Son Haberler

Tıpış tıpış sokağa, tatava yapma örgütlen! – Ahmet Keskin

11 Ağustos 2014

Recep Tayyip Erdoğan: 20,519,447

Ekmeletin İhsanoğlu: 15,142,941

Selahattin Demirtaş: 3,833,974

OY KULLANANLARIN SAYISI TOPLAM:39,496,362

OY KULLANMAYANLARIN SAYISI:16,391,760

Sonuçta oy kullanmayanların sayısı İhsanoğlu’nun aldığı oy kadar. Oy vermeyenlerin çok azı doğrudan siyasi bir tercih olarak boykot tavrı sergilediler. Büyük çoğunluğu artık bu sistemden, devletten, seçimden bir beklentisi olmayanlar, tatili bile seçimden fazla önemseyenler. Yani tavırları politik olmasa da, umutsuzluk ifade etse de empati kurduğunuz zaman davranışları son derece politik bir anlam kazanabilir. Eğer oy kullanma oranı %90 olsaydı yani 9.469.000 kişi daha oy kullansaydı ve 7,000,000 kişi Ekmelettin İhsanoğlu veya Selahattin Demirtaş’a, 2.500.000 Tayyip Erdoğan’a oy verseydi; İhsanoğlu 22.000.000 civarında oy almış olurdu. Tayyip Erdoğan’da 23.000.000 oy almış olurdu. Bu durum Tayyip ERDOĞAN’ın oyunu %45’lere çeker bir moral bozukluğu yaratırdı fakat Türkiye siyasi dengelerinde Ekmelettin İhsanoğlu’nun ikinci turda hiçbir şansı olmadığı ilk günden beri aşikar. Yani bu iş en geç ikinci turda Tayyip Erdoğan lehine sonlanacaktı. Ama şimdi %37’nin oyuyla Çankaya’ya çıkmış gayrimeşru bir Cumhurbaşkanı var karşımızda. Bu da şu veya bu nedenle oy vermeyenlerin sayesinde.

Keşke muhalefet partileri seçime hiç katılmasaydı da Tayyip seçime katılan % 37’nin %100 oyunu alıp öyle Cumhurbaşkanı olsaydı. Tayyip Erdoğan’a karşı birleşmekse tek maksat bu işin en kolay yolu da bu olurdu. Şaka bir yana muhalefet partilerinin yaptığı hamleler sonucu değiştirmek için yeterli değildi. O yüzden kimse oy vermeyenleri suçlayarak kendi beceriksizliğinin, örgütsüzlüğünün ve siyasi öngörüsüzlüğünün, pragmatistliğinin, ilkesizliğinin üstünü örtemez. Seçimin demokratikliği sistemin demokratikliğini ortaya serdi. Seçilen kişi Cumhurbaşkanlığını kazanmak için harcadığı milyarları çıkarmak üzere işe koyulacak. Hiçbir sermaye çevresi yatırdığı parayı çıkarmadan rahat etmeyeceğine göre yeni bir talan saldırısı bizleri bekliyor. Böyle bir sistemde oy kullanmayanları anlamayacak birşey yok aslında. Artık toplumsal duruma bir göz atmamız lazım.

Bu iş sokakta çözülür derken sadece eylem yapmaktan bahsetmiyoruz elbette. Tüm yaşam alanlarında haklarını bilen, hakları için mücadele eden bir toplum yaratmalıyız. Bunun için emek harcamalıyız. Mahalle mahalle, kapı kapı, emek emek büyütmeliyiz halkın hakları mücadelesini. Tayip Erdoğan’ın yeni Türkiye diye tariflediği muhafazakar, otoriter ve piyasacı anlayışa karşı mücadelenin yolu asla ve asla Tayyip’in Yeni Türkiye’sine uygun adayları (Mansur Yavaş, Ekmelettin İhsanoğlu vb.) bulup çıkarmak değildir. Çünkü bizler Tayyip Erdoğan’a karşı değil onun zihniyetine karşı, siyasal anlayışına karşı mücadele etmeliyiz. Halkın hakları mücadelesi, demokrasi, adalet, eşitlik mücadelesi kazanma vakti gelene kadar kaybetmeye mahkumdur. İthal oyuncularla bu durum değiştirilemez, zafer erkene alınamaz.

Umut sistem partilerinin her seçim önü yaptığı ayak oyunlarında, hayal pazarlama tekniklerinde değildir.Umut sokakta, mücadelede, devrimcilerde ve devrimci harekettedir. Umut halkın devrimci yolunda yürüyenlerdedir. Ne zaman yeterince örgütlü olursak o zaman kazanacağız, bu böyle biline. Ne zaman iş yerlerimizde sendikalarımız, işçi örgütlerimiz güçlü olursa, ne zaman tüm mahallelerimizde Halkevlerimiz olursa, ne zaman doğamıza ve kentimize sahip çıkan hareketleri büyütmeyi başarırsak, öğrenci hareketlerimizi büyütmeyi başarırsak o zaman kazanacağız. Çünkü biz, “kazanacağız” derken halk adına halkı yönetmekten söz etmiyoruz, halk iktidarından söz ediyoruz. Kazanmak için beklemeye başlayanlar, yeni sandık planları yapmaya başlayanlar, halkı sandığa ve parlamenterizme sürüklemeye çalışanlar daha çok beklerler. Örgütlenenler ve mücadele etmeye başlayanlar ise sabırla örgütlülüğü büyütmeli, Tayyip Erdoğan’a ve onun Yeni Türkiye’sine karşı hak mücadelelerini, ayrımcılığına karşı eşitliği, zorbalığına karşı adaleti büyütmeli…Çünkü umut buralarda, umut bizim değerlerimizde, bizim kavramlarımızda ve umut bizim biriktirdiğimiz ve biriktireceğimiz direnişlerde.

FAŞİZME, GERİCİLİĞE, PİYASACILIĞA,İŞBİRLİKÇİLİĞE KARŞI ADALET VE ÖZGÜRLÜK İÇİN, YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ! HAK VERİLMEZ ALINIR, ZAFER SOKAKTA KAZANILIR! ÜRETEN BİZİZ, YÖNETEN DE BİZ OLACAĞIZ!

 

11.08.2014

Yoruma kapalı.

Scroll To Top