Sarıbal: Bilimin altına dinamit yerleştiriyorlar

Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, kadro güvencesi elinden alınan öğretim görevlileri ile ilgili araştırma görevlilerinin sorunları hakkında mecliste bir basın açıklaması düzenledi.

orhan-saribal

Sarıbal, öğretim görevlilerinin güvence kanunlarının elinden alınmasına; “Bildiğiniz üzere Türkiye, 15 Temmuzdan beri KHK’lar ile yönetilmektedir. Halkın iradesi olan Meclis uzun süredir KHK’larla devre dışı bırakılmıştır. 15 Temmuz ve ardından yaşananlar, ülkemizde hukukun hiçe sayılması, Meclisin bypass edilmesi için kullanılmaktadır. Ancak biz bir kez daha ilan ediyoruz ki, bu ülke KHK’lara sığmaz. Özellikle bu halkın bilim insanlarına, bu deli gömleğini giydiremeyecekler.” diyerek tepki gösterdi.

Sarıbal ayrıca şunları söyledi

“Bilindiği üzere ülkemizde genç bilim insanları iki şekilde istihdam ediliyor:

1) Biri 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 33/a maddesi uyarınca çalışan, iş güvencesi olan, doktorasını bitirdiğinde üniversitede çalışmaya devam eden araştırma görevlileridir.

2) Diğeri ise, yine aynı Kanunun 50/d maddesi gereğince atanan, iş güvencesi olmayan, doktorasını bitirdiğinde işsiz kalma korkusu yaşayan, hatta pek çoklarının işsiz kaldığı, araştırma görevlileridir.

2002 yılından bu yana Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) adıyla iş güvenceli 33/a kadrolarına, genç bilim insanlarının atamaları gerçekleşiyordu. Bütün kadro karmaşası aynı işi yapan insanların, farklı statü ve haklara sahip olması gibi anlamsız bir sorun yaratmaktadır. Özellikle ülkemizin geleceği olan genç akademisyenler arasında böylesine bir ayrımcılığın yaratılması oldukça tehlikeli ve ciddi bir sorundur.” dedi.

CHP olarak pek çok platformda bu sorunun ortadan kaldırılmasını birçok kez dile getirdiklerini söyleyen Sarıbal; son yapılan değişiklikle öğretim görevlilerinin kadro adaletsizliğinin önünün daha da açıldığını ileri sürdü.

Sarıbal; öğretim görevlileri ile ilgili basın açıklamasının devamında şöyle konuştu:

“1 Eylül 2016 Tarihli ve 29818 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 674 sayılı KHK’nin 49 uncu maddesi ile bütün ÖYP’li araştırma görevlileri 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesinden 50/d maddesi kapsamına geçirilmiştir.

Böylelikle yaklaşık 15 bin bilim insanının iş güvenceleri, kadroları ellerinden alınmıştır. Yıllardır bizim önerdiğimiz çözümün tam tersi bir uygulama ile karşı karşıya bulunmaktayız. Siyasi iktidar bu sorunu çözmek yerine daha da büyütmeyi, bu ülkenin bilimsel gelişiminin altına dinamit yerleştirmeyi tercih etti. Üstüne üstlük bu uygulama 15 Temmuz darbe girişimi ve OHAL’in yarattığı atmosferden yararlanılarak hayata geçirilmektedir.

Bu durum kabul edilemez. On binlerce insanın iş güvencesini bir gecede ellerinden alınmasına, bunca bilim insanının yetiştirilmesi için harcanan kamu kaynaklarının israfına, ülkemize yıllarca hizmet etmesi beklenen akademisyenlerin bilim dünyası dışına itilmelerine ve beyin göçüne yol açan bu karmaşa bir an önce son bulmalıdır.

Ülkemizin yükseköğrenim sisteminin sürekliliği yok edilmekte, geleceğimiz karanlığa gömülmek istenmektedir. Bu hukuksuzluk derhal sona ermelidir. Kimse bu halkın aklına, üniversitesine deli gömleği giydirmeye çalışmamalıdır.

Üniversitelerimizde lisansüstü eğitim yapan öğrencilerin finansmanı için geçici bir çözüm aracı olarak üretilen 50/d statüsü, bir istihdam biçimine dönüşmüştür. Güvencesiz çalışmak zorunda bırakılan binlerce akademisyenimizin arasına, ÖYP’li bilim insanlarının da eklenmesi ile üniversiteler için 50/d kadrosu neredeyse tek istihdam biçimine dönüşmüştür.

Bilim dünyasına 674 sayılı KHK ile getirilen bu adaletsizliğin çözümü için;

  • Kamu görevlisi olarak istihdam edilmiş olan araştırma görevlilerini güvencesiz çalışmaya mahkûm eden 674 sayılı KHK derhal yürürlükten kaldırılmalıdır!
  • Araştırma görevlileri yalnızca 33’ üncü maddeye göre istihdam edilmelidir!
  • Yalnızca ÖYP kapsamındakiler değil hâlihazırda 50/d maddesi ile istihdam edilen tüm araştırma görevlileri 33 üncü madde kapsamına alınmalıdır!
  • Bu süreçte eğitimlerini sürdürme koşulları elinden alınan genç bilim insanlarının maddi manevi zararları tazmin edilmelidir!

Hükümeti bilim dünyamızdaki bu adaletsizliğe son vermeye çağırıyorum.

OHAL ve KHK’ları fırsat olarak gören AKP’yi ve Cumhurbaşkanını bir kez daha uyarıyorum; vicdanlı ve tarafsız olmalarını, fırsatçı ve faşizan yapıdan vazgeçmelerini istiyorum.” şeklinde sözlerini tamamladı.