Kabullenmek bir türün toplu olarak intiharıdır – Emre Yavuz

Yüzyıllardır acziyet, korku, üstelik aç kalma korkusu üstelik ölüm korkusu üzerinden kar elde edilen yeryüzünde insanlık, iyi niyet, vicdan, duyarlılık, hoşgörü, empati, adalet, haklı kazanç kavramlarından hiçbiri tutarlı ve geçerli değildir. Mağdurun tarafında görünen her kavram, şahıs, kurum, devlet, yönetim yani her türlü oluşum sömürü zihniyetinin uzmanlaşmış bir başarıyla uyguladığı büyük bir illüzyondur. Bu illüzyonun başarıya ulaşması için, etki altına alındığı dönemlerde bütün sanat ürünleriyle geliştirilen, sömürülmeyi onurlu bir mağduriyet olarak göstermek için umut diye bir kavram kullanılmış; bu yolla din, medeniyet, yasa, otorite merkezli adalet, oligarşi, mutlakiyet, demokrasi, cumhuriyet gibi kuşatma yapıları ‘insanca yaşama onuru’ yalanı adı altında insanı ele geçirmiş, kabullenmeye, boyun eğmeye, susmaya mecbur bırakıp endüstriye bir çark konumuna getirmiştir.

Buraya kadar mağdur gibi görünen insan bu noktada tam da sistemin istediği gibi doğasına karşı gelerek kölesi olduğu sisteminin bir de katalizörü olmuş ve daha da ileri giderek bunu görev edinmiş ülkü, miras gibi geleneksel; edebiyat ve düşün gibi sözde çağdaş metodlarla nesillerce uyu-t-ma politikası uygulamıştır.

Her ne kadar üstün bir tür olduğunu iddia etse de biyolojik yaşamı santimetrelik bir cam parçasının etkisi kadar basit olan insan, panik haliyle mantıklı bir direniş halinden kaçıp yalnızlaşmaya yönelmiştir. Yalnızlaştıkça kuşatmanın gücü karşısında etkisizleşen ve boğulan toplum, derin melankoliyle aşk, umut, aile gibi yapay kavramlara gömülüp, örgütlülüğünü kullanmadan teslim olmuştur. Bu teslimiyet hali devam ederken ‘sistem’ toplumları terörize ederek bir yandan silahlanmayla çarklarını döndürürken bir yandan milliyetçilik ve getirisi olan bütün inanç sistemleriyle kutuplaştırarak kuklalaştırmış, akli dengesi uykusunda, acısında, mutluluğunda, ölümünde dahi baskı altında olan toplum sağ elindeki cam parçasını sol bileğine bastırmıştır.

Bugüne kadar gücü ve acımazlığı dışında çok bir şey görmediğimiz ‘sistem’ insan koruyuculuğunu üstlendiği anda bitmiş bile olabilirken, belki hala şansı varken türün kendi içinde bir temizlik yapmadan bunu fark etmesi mümkün değildir.