‘Modern Türkiye’nin abalıları ‘sağlıkçılar’ – Dr. Ömer Levent Soydinç

Dr. Ömer Levent Soydinç

Cumhuriyet devrimlerinin en büyük kazanımlarından biri olan ücretsiz, ulaşılabilir sağlık hizmeti ve koruyucu hekimlik uygulamaları ile hızla sağlığına kavuşan ülke halkını aradan geçen doksan yıl sonra bugün büyük bir tehlike bekliyor. Özveri gerektiren, kişisel sağlık gereksinimlerinden ödün vermeye zorlayan, maddi kazanımı hak ettiği değerden her zaman çok uzak olmuş sağaltıcılık mesleği, ne yazık ki son yılarda giderek artan bir hoyratlığın, nankörlüğün, değer bilmezliğin pençesi altında kıvranmaktadır. Hemen hemen her gün ülkenin dört bir yanından ulaşan sağlıkçılara saldırı haberleri ile sarsılıyoruz. Sağlık uygulayıcıları nöbete giderken, polikliniklere girerken, ambulans görevine çıkarken, ailesiyle son kez görüşüyormuş gibi korkarak evden ayrılmaktan, her an başına bir şey gelecekmiş korkusuyla yaşamaktan bıktı usandı. Bir zamanlar yolda giderken şükür ve minnet dolu cümlelerle selamlanan sağlıkçılar artık kendilerini toplumdan dışlanmış, üvey evlat yerine koyulmuş gibi hissediyorlar.
 Herşey sağlıkta dönüşüm adıyla piyasaya sürülen “üst akıl” oyunu sahneye koyulduktan sonra başladı. Olası başarısızlıkların fatura edileceği adres hemen belli olmuştu. “Vurun abalıya” deyişini pek de haklı çıkaracak şekilde doktorların hedef gösterilmesiyle saldırıların fitili ateşlendi. Binlerce yıldır minnetle anılan sağlıkçılara yönelik şiddet giderek tırmanarak sonunda doktorların öldürülmesiyle zirve yaptı. Uygulanan temelsiz, kapitalizmin vahşi yüzünü açıkça ortaya seren sağlık politikasının hastayı müşteri, hastaneleri de işletme olarak görmesine, siyasetçilerin doktorları hedef alarak ağır ithamlarda bulunmaları da eklenince şuursuz ve eğitimsiz güruhun cesareti iyice arttı. 
 17 Temmuz günü Şanlıurfa’da Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Acil Servisi’nde görevli olan Dr. Bahattin Ahmet Yalçın, bir hasta yakını tarafından başına sert bir cisim vurularak darp edildi. Türk Tabipler Birliği, uzun yıllardır sağlıkta yaşanan şiddetin nedenleri, şiddete karşı alınacak önlemler konusunda kamuoyunu bilgilendirmekte, yöneticileri şiddeti durdurmak için sorumluluk almaya davet etmektedir.

Bütün bu çabalarımıza rağmen, Dr. Ersin Arslan, Dr. Kamil Furtun ve Dr. Aynur Dağdelen’in öldürülmeleri ve nice şiddet olayı ile siyasal iktidarın sağlıkta hiçbir adım atmadığını üzülerek görüyoruz. Gelinen aşamada sağlıkta şiddet sağlık hizmet sunumunun hemen tüm aşamalarında yaygın ve ciddi bir sorun haline dönüşmüştür. Sağlık kuruluşlarında her gün ortalama 30 şiddet vakası yaşanmaktadır. Özellikle acil servisler şiddetin kol gezdiği, sağlık çalışanlarının kendilerini emniyette hissedemedikleri, sağlık hizmetini güvenli ortamlarda veremedikleri yerler haline gelmiştir.

Bu sorun, bir yandan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının can güvenliğini tehdit ederken aynı zamanda sağlık hizmeti sunumunu da engeller hale dönüşmüştür. Bu durum; sürdürülebilir, kabul edilebilir, katlanılabilir değildir!

Elbette sağlıkta şiddetin toplumsal etkenleri vardır ve bunlar giderilmedikçe sağlık kuruluşlarını tam olarak güvenli ve huzurlu yerler haline getirmek olanaklı değildir.

Kuşkusuz, her yıl nüfusumuzdan fazla sayıda acil servis başvurusu olmasının ve bu kışkırtılmış acil sağlık talebinin eldeki hizmet olanaklarıyla tam olarak karşılanamamasının, yurttaşların sağlık hizmet beklentisinin yapay biçimde yükseltilmesinin gelinen tabloda katkısı büyüktür.

Ancak, açık olarak görülen bir başka gerçek, kamu idaresinin sağlık kuruluşlarının ve sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak için alması gereken özel önlemleri de almadığı veya bunların yetersiz kaldığıdır.

Sağlık çalışanlarının hiçbir suçları yokken ilkel toplumlarda bile örneğine rastlanmayacak böyle vahşi saldırılara maruz kalmalarının önüne geçmek için resmi otorite ve diğer paydaşların bir araya gelmesi, TTB Merkez Konseyi tarafından önerilen maddenin “sağlıkta şiddeti önleme yasası”’na eklenmesi ve yasanın bir an önce TBMM’de yasalaştırılması son derece caydırıcı olacaktır.
 Bu ek madde şöyledir:

“Kamunun Sağlığına karşı suçlar:

Sağlık hizmetini Engelleme:

(1)   Sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık personeline karşı, sağlık hizmeti sunumu esnasında veya verilen sağlık hizmetinden kaynaklanan nedenlerle cebir, şiddet veya tehdit kullanan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2)   Bu filler sonucu sağlık hizmeti kesintiye uğramış ise yukarıdaki fıkraya göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır.
 Sağlıkla kalın.

Bursa Muhalif Gazetesinde yayınlanmıştır