Son Haberler

Yeni yıla girerken sokaklar Haziran sıcağıyla ısınacaktır – Ömer Gül*

30 Aralık 2013

Direnişle geçen bir yılı geride bırakıyoruz. Hala sokaklarda esintisi dolaşan ve yüreklerimizdeki isyan ateşini körükleyen Haziran İsyanı’nı ve sayısız öncülünü, ardılını 2013’te yaşadık. Gencecik arkadaşlarımızı, canlarımızı da ölümsüzlüğe uğurladık bu yılda. Onlar unutulmadılar. Her eylemimizde, her sözümüzde ve isyanlarımızda yaşıyorlar.

Haziran İsyanı’nda hep söylediğimiz bir şey vardı ya. AKP bir kuşağı kaybetti diye. Evet AKP dindar ve kindar nesil yetiştirme hayalleriyle yatıp kalktığı bir zamanda, iktidarının en parlak olduğu dönemde bir kuşağı, 90 kuşağını kaybetti. Türkiye’nin 90 kuşağı tıpkı 68 gençliği gibi isyanla anılacak bundan sonra.

AKP bunun yanında bir yılı da kaybetti. 2013 yılı AKP tarafından kaybedilmiş bir yıldır. ODTÜ Direnişi ile başlayan isyanın “Her yer ODTÜ her yer direniş” sesleri Haziran’da “Her yer Taksim her yer direniş” seslerine dönüştüğünde AKP için 2013 çoktan kaybedilmişti. Tayyip Erdoğan’ın 2010 Referandumu’ndan sonra kendini padişah sanmasıyla başlayan zafer sarhoşluğu halka yönelik baskıların en katlanılmaz seviyeye gelmesiyle paralel gelişti. AKP gücünü halk düşmanlığından, toplum üzerinde kurduğu baskıdan alıyordu. Ancak ODTÜ’de üniversitelilerin çaktığı isyan kıvılcımı Haziran’da yangına dönüşecekti.

Gençlik ODTÜ’de olduğu gibi Haziran İsyanı’nın barikatlarında da en önde umudu taşıyacaktı. Haziran’da her taraftan kuşatılmış bulunan halk çok hayati bir tepki vermişti, isyan etmişti. Haziran İsyanı üzerine birçok yazı yazıldı, yazılıyor… Bu yazı Haziran İsyanı’nı derinlemesine analiz etme amacı taşımıyor. Ancak Haziran’ın insanlara bir şeyi gösterdiği kesin. Haziran’ın gösterdiği şey insanların bir araya gelince neleri başarabileceğidir. Bu, tüm “katil ve hırsız” iktidarlar gibi AKP iktidarının da en büyük korkusudur. En küçük bir umudun en büyük saltanatları yıkabileceğini bizim gibi onlar da biliyor. Üstelik Haziran’ın isyan ateşi Haziran ile de sınırlı kalmadı. Haziran dediğimiz şey bizler için bir ay ismi değil bir sembol, bir simgeydi.

Haziran’dan sonra ODTÜ’deki, Tuzluçayır’daki direnişler de bizim için Haziran’dı. Antakya’da ODTÜ ormanları için direnirken katledilen Ahmet Atakan da, çetelere karşı direnirken katledilen Hasan Ferit de bizim için Haziran’ın şehitleriydi. Şimdi, 2013’ün son günleri AKP’nin ortaya saçılan yolsuzlukları ve rüşvetleriyle geçiyor. Hırsızlığın ve yolsuzluğun iktidarı AKP, 2013’ün son günlerinde bir kabine dolusu bakanı, bakan çocuklarını kaybetti. Geçmişte halk düşmanlığında ortak oldukları Cemaat ile kanlı bıçaklı olmuş durumdalar ama yine geçmişte olduğu gibi halk düşmanlığında aynı fikirde olduklarını hepimiz biliyoruz.

Ayakkabı kutularından çıkan milyonların gerçek sahiplerinin yani halkın öfkesinin sokakları doldurduğu ve asıl umudu yaydığı günler bu günler. Yıkılmaz sanılan AKP iktidarının Haziran’da yediği tokata yeni tokatların eklenebileceği bu günler, bu haftalar bu aylar AKP açısından bir an öncesi bitmesi istenen bir kâbus gibi geçiyor. Bir an önce bu kâbustan uyanıp eski “güzel” günlerine geri dönmek istiyorlar. Ancak ne demiştik biz Haziran’da; “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” AKP iktidarı bu kâbustan uyanamayacak. 2013 yılı AKP tarafından kaybedilmiş ve tersten direnen bizler için kazanılmış bir yıldır. İçerisinde en güzel anılarımızı ve umutlarımızı barındıran direnişin, isyanın yılıdır 2013. Biz direnenler AKP’den bir kuşağı ve bir yılı çalmayı başarabildik.

Şimdi önümüzde 2014 var. AKP’nin derinleşen krizleri ile ortaya saçılan ve saklanamayan “hırsızlığı” 2014’te sürecek. AKP köşeye sıkıştıkça daha saldırgan olacak. Ancak biz direnenler AKP’nin en vahşi saldırılarını Haziran’da görmedik mi? 2013 yılı bu yüzden “Bu daha başlangıç” anlamına gelmektedir. 2014’ü “havai fişeklerle” kutlamaya başladık bile. 2014, Haziran’da yitirdiğimiz canımız, sıra arkadaşımız Ali İsmail’in hesabını katil ve hırsız AKP’den sormakla daha güzel başlayacaktır. Şimdi yeni yılda, bir ülkeyi AKP’den kurtarmanın zamanıdır, AKP’yi sokaklarda yıkmanın zamanıdır!

*Bursa Öğrenci Kolektifi üyesi

Yoruma kapalı.

Scroll To Top