Son Haberler

Karayalçın: “Hayır oyu çıkacağına inanıyorum”

8 Nisan 2017

Türk siyasetinde SHP Genel Başkanlığı, Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuş deneyimli siyasetçi Murat Karayalçın, CHP Bursa İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında referandum kararını ve gerekçelerini anlattı. Anayasa referandumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Murat Karayalçın; “Ben bu paketi üç yönüyle eleştiriyorum ve buradan hareketle de hayır oyu kullanma kararını vermiş bulunuyorum” dedi.

Türk siyasetinde SHP Genel Başkanlığı, Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuş deneyimli siyasetçi Murat Karayalçın, CHP Bursa İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi. Toplantıda İl Başkanı Şadi Özdemir, Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal ve çok sayıda partili de hazır bulundu. Sosyal Demokrasi Derneği’nin örgütlediği Planlama ve Kooperatifçilik konulu söyleşi için Bursa’ya geldiğini ifade eden Murat Karayalçın, iki günlük programının ilk gününde CHP İnegöl örgütüyle bir araya geldiklerini söyledi. Karayalçın, Anayasa referandumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunmak istediğini belirterek; “İçine girdiğimiz son 8 günlük süre içerisinde 18 maddeyle ilgili tek tek değerlendirmeler yapmak yerine paketin bütünüyle ilgili bir değerlendirme yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Ben bu paketi üç yönüyle eleştiriyorum ve buradan hareketle de hayır oyu kullanma kararını vermiş bulunuyorum. Bunlardan birincisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni oluşturan güçlerin tek bir elde toplanmış olmasıdır. Doğrudan ve dolaylı yöntemlerle Yasama, Yürütme ve Yargı Cumhurbaşkanlığı makamında birleştirilmektedir. Bu dünyanın hemen hemen hiçbir ülkesinde görülmemiş olan bir düzenlemedir. Tam tersine Amerikan devriminden bu yana, Fransa devriminden bu yana dünya devletleri, toplumları güçlerin ayrıştırılmasını, ayrı tutulmasını, güçlerin birbirlerini dengelemelerini, denetlemelerini sağlayan, öngören bir uygulama içinde olmuşlardır. Güçlerin birleştirilmesinden titizlikle kaçınılması gerektiğini ortaya koymuşlardır. Özellikle demokratikleşme açısından, hak ve özgürlüklerin kullanımı açısından, devleti oluşturan bu üç gücün birbirinden ayrı olmasının, bu üç gücün birbirini dengelemesinin, denetlemesinin yaşamsal bir önemi olduğu yaşanarak görülmüştür. Bu paket biraz önce de ifade ettiğim gibi devletin bu üç erkini doğrudan ve dolaylı yöntemlerle Cumhurbaşkanlığı makamında birleştirmektedir. Bu kabul edilemez” açıklamasında bulundu.

Bu yanlıştır kabul edilemez

İkinci neden olarak çoğulcu yapının tasfiye edilecek olmasını gösteren Murat Karayalçın sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye siyasetinde çok yaygın ve istediğimiz ölçüde olmasa bile mevcut olan çoğulcu yapıyı tümüyle tasfiye edecek ve onun yerine çoğunlukçu bir yapıyı getirecek olmasıdır. Sayın Başbakan verdiği bir demeçte eğer evet çıkarsa Türkiye’nin siyasi partiler ve seçim yasalarında bir değişiklik yapılması gerektiğini söylüyordu. Bu bence de doğru olan bir saptama. Her rejimin kendisine denk düşen, kendisiyle uyumlu olan bir siyasi partiler yasası ve bir seçim yasası vardır. Parlamenter sistemin siyasi partiler yasası ve seçim yasası ile başkanlık rejiminin siyasi partiler yasası ve seçim yasası birbirinden farklıdır. Türkiye’de parlamenter sistemin siyasi partiler yasasını, seçim yasasını biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak eleştiriyoruz, doğru bulmuyoruz. Başta yüzde 10 barajı olmak üzere, parlamenter sistemin siyasi partiler sistemini ve seçim sistemini değiştirmek gerektiğini söylüyoruz. Ama bu sistemle eğer evet çıkarsa, mevcut olan sistemi tümüyle kaldıracak ve onun yerine yeni bir sistem getirecek. Bu yeni sistem çok büyük bir olasılıkla dar bölgeye dayanacaktır. Eğer evet çıkarsa TBMM’nin 600 üyesi olacaktır. Bu, Türkiye’de 600 seçim çevresinin olacağı anlamına gelebilecektir ve bir oy fazla alan Milletvekili seçilecektir. Bu, Türkiye’nin seslerinin, renklerinin bizim en önemli yerimiz olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşınamaması anlamına gelecektir. Çünkü bir oyla kazanan, tümünü alıyor. Dar bölge sisteminin mantığı böyle.  Temsilde adalet tümüyle ortadan kalkıyor, bu sürdürülemez. Eğer Türkiye’nin seslerini, renklerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıyamazsanız, bu rejimi Türkiye’de sürdüremezsiniz. Türkiye’de ulusal bütünlüğümüzü, birliğimizi kardeşliğimizi sağlayamazsınız. Meclis, bir grubun elinde olur. Bu yanlıştır.  Kabul edilemez.”

Kültürümüzde böyle bir şey yok

Partili Cumhurbaşkanlığı düzenlemesinin yanlış olduğunu belirten Karayalçın, üçüncü nedenin de bu düzenleme olduğunu vurgulayarak; “Bizim kültürümüzde böyle bir şey yok, bu kabul edilemez. Biz cenazeyi, bayrağı ve Cumhurbaşkanı’nı ayakta ve cepheden selamlayan bir kültürün insanlarıyız. Şimdi partili Cumhurbaşkanlığı geliyor. Bir partinin Genel Başkanı aynı zamanda Cumhurbaşkanı, ne yapacağız, nasıl selamlayacağız? Bir partinin Genel Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı… Bu nasıl olacak? Başkomutan olarak nasıl kabul edeceğiz? Bu sürdürülemez. Ben halkımızın fıtratında böyle bir şey olmadığına inanıyorum. Bu sıraladıklarım yalnızca benim bireysel düşüncelerim değil. Uzunca bir süredir Türkiye’nin gidebildiğim her yerinde yurttaşlarımızla birlikte oluyorum. Yalnızca CHP’ye değil, başka partilere de oy vermiş yurttaşlarımızla da görüşüyorum. Bu saydıklarımın hemen hemen tüm yurttaşlarımız tarafından düşünce olarak seslendirildiğine tanık oldum. O nedenle sadece bireysel düşüncelerimi sunmuyorum, aynı zamanda gözlemlerimi de sizlerle paylaşıyorum. Hayır oyu çıkacağına inanıyorum, gözlemim de bu doğrultudadır. Bu konularda oran verilmesini doğru bulmuyorum ama yüzde 53-55 bandında hayır çıkacağı şeklinde bireysel gözlemim var. Dilerim halkımız beni yanıltır ve yüzde 60 oranında daha yüksek hayır oyu kullanır” değerlendirmesinde bulundu.

Tutarsızlığı ortaya koymaktadır

Hükümetin çift başlılık açıklamalarına da değinen Murat Karayalçın, çift başlılık sözcüğünü doğru bulmadığını söyledi. Yürütme erkinin Başbakan ve Bakanlardan oluştuğuna dikkat çeken Karayalçın; “Bunun adı çift başlılık değil, ikili yapıdır. 50. Hükümette Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakanı olarak görev yaptım. 20. Dönemde Samsun Milletvekili olarak görev yaptım. Kamuda daha önce de görevlerim oldu. Doğrusu ben bunun işleyişinin Türkiye’de bir olumsuzluk yaratmadığı kanısındayım. Eğer böyle bir iddia varsa, Sayın Başbakan bunun sorun yarattığını söylüyorsa bir kaç göstergeyle bunun ne gibi bir sorun olduğunu açıklaması gerekir. Bu gözlemini ya da saptamasını kamuoyuyla paylaşması gerekir. Verilen tek bir örnek var, rahmetli Bülent Ecevit ile dönemin Cumhurbaşkanı arasındaki tartışma… Bu sistemin, rejimin ya da modelin getirdiği zorunlu bir tartışma değil. 90 küsur yıllık tarihimizde eğer bir tek böyle bir olay yaşanmışsa bunu bireysel olarak görmek gerekir. Buradan hareketle koskoca sistem değiştirilir mi? Ben tersini iddia ediyorum. Bunun için de sağlam göstergelerimiz var. Neye bakmak gerekir? Karar alma sürecine bakmak gerekir. Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına, Bakanlar Kurulu toplantılarına, Kararname hazırlıklarına, yasama hızına bakmak gerekir. Ben de Sayın Başbakan’a sormak istiyorum; Geriye bakıldığında bu alanlarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti hangi sıkıntıları yaşadı? Çok geriye değil kendi dönemlerine bakalım. 15 yılda acaba bu konuda Sayın Başbakan’ın iddia ettiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti işleyiş hızı itibariyle hangi sıkıntıları yaşamıştır? Böyle bir şey yok. Savunulamıyor, gerekçe dile getirilemiyor işte bu tür tanımlanamayan ve dolayısıyla tartışması yapılamayan bazı iddialar dile getiriliyor. Bazen bunun tersini de söylüyorlar. Bazen ikili yapı şikayeti var bazen de sadece Başbakan üzerinden işliyor yani tek bir yapının getirmiş olduğu sorunlar sıkıntılar var ifadesini kullanabiliyorlar. Bu da bir tutarsızlığı ortaya koymaktadır” diyerek sözlerini tamamladı.

Yoruma kapalı.

Scroll To Top