, azınlıkların, farklı cinsel yönelimi olanların, farklı kültürlerin haklarına saygılı olmalı, onların özgürlüklerini korumalıdır.

6- AKP’nin yarattığı emek cehenneminin bir yanı da Kürt emekçilerin uğradığı ayrımcılıktır. İnşaat işçisi, tarım emekçisi, göçmen işçi şeklinde zaten zor koşullarda ve ağır bir sömürü altında yaşayan Kürt işçiler bir de şoven bir baskı altında kalmışlardır. Halkımız belediye seçimlerinde şovenliğe ve milliyetçi duyguların yarattığı düşmanlığa geçit vermemelidir. Aksine oy vereceğimiz belediye başkan adayları Kürtlerin kültürel değerlerine özgürlük tanımalıdır.

7- AKP’nin yarattığı rejim aynı zamanda emperyalizmin kurallarını olduğu gibi kabul etmek anlamına gelmiştir. Ülke uluslararası sermayenin yağmasına açılmış, ormanlar, madenler, akarsular, tarım arazileri peşkeş çekilmiş, kentlerde zincir hastaneler, oteller, marketler her şeyin önüne geçmiş ve yaşam alanlarımızı kuşatmıştır. Bununla kalınmamış, Suriye’deki uluslararası komplonun parçası olunmuş, her yerde radikal dinci çeteler desteklenmiştir. Halkımızın oy vereceği belediye başkan adayı, emperyalizme karşı olmalı, bu ülkenin egemenliği ve bağımsızlığının sağlanabileceğine ilişkin umut beslemelidir.

Bursa halkını bekleyen acil görevler:

1- Plan değişikliği yoluyla Belediye Meclislerinde onaylanarak sermaye gruplarının önüne sunulan tüm kent toprakları (kentiçindeki alanlar, tarım alanları, orman alanları vb.) için; meclis sürecinde karar alma mekanizmalarına katılım sağlanması ve bu katılımın sistematik bir biçime dönüştürülmesi için örgütlenilmelidir. Bu örgütlenmenin temel ayakları mahalle meclisleri üzerinden gelişmelidir.

2- Herkesin kullanımına açık olan yeşil alanların, parkların, spor ve çocuk oyun alanlarının özel çıkarlara peşkeş çekilmesine karşı uyanık olmalı, bu alanların düzenlenmesi ve kullanımı konusunda inisiyatif alma bilinci ve talebi yükseltilmelidir. Bu tip alanların yapılacağı mahallelerde, belediyenin ilgili kurumları ile mahalleliler birlikte karar vermelidir.

3- AKP’nin “eğitim kampüsleri” ve “şehir hastaneleri” projelerine karşı bilinçlenmeli, devletin bu projelerle en temel sorumluluk alanı olan eşit/ ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti verme görevinden bir kademe daha uzaklaştığı görülmelidir. Ayrıca, kentlerin dışında inşa edilmesi planlanan eğitim kampüsleriyle çocuklarımızın kentin toplumsal hayatından izole edilmelerine, eğitim almak için evlerinden kilometrelerce uzaktaki okullara taşınmalarına karşı çıkılmalıdır. Bu projenin yaratacağı fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarını, ekonomik maliyetleri, trafik sıkışıklığını, çevre kirliliğini vb. hesaba katılmalıdır.

4- Güney Marmara Otoyol projesi tarım alanlarını tahrip etmek, geri dönüşsüz biçimde halkın besin kaynaklarını sınırlamak dışında, ulaşımda kara yolu ağırlığını arttıracaktır. Pazarlıksız biçimde bu projeye karşı durmak, elektrikli ve pedallı ulaşım araçlarını ulaşım hizmetleri uygulamalarına sokmak konusunda irade konulmalıdır.

5- Engellileri eşit yurttaş olarak gören hizmetler oluşturulması, kentin mekan tasarımlarını hızla buna göre düzenlenmesi ve Bursa belediyeleri nüfusundaki engelli oranıyla eşdeğer hizmet bütçesi ayrılması konularında baskı oluşturmalıyız.

6- Restorasyon çalışmaları adı altında Bursa’nın tarihsel varlıklarının imhasına karşı durulmalıdır. Tarih ve kentlilik bilinci olmadan yapılan her türlü restorasyon çalışması, abidevi eserler üzerinde deprem etkisi yapmaktadır. Ne yazık ki sakil ve görgüsüz anlayışlarla, tarihi eserlerin ışıklandırılmasından çevresinin düzenlenmesine kadar yapılan her uygulama, Bursa’nın tarihsel kişiliğine büyük zararlar vermektedir. Gelenekçilik yapanlar, tarihi kültürel geleneğimizi hiç olmadığı kadar yıkıma uğratmışlardır. Abideleri “ayağa kaldırma” adı altında yapılan sözde restorasyonları, bu talan projelerini durdurmalı, tarihi eserlere miras mülkiyeti yerine emanet olarak bakılmalıdır. Restorasyon çalışmaları ehil ellerde, tarih ve kentlilik bilinci merkezinde yürütülmelidir.

7- Kirletilmemiş su kaynaklarından ulaşılabilir ve ücretsiz olarak halka su sağlanmalı, hava kirliliği yaratan fabrikalara ise ceza uygulanması derhal uygulanmalıdır.

8- Bursa halkını, Gezi Direnişi’nde hayatını kaybeden ve yaralananlar ile ilgili davalar hakkında bilgilendirmeli, direnişlerden itibaren Bursa ve Türkiye’de açılmış veya açılmakta olan davalara duyarlılığın arttırılmasını sağlanmalıdır.

9- Sanatın özü olan yaratıcı üretim süreçleri halkın katılımına açılmalı, baskı altında yok edilmeye çalışılan tiyatronun desteklenmesi adına Belediyelerin şehir tiyatroları kurmalarını sağlamalıdır.

10- Bursa halkı tüm bu acil görevleri yerine getirmek için sol, sosyalist partiler ve demokratik kitle örgütlerinde yer almalı, Sol Cephe Bursa Meclisi ise örgütlü halk hareketi yaratmak adına üzerine düşeni sonuna kadar yapmalıdı”

Yoruma kapalı.

Scroll To Top