Köylünün su kaynakları özel sektöre tahsis edilecek

Hükümet tarafından Meclise sunulan “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülmeye başlandı. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal orman köylülerini şirketlere muhtaç bırakacan tasarıyla ilgili basın açıklaması yaptı.

Tasarı ile orman kooperatiflerinin ve orman köylülerinin kazanılmış hakları gasp ediliyor. Küçük üreticilerin elindeki toprakların toplulaştırma adı altında şirketlerin eline geçmesi kolaylaştırılıyor. Ayrıca su kaynaklarının özel sektöre tahsis edileceği yeni bir sisteme geçiliyor.

Tasarı hakkında yazılı bir açıklama yapan CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan SARIBAL “Bu Kanun Tasarısı ile AKP ülkemizin ormanlarının, tarım arazilerinin ve sularının ranta ve talana açılması kolaylaştırılmaktadır” dedi.

Orman köylüsünün kazanımları yok ediliyor

Tasarının 13’üncü maddesi ile dikili satış uygulaması dayatılmaktadır. AKP iktidara gelinceye kadar orman emvali devlet eliyle üretiliyordu. AKP orman köylüsüne önemli bir gelirin sağlandığı orman emvali üretim çalışmalarını yandaşlarına peşkeş çekmektedir. Dikili satış uygulamasında çalışanların hiçbir yaşam güvencesi olmadığı gibi sosyal güvenlik hakları da yoktur.

Öte yandan yasalar tarafından orman köylülerine verilen ve ürettikleri orman emvalinin yüzde 25’ine daha ucuz bir maliyetle sahip olma hakkının Tasarının 14’üncü maddesi ile orman köylülerinden alınarak yandaşlara verilmesi uygulaması asla kabul edilemez.

Orman talanına yeni bir kapı aralanıyor

Tasarının 19’uncu maddesi ile bilim ve fen bakımından orman olarak tutulmasında yarar görülmeyen ve tarım arazisine dönüştürülemeyen yerler ile üzerinde yerleşim yeri bulunan veya yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık alanlar orman sınırları dışına çıkartılacaktır. Bu madde ile orman talanına yeni kapı aralanmaktadır.

Küçük işletmelerin şirketlerin eline geçmesinin yolu açılıyor

Tasarının 8’inci maddesinde “Sahiplerinin rızası aranmaksızın zorunlu arazi toplulaştırma yapılabileceği, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazilerin toplulaştırabileceği veya kamulaştırabileceği; böylelikle asgari büyüklükte yeni tarımsal araziler oluşturulabileceği” belirtilmektedir. Böylelikle AKP’nin küçük aile tarımını değil, şirketlere dayalı bir tarımsal yapıyı hedeflediği ortaya çıkmaktadır.

Sulama suyu bedeli şirketler tarafından belirlenecek

Tasarının 6’ıncı maddesi ile “Kamu kurum ve kuruluşları dışındaki tüzel kişilere devredilen sulama tesislerinde, kullanıcıların ödeyeceği ücretlerin devir sözleşmesi ile belirleneceği” belirtilmektedir. Zaten Tarım Bakanı Eşref Fakıbaba da “Her tarlanın başına saat getirileceğini, evlerdeki gibi parasını ödemeyenin de suyunun kesileceğini” söylemişti.

Bu madde ile su kaynaklarını eline geçiren özel şirketlere hiçbir sınırlama olmaksızın ücret belirleme ve bu ücreti istediği zaman tahsil etme yetkisi verilmiş olacaktır.

Sulama tesisleri şirketlere devredilebilecek

Tasarının 8’inci maddesinde “Sulama tesisleri, DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle veya işletme hakkı devri yoluyla özel hukuk tüzel kişilerine işlettirilebilir” denilmektedir. Bu uygulama ile tarımı darbe alacak, sulu tarım yapılamaz hale gelecek, tarım tekelleşerek istihdam azalacaktır.

Seçimle gelen sulama birliklerinin yönetim organları feshedilecek

Tasarının 53’üncü maddesine göre Tasarının yasalaşmasıyla birlikte sulama birliklerinin organları hiçbir işleme gerek kalmaksızın feshedilmiş olacaktır. Birlik başkanlığı DSİ tarafından atanacak bir kamu görevlisine devredilecektir. AKP bu maddeyle demokrasiye zerre kadar tahammül edemediğini ortaya koymaktadır.

Meclisten geçmemesi için elimizden geleni yapacağımız bu düzenleme katılımcı su yönetimi politikasına son verilerek; su kaynaklarının özel sektöre tahsis edileceği, sulama suyunun ticarileştirileceği yeni bir sisteme geçilmektedir.