Yenişehirli tarım işçileri: “Çocuklarımız atanmış tarım işçisi”

Uğur Ökdemir

Bursa’nın 12’inci büyük ilçesi olan Yenişehir İlçesi, geniş tarım arazilerine sahip. Geniş tarım arazilerine sahip olmasından kaynaklı yılın belli dönemlerinde başka illerden mevsimlik olarak tarım işçileri gelmekte. Yenişehir’e gelen tarım işçileri ağırlıklı olarak Çardak Köy, Bursa Yolu, Menteşe Köyü, Eski Mezbahana, Bilecik Yolu gibi yerlerde kalıyor. Aileleriyle birlikte gelen mevsimlik işçilerinin nüfusu beş binin üzerinde olurken, çalışanlar ağırlıklı olarak Kürt, Arap ve Suriyeli…

Mevsimlik olarak ilçeye aileleriyle birlikte gelen tarım işçileri yaşamlarını çadırlarda sürdürüyor. Hiçbir altyapının olmadığı sağlıksız koşullarda kalarak günde 13, 14 saat çalışan İznik Yolu üzerinde kurulu bulunan 17 çadırda, 80 kişinin yaşadığı tarım işçileriyle, yaşadıkları zorlukları konuştuk:

Çamur içinde çadırlarımızı kurduk”

Kırk gün önce Mersin’in Tarsus İlçesinden buraya geldiklerini söyleyen İsa Çay; “ Sürekli değişik bölgelere gidiyoruz. 5. ayda geldik Yenişehir’e, 9’uncu aya kadar da burada çalışacağız. Buradan da Akdeniz Bölgesine gideceğiz. Sürekli yer değişim halindeyiz. Gittiğimiz yerlerde, kaldığımız yerlerin durumu hep kötü; burası da öyle bataklıktı resmen, çamur içinde çadırlarımızı kurduk. Kırk gündür buradayız ama hava şartlarından kaynaklı 22 gündür çalışıyoruz burada. Sabah 7’de tarlaya gidiyoruz, akşam 7’ye kadar çalışıyoruz ama aldığımız para günlük 25-30 lira.”

“Bizlere gittiğimiz hiçbir yerde ilgi gösterilmiyor” diyerek sözlerine devam eden Çay; “ Kaldığımız yerlerin durumu ortada, alt yapı zaten yok. Patronlar da gelir, işi varsa seni alır, yoksa işi olana kadar ne arar ne de sorar. İş bulamadığımız zamanlar oluyor. Çalışmadığımız zamanlarda yevmiye alamıyoruz. Bizim Tarsus’tan buraya gelmemiz, kişi başı 350 Liraya mal oldu. Aynı şekilde geri dönüşte de aynı parayı vereceğiz” dedi.

Çocuklarımız atanmış tarım işçisi”

İsa Çay

Sigortalarının olmadığını söyleyen Çay, güçlerinin yettiği yere kadar çalışacaklarını söyleyip, şöyle devam etti: “ Hiçbir sağlık güvencemiz yok. Anlayacağınız, mezara kadar bu yaşam böyle sürecek. İşçilerden sorumlu bir bakan olmasını isterdim. Şu an Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı var ama o bizim bakanımız değil, memurların bakanı, düzenli maaş alanların bakanı. Adalet yok anlayacağınız. Patronların görüşü açık ve net; işim görülsün yeter. Bayramda bile gelip bayramlaşmadılar ama bu patronların kazancı, bizim bu tırnaklarımızdan çıkıyor. Ama bize reva görülen, kanal boylarında çadırlarımızı kurmak, sağlıksız koşullarda yaşamak, içme suyunun olmadığı, var olan suyu da üç dört kez kaynatıp içmek” dedi.

“Çocuklarımın geleceğinden endişeliyim. Dört çocuğum var ve düzenli eğitim alamıyorlar. Çünkü okulların kapanmasına yaklaşık iki ay varken bizimle tarlaya geliyorlar ve okullar açıldıktan iki ay sonra anca okula gidebiliyorlar. Okul hayatlarından dört ayı bizle tarlada geçiyor mecburiyetten. Bu şekilde bir çocuğun geleceği olabilir mi? Şu an çocuklarım için tek garanti bir şey diyebilirim, o da işleri hazır atanmış tarım işçisi.”

Adaleti isteyenlerle, sağlayacaklar iç içe olmalı”

Kışın yaşam koşullarının daha da zorlaştığını hatırlatan Çay; “ Ölümden beter oluyor durumumuz. Buraya geldiğimizde, abartısız, bura resmen bataklıktı. Bir yağmur yağsın yine her taraf çamur olacak. İşçiysen ezilmeye mahkûmsun resmen. Adalet yok ama bu adalet sağlanmalı, bu kötü şartlarda çalışmamalıyız. Oy zamanı herkes gelip oy istiyor, o zaman bizleri hatırlıyorlar. Bizde bu koşullarda yaşadık, buralardan geldik diyorlar ama çok hızlı unutmuşlar geldikleri yerleri ki seçimden seçime hatırlıyorlar. Hiçbir düzenleme yapmıyorlar. Adaleti sağlayabileceklerle isteyenler iç içe olmalı, işçiyle yoksulla iç içe olmalı ki adalet gelsin, sorunlar çözülsün, yoksa değişmez.”

Hayallerim var ama…”

Kalp hastası olduğu için tarlada çalışamayan lise öğrencisi Salih ÇAY; “ Lise iki bitti, şimdi lise üçe hazırlanıyorum. Ama açık söyleyeyim, geleceğimi göremiyorum. Hayallerim var ama gerçekleşir mi bilemiyorum. Okul bitmeye yakın iki ay öncesinden ailemle tarlaya gidiyorum, ta ki okullar açıldıktan iki ay sonra anca okula dönebiliyorum. Karnemizi bile alamıyoruz. Zaten eğitim sistemi de sürekli değişiyor. Lisede alan seçiyorsun üniversitede iyi bir bölüm okumak için ama bir anda sistem değişiyor, seçtiğin alanda iyi bölümler kalmıyor.

Kalp hastası olduğum için tarlada çalıştırmıyorlar beni. Ben de çadırda annemlere yardımcı olmaya çalışıyorum. Burada yaşadığımız ortam benim sağlığım için elverişli değil ama mecburen kalıyorum. Benim suyum hazır ama buradakilerin kullandığı su iki üç kere kaynatılıp öyle kullanılıyor. Eğer imkânlar elverirse hâkim veya savcı olmak istiyorum, bu adaletsizliği düzeltmek istiyorum” dedi.

Bursa Muhalif Gazetesinde yayılanmıştır