Üniversitelerde kazan kaynıyor

Nasıl ekonomik kriz yok? Domatesin kilosu 6 lira!

Başımızı yastığa koyduğumuzda en son ne zaman “Bugünümüz de sakin ve rahat geçti.” demişizdir? Pek çoğumuz için hatırlanmayacak kadar geride kaldı böyle günler. Ülkemizin içerisinde bulunduğu durum, eğitim hayatımızda yaşadığımız sıkıntılar, hayatın doğalındaki problemler yetmiyormuş gibi bir de ülkemizde ekonomik krizin yol açtığı zamlar, harç paraları, ev kiraları, faturalar, yurt fiyatları… Gelecek her geçen gün Kaf Dağı’nın arkasına tırmanırken geleceğimiz karartılıyor ve gelecek kaygımız büyüyor. “
Domatesin kilosu 6 lira 
Başta “Kriz yok” diyerek yola çıkan hükümet ülkede bir ekonomik kriz olduğunu kabul ettikten sonra da “dış güçlerin oyununa karşı, yerli milli direniş” söylevini ezberine aldı. Diğer taraftan Erdoğan, öğrencinin 470 lirasına gözünü dikmiş. Üniversitelilere “bedavacılığa alışmayın” diyerek telkinde bulunuyor. Ancak hükümet yetkilileri ne açıklarsa açıklasın üniversite gençliği açısından durum o kadar açıktan kendini gösteriyor ki öğrenim kredisini çeken öğrenciler bankamatikten eve gidene kadar bütün para faturalara, kiraya, temel ihtiyaçlara gidiyor. Çekilen paranın bunlara yetmesi mümkün olmadığı için yüzlerce üniversite öğrencisi ucuz iş gücü olarak çalışıyor. Son bir ayda en çok duyduğunuz cümle şu oluyor: “Nasıl ekonomik kriz yok? Domatesin kilosu altı lira!”
“2 kilometre yol hiç 2 lira olur mu?”
Uludağ Üniversitesi öğrencileri olarak domatesin 6 lira olduğu bir pazartesi sabahı 8.50’deki ders için uyandık. Sokağa çıktık, bütün dolmuşlar-otobüsler dolu geçiyor. Güç bela attık kendimizi bir taşıta 2 lira uzattık “bir öğrenci” dedik. Para üstü asla gelmedi. Arkalardan çatal bir ses “Öğrenci alacaktınız 2 lira uzattım” dedi. Şoför utana sıkıla “Öğrenci 2 lira oldu.” dedi. Önce bir sessizlik ardından bas bir ses “Oha be kaptan 2 kilometre yol hiç 2 lira olur mu?” Ardından bir uğultu…
Dolmuştan inip derse yürürken ve derste biz dolmuş halkı “2 kilometre yol hiç 2 lira olur mu?” diye düşündük. Dersten çıktık olduğumuz Whatsapp gruplarına bu soruyu yazdık. Toplulukların grupları, sınıf ders notu grupları, Kültür Sanat Platformu’nun grubunda ve en yakınımızdaki arkadaşa bu soruyu sorduk. Gelen cevapları az çok tahmin ediyorsunuzdur ama sohbetin özü şu şekilde:
“Domatesin kilosu 6 lira ne bekliyorsunuz ki”
“Domates 6 lira olmasın, dolmuş da 2 lira almasın”
“Herkes çağırsın arkadaşını, toplanalım. Bakalım ne yapabiliyoruz?”
Nasıl mı kazanım elde ettik?
Üniversitelinin evinde iki domatesle bir paket makarna yapıp, doğalgazı yakıp kaynatamadığı kazan, üniversitelilerin zihinlerinde, içlerinde kaynıyor. Kazan kaynıyorsa ateşi söndürmeden odun atmak lazım diye düşündük.
Saati yeri konuştuk toplandık. Sokakta, fakültede ve sosyal medyada “Ucuz ve Nitelikli Ulaşım İstiyoruz” şiarıyla Görükle-Üniversite arası seferlerin artırılması ve fiyatlarının düşürülmesi için imza toplama kararı aldık. Açtık standımızı beklemeye başladık.
“Yeter artık! Orta Çağda felsefe finaline girmek ay sonunu getirmekten daha kolay” diyen de imza attı, “Zaten okula gitmiyorum. Dolmuş, otobüs kullanmıyorum ama 2 lira nedir?” diyen de. Standın önünde sıralar oluştu. “Verin ben sınıfta imzalatırım” diyen tüm sınıftan imza alıp geri getirdi. Zamları ve üniversitenin bütün sorunlarını tartışma fırsatı bulduk. Konuştuk, tartıştık ve fikirler ürettik. Bir araya gelip hareket edince bir şeyleri değiştireceğimize karar verdik. Ulaşım talebinin sonuna kadar arkasında durduktan sonra diğer sorunları tartışmak için bir araya geleceğiz. Sonuçta ulaşım sorununu çözülse de “Domates hâlâ 6 lira”…

Evrensel Gazetesinin eki Genç Hayat’ta yayınlanmıştır. Eren ÖNER/Uludağ Üniversitesi