Son Haberler

Toplu sözleşmeler müzakere değil, mücadele dönemleridir! – Mustafa Şen

26 Temmuz 2014

2014-2016 MESS Grubu toplu iş sözleşmesi 01 Eylül 2014 ve 31 Ağustos 2016 tarihlerini kapsamaktadır. Tüm işçi sınıfına bu mücadele dönemiyle, adaletin karardığı bu günlerde, üretenin yöneteceği bir gelecek Türkiye diliyoruz. Şimdiden mücadelemiz herkes için hayırlı olsun.

Bir bıçak sırtı yolda ilerlerken, Metal işçileri ve tüm işçi sınıfı bir büyük çıkmazın içine sokulmak istenmektedir. Öyle büyük bir çıkmaz ki bir ucu işverenlerle uzlaşmacı demokratik ve bağımsız ol mayan sarı sendikalara, ikinci uç ise işverenler üzerinden acımasız-arsızca sömürülerini kolaylaştıran güvencesiz, kuralsız çalışma düzenine, üçüncü uç ise evet doğru bildiniz, yurttaşının haklarını korumak yerine, tertemiz kutsal alın teriyle geçim derdinde olan emekçileri ‘müşteri’ gibi gören siyasi otoriteye kadar uzanmaktadır. Bunu anlamanın en kolay yolu mecliste genel kurul aşamasına gelmiş olan torba yasanın çalışma hayatına dair gelişmelerinden anlayabiliyoruz. Kısaca bu çuvala dönmüş yasal düzenlemelerle, sermayenin yeni paylaşım ve sömürü araçlarına bu yeni torba yasayla sahip olacağını şimdiden biliyoruz.

Bu gelişmeler ekseninde, ülkemizde emekçilere kurulmak istenen tuzak bellidir! İnsan hayatı üzerine tasarlanan, Evrensel Çalışma Haklarından (ILO) günden güne uzaklaşan ve emek-sermaye çelişkileriyle dolu bir dönem, işçi sınıfına zorla iktidar eliyle, dayatılmak istenmektedir. Bu gelişmeler doğrultusunda oluşturulmak istenen şeytan üçgeni aklıma gelmiyor da değil.

Peki, konumuz Metal işçilerinin MESS Grup Sözleşmeleri, şimdi konuyu açalım isterseniz…

Öncelikle belirtmek gerekir ki Türk Metal’in hazırladığı bu taslakla ilk kez bu kadar geniş katılımla ‘anket yaparak’ taslak hazırlıyoruz(!) diye boy gösteriminden başka bir şey olmadığını anlıyoruz. Ayrıca bu taslak yöntem olarak da işçilerin sosyal ve ekonomik sorunlarını çözmeyecek, tersine büyütebilecek ve işçi güvencesizliğini, belirsizliği meşrulaştıracak  ‘ISMARLAMA (!)’ göstermelik bir çalışma olduğunu metal işçisi eninde sonunda anlayacak, fark edecektir.

Peki, Türk Metal yetkisinin olduğu işyerlerinde işçileri 2014-2016 Dönemi MESS Grubu sözleşmesinde bekleyen,  yeni riskli süreçler neler olmaktadır? Burayı biraz açmak gerekir diye düşünüyorum.

Öncelikli olan sorun, Türk Metal’in şube ve merkez yönetimlerine görüş olarak yakın olup da, temsilcilik görevine atanmış asil işçilerle(seçimsiz göreve atanan temsilciler), 3 günlük anket ile belirlenen bu sözde taslak işçi tabanını temsil etmiyor ve bununla birlikte daha çok su götüreceğe benziyor. Yani sözün kısası metal işçilerinde bu taslak bu haliyle bile geçse öncelik güvencesiz çalışma, sosyal şartların yetersizliği ve ücret sorunları gibi başlıca somuta dönüşmesi gereken maddeler çıkmıyor bu taslaktan. Kaldı ki Türk Metal geçmiş yıllarda talep ettiği ücretin ancak %40 oranına imzalayabilmiştir. Ortalama saat ücreti 5,5-6,5 aralığında düşük ücretli grupları yani ana iskeleti oluşturan çoğunluk bu taslağın içine girmemiştir. Bu sonuçlarla Türk Metal Genel Merkez Yönetimi tarafından yapılan taslak bilgilendirmelerinde, düşük ücretliye ‘hak getire, işimiz kaldı başka bahara’ denilmek istenmektedir.

Türk Metal’in önceki sözleşmelerinde ‘Çifte bayramları(!) metal işçileri nasıl unutur ki?’ (2010-2012 MESS TİS. DÖNEMİ). İşte şimdi de işçisine çifte şekerli bayram diyen Türk Metal yönetimine bir kez daha tanık olmaktayız.

Geçen dönem 2012-2014 sözleşmesi Bosch işçilerinin mücadele ve örgütlenmesiyle faklı bir dönemdi.

% 7’lere böyle ulaşıldı. Tüm metal işçileri geçmiş dönemde yükselen DİSK/Birleşik Metal-İş mücadelesiyle bu oranları alabilmişti.

Haklarını almak isteyen Türk Metal üyesi işçiler  işyerlerinde önce şunu sorgulamalıdır.

  1. MESS grubunda ağırlıklı ortalamada en düşük saat ücretli işçiler  % kaç orandadır, bu düşük ücretliler çoğunluk mudur? Saat ücretleri ne kadardır? Bu işçiler içinden atanmış da olsa sözleşme hazırlık toplantılarında bir temsilci(!) var mıdır? Yoksa MESS grubunda azınlık kalan %10 yüksek saat ücretli Türk Metal yönetimlerinin gözdesi asil işçiler mi %14 ücret zamlarını talep ediyor? Eğer öyleyse bu taslak açıklamaları göstermektedir ki, sözde asil işçilerce kendilerini temsil eden özel zam talebinden başka bir şey olamaz bu kardeşim! Bu yanlıştır. İşçi tabanına eşit durmayan ve demokratik olmayan sendika temsilcilerinden oluşan grupların bu sonuçları sözde işçiyi temsil ettikleri tüm işçilere ağır sonuçlar getirir. Tarih bunu unutmaz ve affetmez. En azından Tüm metal işçilerini kapsayan, aynı işkolu sendikalarıyla ortak sözleşme yapabilir. Tabi bunun için Türk Metal’in önce kibirli görüşlerini bir kenara bırakıp işçi sınıfı mücadele yoluna düşmesi gerekir. Bu durumsa yeni sendikal politikaların belirlenmesi demektir.
  2. Taslakta ihbar tazminat artışları bir yenilik gibi sunulmak isteniyor. Değerli emek dostları ve yoldaşlar, bugüne kadar hangi sözleşme döneminde, işçilerin işten çıkışlarının adeta meşrulaştırırcasına böyle bir talep gündeme gelmiştir. Bunun adı 1 yılın altı işçilerde çok fazla sirkülasyon(çıkış) yaşandığı gerçeğini kabul etmek ve çıkışları işçilere kanıksatıp, normalleştirme ve meşrulaştırma zeminini hazırlamaktan başka bir şey değildir. Vay halimize!
  3. Bireysel Emeklilik Sistemi önceki dönem sözleşme taslaklarında olduğu gibi ısıtılarak bu dönemde Türk Metal tarafından MESS masasına getirileceğini görmekteyiz. AKP iktidarıyla kamuda uygulanamayan ve özünde SGK güvencesinin ve sağlık hizmetlerinin tasfiye sürecinin alt evre olma amacını taşıyan ve yenilik gibi işçiye sunulmak istenen bu sistem özünde SERMAYENİN karlı bir pazar yaratma sürecidir. Türk Metal taslağında 6 saat ücretine denk gelen işveren ödemesi, toplam ödenmesi gereken primlerin ortalamada %20 sini ancak karşılamaktadır. Geri kalan bireysel emeklilik prim ödemesi taslakları dikkate alındığında işçinin cebinden karşılanacaktır. B.E.S. Pazar payı olarak bakıldığında bu iş bankalara yarayacak olup, endüstri patronlarının finans sektöründe söz sahibi olduğu sektörel karlı yatırımlarına, işçileri alet etmekten başka bir şey olmayacak. Kısaca ‘kaşıkla verip kepçeyle geri alma’ yöntemidir
  4. Peki ya iş kazalarındaki sözde yeni formüle edilen iş kazaları yapmama karşılığındaki işçi teşvikine ne demeli?

Bu maddeyi diğerleriyle birlikte taslağa sokanların her kim olursa olsun işçi olmadığı çok açıktır. SOMA ve diğer işyeri-işkolları kazalarına bakıldığında oranların oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. İş kazalarına dair resmi veriler bile, ülkemizde taşeron-rödovans dayılık sistemi gibi çalışma modelleriyle esnek ve güvencesiz çalışma şartları getirildi. 2013 yılı en az 1235 işçi iş kazalarında yaşamını yitirirken, 2014 ilk 7 ayda SOMA da yitirdiğimiz 301 canımızla birlikte 900 üzerinde işçi kardeşimizi iş cinayetlerine kurban verdik. Bilmeyenler için bu maddeyi altta açıklıyorum.

100 gün iş kazası geçirmeyen işçiye için 100 tl prim, 200 güne 150 tl,360 güne ise 200 tl teşvik primi öngörülüyor! Şimdi buradan şu çıkar; iş kazalarını işyeri hekimine, SGK ya işçiler bildirmesin kayıtlara girmesin ve ülke istatistikleri olumsuz etkilenmesin diyen Türk Metalciler işçilerin cebine üç kuruş girsin gerisi kolay demek istemektedirler. Değerli arkadaşlar işçinin kanı üzerinden sözleşme taslağı insanlık dışı, vicdanlara sığmayan bir görüştür. Bu maddenin de içinde olduğu bu taslağı hazırlayan ve hazırlatanların kim ya da kimler olduğu işçilerce çok iyi bilinmektedir.**

Peki, sendikamız cephesi olan DİSK/Birleşik Metal İş de taslak hazırlık evreleri ne aşamadadır? Bilinmesi gereken şudur; tüm iş yerlerimizde tüm üretim kısımlarını temsilen kurulan T.İ.S komitelerimiz temsil ettikleri üretim alanlarında, yeni işe giren işçi, kıdemli işçi, kadın işçi, özürlü işçi, genç işçi gibi önemli kriterlere göre taleplerini T.İ.S uzmanlarına ileterek süreç başlıyor ve bu döneme ait süreç başlamıştır. Gelinen aşamada merkez T.İ.S kurulları çalışmalarına devam etmektedir. Her zaman olduğu gibi bu dönemde metal işçilerine mesajımız net ve çok açıktır.

Sendikamızca hazırlanmakta olan 2014-2016 dönem sözleşme taslağımız tüm metal işçileri adına çalışmaları yürütülmektedir. Bu dönem işçi mücadelesinden yana rahat sözleşme dönemi olacağını zannedenler(!) (sermaye düzeni bileşenleri) yanıldıklarını göreceklerdir. Bir gün herkesin VİCDAN, ADALET ve DEMOKRASİ muhasebesine ihtiyacı olacaktır.

Disk/birleşik metal çatısı altında, tüm metal işçileri birliğinin yeniden oluşacağına ve sınıf mücadelesinin dinamik harekete dönüşeceğine olan inancımız tamdır.

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ!

Saygılarımızla…

Mustafa Şen- 25-07-2014

* İş kazaları istatistikleri için: http://www.disk.org.tr/2014/05/disk-ar-turkiyede-is-cinayetleri-ab-ulkelerini-7ye-katladi/

 

Yoruma kapalı.

Scroll To Top