Son Haberler

Pensilvanya’dan mektup var, sahi o mektupta ne yazıyor? – Elif Güven

6 Ocak 2014

AKP’nin dershanelerin kapatılması/ dönüştürülmesi hamlesi iktidar bloğu içerisindeki kardeş kavgasını hane içi bir kavga olmaktan çıkartıp tüm ülkenin gözü önünde cereyan eden bir hale soktu. Türkiye  siyasal tarihinde 17 Aralık, pek çok bakan çocuğunun ve üst düzey bürokratların karıştığı bir yolsuzluk, rüşvet operasyonu ile geçmiş oldu. AKP ise Emniyet’te görevden almalar ve yer değiştirmeler ile cevap verdi. Sonra başladı bir küresel komplo, dış mihraklar tartışması.

Onca rüşvet yolsuzluk iddiası varken insan bir açıklama bekliyor tabii. Ancak kimse “böyle bir yolsuzluk böyle bir rüşvet yok; bakın bu belgesi, bu para şuradan geldi bu da makbuzu, bu saat şuradan geldi bu da faturası” demiyor. Varsa yoksa dış mihraklar, küresel komplo- hatta küresel suikast?- paralel devlet. Tayyip Erdoğan şimdi de “demokratik ülkelerde paralel devlet olmaz bununla mücadele edeceğiz” diyor. Derin devlet tartışmalarına paralel devlet eklendi bir de. Devletin derini, paraleli, eşkenarı nedir, olur mu? Başka bir yazının konusu olsun. Ancak Gezi direnişi ile başlayan Haziran İsyanı’nı büyük bir polis şiddeti ile bastırıp 6 gencin yaşamını alanlar, yılbaşı gecesi bile eylem olur korkusu ile Taksim’e, Nişantaşı’na Toma yerleştirenler demokrasi savunuculuğuna yeniden soyunmasınlar bir zahmet.

Demokratik ülkelerde paralel devlet olmaz diyor ya Tayyip Erdoğan, demokratik ülkelerde asıl şunlar olmaz: Yolsuzluk soruşturmasını engellemek için yeni savcılar atanmaz, bakan çocukları gözaltına alındı diye emniyette görevden almalar yapılmaz, adı geçen bakanlar istifa etmek için bu kadar beklemez, istifa eden bakan bizzat kendisi “benim imzaladığım her belgenin altında Başbakan’ın imzası var o da istifa etsin” demişken bir Başbakan yerinde kalmaya, konuyu küresel komplo diyerek  manipüle etmeye çalışmaz.

Küresel komplo demişken, Pensilvanya’dan gelen bir mektubumuz var artık. Mektubun kime yazıldığı ve içeriği büyük bir spekülasyon konusu. Başbakan bana mektup geldi diyor, pazarlık diyor, uzlaşı diyor. Cemaat açıklama yapıyor: “Mektup Başbakan’a  yazılmadı. Pazarlık mektubu da değil”.

Peki kime yazılmış, ne yazıyormuş o mektupta, açıklama çok muğlak. Belli ki kavga dindirilmeye, yeni bir zeminden, yeniden ittifak tesis edilmeye çalışılıyor.

“Sen benim dershanelerimi kapatmaya kalktın, ben de senin yolsuzluklarını ortaya çıkarttım. Tamam ikimiz de geri çekilelim. Sen benim dershanelerime, devlet içindeki yapılanmama karışma, ben de daha fazla yolsuzluğunu ortaya çıkartmayacağım” sözü mü veriyor birileri?

Senelerce birlikte iktidar edenler, birbirlerinin açıklarını, yolsuzluklarını, hukuksuzluklarını bilip bu zamana kadar susanlar, işlenen her suça suç ortaklığı etmemiş midir bu zaman kadar?

Peki şimdi kendisine dokunulmaması karşılığında susmaya söz verenler, daha mı temiz olacak AKP’den?

Özel hayatınıza girmek istemem ama siz asker arkadaşı olmadığınıza göre şahsi bir mektup değil bu. Ve o mektupta yazılanlar beni ilgilendiriyor.

Beni ilgilendiriyor; çünkü aldığınız rüşvetler ile imara açıp sermayeye peşkeş çekilen alanlar kentin ortak alanları, yolsuzluklar ile kasalarınıza, ayakkabı kutularına doldurduğunuz paralar da bu halkın parası. Sizin bu kavganız beni çok ilgilendiriyor bu yüzden. Üzerine pazarlık yaptığınız bu ülkenin insanlarının geleceği.

Bu uzlaşı çabası sonuç verecek mi göreceğiz. Ancak adı yolsuzlukla anılan bir hükümetle kendisine dokunulmaması şartı ile girişilen mektuplu pazarlığın, ülkenin demokrasi tarihine altın harflerle yazılacağı kesin.

Bir de dipnot; Siz bu kavgayı bitirmek için çabalarsınız elbet ama unutmayın, hane içi kavganız sokağa taştı. Buradan sonrasını biz devralıyoruz.

Ve herkesin malumu olduğu üzere sokak pazarlık yapmaz! Hesap sorar ve özgürleştirir…

Yoruma kapalı.

Scroll To Top