Son Haberler

Savaşmayı, Barışmaktan daha çok sevdiğimiz bir dünyadayız! – Mert Dikmen*

6 Ocak 2014

Soru;

İnsanların hayvanlara yönelik bilimsel deneyler, kesimhaneler ve benzeri zalimliklerine nasıl son verilebilir?

Buna bir son verebileceğimizi sanmıyorum. Çünkü sevginin ne demek olduğunu bilmiyoruz. Hayvanlar konusunda niye bu kadar endişeliyiz? Endişeli olmayalım demiyorum, elbette olmalıyız. Ama neden sadece hayvanlar konusunda bu kadar endişeliyiz? Birbirimize karşı da zalim değil miyiz? Tüm sosyal yapımız şiddete dayanıyor ve bu şiddet sık sık savaşa dönüşüyor.

Eğer sahiden çocuklarınızı sevmiş olsaydınız savaşları durdururdunuz. Gerçek şu ki çocuklarınızı sevmiyorsunuz, Bu yüzden malınızı mülkünüzü korumak, devletinizi, inanç yeri veya kimi taleplerde bulunan başka bir organizasyonunuzu savunmak için çocuklarınızı feda ediyorsunuz.

Bir parçasını oluşturduğumuz toplum sahiplenmeci, şiddete dayalı olduğundan bizler de kaçınılmaz olarak birbirimize gaddarlık yapıyoruz. Tüm rekabet, kıyaslama mevki, mal, miras yapısı içinde şiddet var ve biz bunu kaçınılmaz olarak kabulleniyoruz. Bu yüzden hayvanlara karşı acımasız olduğumuz gibi birbirimize karşı da acımasızız.

Mesele nasıl kesimhaneleri ortadan kaldıracağımız ve hayvanlara karşı duyarlı olacağımız değildir, mesele bizim sevme sanatını unutmuş olmamızdır; duygusallık veye duyumculuk değilim, sahiden sevecen olma, sahiden kibar olma, sahiden müşfik olma duygusu. Sahiden sevecenliğin ne olduğunu biliyor muyuz?

Cennete gitmek için değil, kendin için bir şey istememek anlamında sevecenlik. Hiç kuşkusuz bu oldukça farklı bir psikolojik eğitim gerektirir. Bizler ta çocukluktan beri rekabet etmek, topluma uyum sağlamak üzere eğitildik. Topluma uyum sağlamak üzere eğitildiğimiz  sürece kaçınılmaz olarak zalim oluruz. Çünkü toplum yapısı şiddete dayanıyor.

Eğer çocuklarımızı sevmiş olsaydık onları bütünüyle farklı bir eğitimle yetiştirdik, böylece ne savaş olurdu, ne milliyetçilik, ne de zengin -yoksul ayrımı. Bu çirkin toplum yapısı baştan aşağı değişirdi.

Ne var ki bizler çok karmaşık ve esaslı olan bu sorunla hiç ilgilenmiyoruz. Sadece zalimliğin bu ya da şu yanının önüne geçmeyle ilgileniyoruz. Zalimliği durdurmayalım demiyorum. Mesele şu ki bizler zalimliği durdurmak için bir organizasyon kurabilir veya böyle bir organizasyona katılabiliriz; yazılar yazabilir, yorulmak bilmeden çalışabiliriz; sekreter, başkan falan olabiliriz, ama burada eksik olan sevgidir. Öte yandan eğer hiçbir bağlanma, hiçbir talep, hiçbir duygusallık veya duyumculuk arayışı olmadan sevginin ne olduğunu keşfetmeye  çalışmak -kallavi bir sorun – belki o zaman insanlar arasında ve insanlarla hayvanlar arasında farklı bir ilişkiyi tesis edebiliriz.

*Bir okurumuz

Yoruma kapalı.

Scroll To Top