Usta gazeteci Aydın Engin Bursa’daydı

Deneyimli gazeteci ve yazar Aydın Engin, Koza Dağcılık, Kültür Sanat ve Spor Kulübü Derneği tarafından düzenlenen söyleşi kapsamında 27 Ekim’de Bursalılarla bir araya geldi.

Derneğin Anne-Çocuk branşından sorumlu Şenol Gül’ün sunumu ile başlayan “Türkiye’de Meydanın Sorunları, Kendisi Sorun Olarak Medya” isimli söyleşide eski Cumhuriyet yazarı ve yöneticisi Engin, medyanın hayatımızda gittikçe artan önemini ve medya iktidar ilişkilerini ele aldı.

Engin konuşmasına aslında mecra, ortam anlamına gelen fakat ülkemizde kabaca haber alma kanalları anlamında kullanılan medyanın, ilerleyen teknoloji sayesinde günden güne hayatımıza daha çok etkiyen bir konuma geldiğini vurgulayarak başladı. ”Bu sebeple sadece radyo, televizyon ve gazetelerden de değil sosyal medya aracılığı ile elimizdeki küçücük telefonlardan da sürekli takip ettiğimiz medyanın kendi sorunları değilse de bir bütün olarak medya sorunu, sadece gazetecileri değil, hepimizi ilgilendirir” diyen Engin, teknolojinin gelişmesi sayesinde haber alma ve verme hızının artışını hem olumlu hem olumsuz yönleri ile tartıştı.

Engin, internet sayesinde dünyanın her yerinde yaşanan olayları ışık hızında haber alabilmemizin büyük avantajları olduğunu söylerken, bu “hızlı ve çok” bilgi akışının aynı zamanda bilgilerin doğruluğunun kontrolü konusunda da ciddi sorunlar yarattığını örnekleyerek açıkladı. Katılımcılara dört tıklanma sayısı yüksek internet gazetesinin girdiği, aynı iki kadının fotoğrafı kullanılan haberi gösteren bir kağıt dağıtan Engin, haberin nasıl “Kadınlara polis saldırdı”, “Plajdalarken Suriyelilerin hedefi oldular” gibi birbirinden alakasız dört başlıkla servis ettiğini gösterdi.

“Organ bizim meslekte hakarettir” diyen Engin, dünyanın birçok yerinde gazetecilik mesleğinin işleyişine tanık olduğunu, her yerde ‘satın alınmış gazeteciler’ olduğunu belirtirken Türkiye’de ise durumun farklı olduğunu, medyanın nerdeyse tamamen satılıp iktidarın organı haline geldiğini ifade etti. Ayrıca bunun diğer ülkelerde olduğu gibi direkt para verilerek yapılmadığını da söyleyen Engin, ihale kanunun 367 günde 368 kez değiştiğini ve ihalelerin Sayıştay deneyiminden uzak verildiğini vurgulayarak, üçüncü havalimanı gibi büyük ihalelerin kazanılmasından sonra el değiştiren medya organlarına dikkat çekti.

Söyleşinin son bölümünde ise Engin, katılanların soruları ve katkılarına yer verdi. Engin gelen sorular doğrultusunda, kendisinin de dahil olduğu Cumhuriyet çalışanlarının yargılandığı mahkeme sürecinin  ardından değişen kadrolar ile gazeteye “bıktırıcı bir Kemalizm”in hakim olduğunu, bu yüzden gazete ile yollarını ayırdığını ifade etti.